DİĞER HABERLER
- 400 kişiye 3 aylık iş
- Topel’den sivil uçak haziranda havalanacak
- Pakistan için Nuh’tan 25 ton makarna bağışı
- Başkan, erken bayramlaştı
- Redif Dairesi, 29 Ekim’e yetişiyor
- Bayramda hava açık, referandum günü yağış var
- Kent Bayramlaşmasına bu yıl herkes gelecek
- Gökçeören’de kenevir ve define operasyonu
- İftar gezmesi ölümle bitti
- Mezarlıklara bayram bakımı
- Doğan: “Akçakoca turist çekecek”
PERDE ARKASI HABERLERİ
- Irak’ta mahsur kaldılar
- Mehmetçik İlköğretim Okulu inşaatı bir türlü başlamadı
- Özel yurtların kapasitesi 8.451 kişiye ulaştı
- Osman Nuri Tür’den ADD yönetimine tepki
- Yüksek tempo, Güneş’i yatağa düşürdü
SPOR HABERLERİ
- Türkiye-Slovenya
- Amatörlerin bayramlaşma töreni yarın
- Taban Birlikleri’nden centilmenlik mesajı
- Tarsus’u unutmaya çalışıyorlar
- “Kendimi benzin döküp yakacağım”
EN ÇOK OKUNANLAR
- Bahçeli ile bayramlaşma KSO Tesisleri’ne alındı
- Kapatın kulübü, bitsin: 0-1
- Kefken’de ağlar doldu İzmit’te yüzler güldü
- Kefil oldu, iflas etti, yatağında ölü bulundu
- AKP şöleninde gençler eğlendi
EN ÇOK YORUMLANANLAR
Fuar’ı çok beğendim
Herhalde, en az beş yıldan beri, Fuar döneminde, Fuar alanına adım atmamışımdır. Bu bir protesto veya kişisel boykot değildi.
Birinci neden, her akşam işten çıktığımda kendimi çok yorgun, bitkin hissederim. Kalabalık içine girecek gücü kendimde bulamam. Eve gidip, istirahat etmeyi tercih ederim.
İkinci neden, Fuarın bu haliyle bana hitap etmediğini düşünüyordum. Göl etrafında kuru kalabalık ile birlikte dolaşmak, kokoreç kokusu ile arabesk müzik gürültüsü arasında sıkışıp kalmak, üstelik bir bira içecek yer bile bulamamak, bana uygun gelmiyordu.
Fuar Müdürü Feyzi Utaş, gerçekten çok sevdiğim, insan olarak da, yönetici olarak da takdir ettiğim bir kişi. Bu süreçte defalarca Fuar’a davet etti. Hep bir bahane buldum. Son iki-üç yıldan beri, “Sayın Müdür şu Fuar’a Hadise’yi getir, söz ben de geleceğim” diyordum.
………
10 gün kadar önce, Sayın Utaş yine aradı. “28 Temmuz Çarşamba akşamı, mazeretin yok. Fuar’a geleceksin, misafirim olacaksın” dedi. Yine mazeretler sıralamaya başladım, Utaş sözümü kesti:
“Ama o gece Hadise’yi getiriyorum.”
Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz. Beni yakından tanıyanlar da, bu şarkıcı Hadise’yi çok sevdiğimi, beğendiğimi bilirler.
Çok istedim, bir kızım olmadı. Hani kızım olsa, Hadise gibi olsun isterdim. Belçika’da yaşayan bu Türk kızı ile ilgili, gazetelerde, televizyonlarda ilk haberler çıktığında ilgimi çekmişti. Ardından Hadise’nin Türkiye’deki çıkış parçası olan “Deli Oğlan” her dinlediğimde beni adeta uçurdu.
Hadise’nin “Düm Tek Tek” ile Eurovision sınavını büyük heyecanla takip ettim. Bu kızın sahne performansını canlı izlemeyi de hep çok istemişimdir.
İmkanım oldu, Türkiye’nin pek çok ünlü sanatçısını, kendi sahnelerinde, Türkiye’nin en popüler mekanlarında keyifle izledim. Ama Hadiseyi izleyememiştim.
……….
Çarşamba günü akşamı, Hadise konseri nedeniyle, artık Fuar’a gitmem şart olmuştu. Yine de kıvırtmak için kendimce sebepler aradım. O gece Fenerbahçe’nin maçı vardı. Daha önemlisi, Elvan Barcelona’da 10 bin metrede koşacaktı. Hava kapalı, yağmur yağar konser iptal olur filan diye de kendimi avutuyordum. Ama gitmezsem, bir daha Sayın Feyzi Utaş’ın yüzüne bakamayacağımı da biliyordum.
Akşam saatlerinde evde eşime ilk kılçığa attım, “Hadi gel seni Hadise konserine götüreyim” dedim.
“Sen beni mi götüreceksin, beni bahane edip, kendini mi götüreceksin. Hadise’ye ne kadar hayran olduğunu bilmiyor muyum?.. Gideceksen, tek başına git. Beni ilgilendirmiyor” diye baştan direndi. Ama tatlı karım, bir-iki saat içinde benimle gelmeye ikna oldu. Üşenmedik, Fuara geldik.
Saat 20.30 sıraları. İnsanlar akın akın Fuar’a geliyorlar. Bizi kapıda Zafer Çakıroğlu ile bir Fuar görevlisi karşıladı. Israrla, kişi başına 4 TL giriş ücretini ödemek istedim, Fuar görevlisi ödettirmedi.
