DİĞER HABERLER
- EVET yok HAYIR yok BAYRAM var
- Terasta bayramlaşma
- CHP 87 yaşında
- AKP kıpır kıpır
- Rektör Komsuoğlu; “Yeniden Adayım”
- Cephanelik’te inşaat başladı
- Bağçeşme’de pompalı dehşet
- Pirelli’de kaza iki işçi yaralı
- Sapanca Yolu’nda kelle koltukta
- Sabancı Kültür Merkezi, yeni yüzüyle 21 Eylül’de açılacak
- Levis’ten yeni şube
PERDE ARKASI HABERLERİ
- Şehir merkezinde bile çok fazla silah atıldı
- ADD Başkanından da Tür’e ağır sitem var
- Evin karşısındaki okula çocuğunu kaydettiremedi
- Belediye arabası çöpleri yol kenarına bırakıyormuş
- Özdilek Sinemaları çok şık olmuş
SPOR HABERLERİ
- Çelik, Kocaelispor’un yenisine de karşı çıktı
- Mardin maçıyla çıkış sürecek
- Bayram mesaisi
- Metin Gencer eldivenleri giydi
- Gölcük’te çifte kutlama
EN ÇOK OKUNANLAR
- MHP’nin bayramlaşması Hasan Gemici’ye alındı
- İftar gezmesi ölümle bitti
- “Kendimi benzin döküp yakacağım”
- Topel’den sivil uçak haziranda havalanacak
- 400 kişiye 3 aylık iş
EN ÇOK YORUMLANANLAR
Yoksula yemek götürmek suç mu?
Devlet -daha doğrusu hükümet- Ankara'da direnen Tekel işçilerini düşman gibi görmeye başladı. Hani yakında direnen Tekel işçileri için de Ergenekon Çetesi davası açılırsa şaşmamak lazım.
Hükümetin bir Bakanı “Tekel eyleminin arkasında PKK ve diğer marjinal örgütler var” demiş.
Daha önemlisi, Ankara Valiliği, açlık grevine başlayan, çadırlarda buz gibi soğukta direnişlerini sürdüren Tekel işçilerine resmi plakalı araçlarla yiyecek getirip dağıttıkları için üç belediye hakkında suç duyurusunda bulunmuş.
Bu ülkede yoksula yiyecek dağıtmak, bunu resmi plakalı araçlarla yapmak suç olsa, önce bütün AKP'li belediyelerin başkanlarını alıp, içeri atmak lazım.
Kendileri işsiz, fakir fukara ailelere koli koli yiyecek dağıtmıyorlar mı?.. Ramazan ayında binlerce aileye sıcak yemek götürmüyorlar mı?.. Bu durumu Başbakan Erdoğan her fırsatta övünerek anlatmıyor mu?
Tekel işçilerine üç belediye yiyecek, su götürmüşse, bunu günümüz Türkiye'sinde suç unsuru görmek ne kadar mantıklı?..
Hükümet kendisine sürekli bir düşman arıyor. Bazen medya, bazen muhalefet, bazen asker, bazen yargı, bazen patronlar, bazen sendikalar hükümet için “Düşman” oluyor. Şimdi Tekel işçilerini düşman ilan ettiler. Çok yanlış yapıyorlar.
Başbakan'ın kitabı çok satış yapar
Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeler, pek çok alanda aynı anda mücadele vermenin gerilimi, Başbakan Erdoğan'ı bir hayli yordu ve yıprattı.
Geçen hafta Meclis'te yapılan, geceye sarkan ve büyük kavga ile sonuçlanan toplantıda Başbakan gergindi. Aslında benim tespit edebildiğim kadarıyla, eşi için Meclis'te söz söyleyen olmamıştı. Ama Başbakan, kürsüye çıktı, eşi Emine Hanım'ın siyasete alet edildiğini öne sürdü. Kıpkırmızı oldu... Bağırıp, çağırdı...
Sanatçı Nejat Uygur'u GATA'daki ziyaretinin, başörtüsü nedeniyle gerçekleşmemesini bir kez daha anlattı. Bu konuya daha ileriye götürdü. Başbakan olmasına rağmen karşılaştığı onur kırıcı, demokrasi ile bağdaşmayan pek çok olay bulunduğunu söyledi “Biz bunları hep içimize attık. Ülkem kaldırmaz diye konuşmadık” dedi.
Erdoğan, açıklamadığı ama ima ettiği bu olayları “Siyasi hayatı bittikten sonra” kitap hâline getirip, yazacağını da söyledi.
Günün birinde Başbakan Erdoğan, gerçekten kendi dönemiyle ilgili anılarını yazarsa, bu kitap çok tutacaktır. Onlarca baskı yapıp, yüzbinlerce adet satılacağından eminim.
Üstelik bugüne kadar hayatında hiçbir kitabı eline alıp okumamış pek çok insan da, ilk kez Başbakan Erdoğan'ın yazacağı bu anılar kitabını okuyacaktır.
Erman Toroğlu'nu çok ararız
Digitürk 2010-2015 yılları arası Türkiye Süper Ligi maçlarını naklen yayınlama hakkını rekor bir fiyatla satın aldıktan birkaç gün sonra beklenmedik bir karar aldı. Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka tarafından hazırlanan çok ilgi gören, çok ses getiren Maraton programı yayından kaldırıldı.
Bu kararın gerekçesi olarak programda Erman Toroğlu'nun zaman zaman çizgiyi aşan konuşmaları ile ligin marka değerini düşürmesi, hakemlerin bu programdan duydukları rahatsızlık nedeniyle yanlışlar içine girmesi gösterildi.
Erman Toroğlu gerçekten de kimi zaman boyunu aşan laflar ediyor, bazı konu ve kişiler hakkında sabit fikirli davranıyordu. Ama Türk futbolu için de bir marka olmuştu. Maçlarda yaşanan tartışmalı pozisyonlar ile ilgili onun yorumları nihai karar sayılıyordu.
Ligin ikinci yarısı başladı. Maratonsuz üç hafta geçirildi. Erman Toroğlu'nun yorumlarının eksikliği derinden hissediliyor. Erman Toroğlu da dahil olmak üzere pek çok eski hakem gazete sütunlarında pozisyonları yorumluyorlar. Hemen hepsi farklı şeyler yazıyor. Bu yorumlar görüntüler eşliğinde yapılmayınca inandırıcı olmuyor…
Erman Toroğlu'nun sevimsiz tarafı çoktu. Ama herkes tarafsızlığını kabul etmişti. Kimsenin yanında gözükmemeye özen gösteriyordu. Hatta herkesin karşısında olmaya çalışıyordu bile denebilir. Bu duruşu onun inandırıcılığını arttırıyordu. Maç önünde, maç sonrasında yapılmış bir hareket varsa, bu hareket naklen yayına yansımamışsa kayıtlardan bulur yayınlatırdı…
Şimdi bu tür hareketler geçiştiriliyor. Gündeme getirilse iki üç maç ceza gerektiren pozisyonlar kaynıyor…
İlerleyen haftalarda bu durumun çok sıkıntısını çekeriz. Terbiyesizliği, rakibe ve hakeme saygısızlığı alışkanlık hâline getirmiş takım ve oyuncular meydanın boş olduğunu görüp iyice azıtırlar. O zaman Süper Lig'in marka değerine çok daha büyük zararlar vermiş olacağız…
Diğer Yazarlar
Yazarın Diğer Makaleleri
Yayınlanma tarihi öğrenmek için kursörünüzü makale başlığı üzerine götürerek bekletiniz.- Kılıçdaroğlu'nun kızgın hâli
- Sandık başına gitmeyeceğim
- Büyük otobüsler geldi, başka yenilik yok
- Kerpe'nin değerini bilemiyoruz
- Bakan Eroğlu Tarkan'a kızmış…
- 17 bin genç konuğumuz var
- CHP'lilerin 4 Eylül'deki sorumluluğu
- Pis kokunun kaynağı...
- Pepe'nin önerdiği siyasi model
- 20 Eylül’den sonra ne olacak?





Yazar Hakkında
Yazıcı için
Yazara e-posta gönder