Hiç tarzım değil, Fuar alanına beleş girdik. Fuar’ın içinde şöyle bir tur atıp, Güneş Sahnesi önüne geldik. Yıllardır girmediğim Fuarı çok aydınlık, çok temiz, çok canlı buldum. Lunapark mükemmel olmuş.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin standı da, dinci yayınların kitaplarının satıldığı stant da doluydu. Eskiden, gecenin her saati, Fuar alanında arabalar dolaşır, gıcık olurdum. Bir tane araba görmedim. Bayanlar yalnız dolaşabiliyordu. Müthiş bir hareket vardı. Kimileri kumpir, kimileri dondurma büfesi önünde kuyruktaydı.
…….
Güneş Sahnesine ulaştık. Bu kentte 30 yıldır bu işi yaparım. Hiç protokolde oturmadım. Hiç böyle bir talebim olmadı. Ama bu kez, sunulan imkanları kabul ettim. Demir paravanın içine alındık. Ben ve eşim için birer sandalye çıkartıldı. Orada hep AKP’lileri, Belediye yöneticilerini, yakınlarını göreceğimi sanıyordum.
Hayır, öyle değildi. Belli ki AKP’liler Hadise’den korkmuştu. Hiç belediye başkanı, AKP yöneticisi görmedim. Paravanlar içinde, sahnenin önündeki alanda sadece engelliler, yakınları vardı.
Sakat arabalarında oturan engelli gençler, çocuklar ve onların aileleri arasında Hadise konserini izledik.
Hadise, 15 dakikalık gecikme ile sahneye çıktı. Bu kızın, Türkiye’de çok popüler 3-4 şarkısı var. Konseri de genellikle İngilizce şarkılardan oluşuyordu.
Ama müthiş bir sahnesi vardı. Dansçıları ile birlikte Hadise gümbür gümbür sahneye geldi. Belli ki baştan uyarılmıştı. Hadise, sanat hayatında bugüne kadar en kapalı elbise ile herhalde İzmit’te sahneye çıkmıştı.
Konserin ikinci şarkı başladığında, yanımdaki eşimin kulağına, “İyi ki gelmişiz. Bu kız bence Dünya Starı” dedim.
Eşim ben kızı beğeniyorum diye O’na fena halde gıcık. “Hadi canım sende. Baksana sıskanın da tekiymiş” dedi.
Olsun, kim ne derse desin, ben bu kızı beğeniyorum. Üçüncü şarkıda, baktı ki İngilizce’den halk sıkılıyor, “Deli Oğlan” patlattı. Çevremi izliyorum. Başörtülü kızlar da, beli açık kızlar da oynuyorlar. Sakat arabalarındaki gençler bile oturdukları yerde dans ediyorlar.
Hadise sonra “Bu Sene Evlenelim”i, ardından dansçılarının müthiş performansı ile Eurovision şarkısı “Düm Tek Tek”i söyledi. Bence müthişti. Hadise konusundaki hırsım geçmişti. Üşenmeyip geldiğim için de çok memnundum. Kendimi takdir ettim. Düm Tek Tek bitince, Hadise’yi alkışlamak için ayağa kalkmışken, “Hadi artık çıkalım da Fener maçının ikinci yarısına yetişelim” olduk.
……..
Bir kez daha Lunapark içinden de geçerek baştanbaşa Fuar’ı kat ettik. Fuar’ın havasını, o alan içindeki insanların mutluluğunu çok tuttum. İyi iş yapıldığını anladım. Hadise’nin toplam maliyeti, vergiler de dahil 70 bin TL tutmuş. Kişi başına 4 TL’den 18 binden fazla biletli giriş var. Yani, Volkan Konak konserindeki gibi 50 bin kişi gelmese de Hadise de masrafını çıkartmıştı. Fuar’la Başkan Karaosmanoğlu biraz ilgilense, biraz destek verse, şu Güneş Sahnesi’ne bir Sezen Aksu, bir Serdar Ortaç çıksa, İzmit yıkılır. Fuar çıtasını yükseltir. Hadise konseri de bence çıtayı yükseltmiştir.
……….
Eve dönerken, iki şey gözüme battı. Birincisi, yaya köprülerinin yürüyen merdivenlerinde iniş ve çıkışa biraz ışık lazım. Karanlıkta merdivenlerin girişi, çıkışı gözükmüyor, tehlikeli. İkinci olay, Karabaş Mahallesi’nde bile sokaklarda bir tek aydınlatma lambasının yanmadığını gördüm. Bütün sokaklar karanlık. Yazık günah.
Eşim ve ben acıkmışız. Arabamız gazete binasının önündeydi. Eve dönmeden önce, gazete binasının sokağının köşesinde yeni açılan Cafe Mia’ya girdik. Mükemmel bir kafe açılmış. Saat 23.00’de bile, nefis menüsü sunuma hazır. Fener’in penaltıdan yediği golü burada izledim, karnımızı doyurduk.
Bu kentteki pek çok yanlışlığa, bu kentin geriye götürülüşüne çok sinir oluyorum. Ama hala bu kent, bu İzmit, bence dünyanın en güzel şehri. Hele Hadise izledikten sonra, insan çok daha iyimser olabiliyor.
Diğer Yazarlar
Yazarın Diğer Makaleleri
Yayınlanma tarihi öğrenmek için kursörünüzü makale başlığı üzerine götürerek bekletiniz.- Referandum sonuçlarının yerel siyasete etk...
- Lütfen bizi artık “Küçük şehir” yapın
- CHP’lilerin artık abukluk lüksü yok
- Şile’den Sarp’a otoyol
- 13 Eylül’de neyi göreceğiz
- 29 Mart’tan bakınca 12 Eylül’de “Hayır” zor
- İzmit’te esnaflık biter
- Gelecek yıl 30 Ağustos için hayallerim var
- Not aldık Sayın Bakan
- Türkiye uçuyor




Yazar Hakkında
Yazıcı için
Yazara e-posta gönder


