DİĞER HABERLER
- 400 kişiye 3 aylık iş
- Topel’den sivil uçak haziranda havalanacak
- Pakistan için Nuh’tan 25 ton makarna bağışı
- Başkan, erken bayramlaştı
- Redif Dairesi, 29 Ekim’e yetişiyor
- Bayramda hava açık, referandum günü yağış var
- Kent Bayramlaşmasına bu yıl herkes gelecek
- Gökçeören’de kenevir ve define operasyonu
- İftar gezmesi ölümle bitti
- Mezarlıklara bayram bakımı
- Doğan: “Akçakoca turist çekecek”
PERDE ARKASI HABERLERİ
- Irak’ta mahsur kaldılar
- Mehmetçik İlköğretim Okulu inşaatı bir türlü başlamadı
- Özel yurtların kapasitesi 8.451 kişiye ulaştı
- Osman Nuri Tür’den ADD yönetimine tepki
- Yüksek tempo, Güneş’i yatağa düşürdü
SPOR HABERLERİ
- Türkiye-Slovenya
- Amatörlerin bayramlaşma töreni yarın
- Taban Birlikleri’nden centilmenlik mesajı
- Tarsus’u unutmaya çalışıyorlar
- “Kendimi benzin döküp yakacağım”
EN ÇOK OKUNANLAR
- Bahçeli ile bayramlaşma KSO Tesisleri’ne alındı
- Kapatın kulübü, bitsin: 0-1
- Kefken’de ağlar doldu İzmit’te yüzler güldü
- Kefil oldu, iflas etti, yatağında ölü bulundu
- AKP şöleninde gençler eğlendi
EN ÇOK YORUMLANANLAR
İş Dünyası ve Vefa Duygusu
Hintli düşünür Tagore, rahmetli Bülent Ecevit’in ruh dünyasında derin izler bırakmıştı. En ünlü eseri “yavrum” adını taşıyan bir dramdı. Bir zamanların efsane ismi Raj Kapore’un başrolünde oynadığı çarpıcı bir film prodüksiyonuyla, tüm Ortadoğu sanat dünyasına nüfus etmiş, adeta günümüzün “Aşk-ı Memnu”su kadar ilgi görmüştü.
O eserinde Tagore, ana fikrini bir özdeyişe dönüştürmüştü:
“Aleve, aydınlığa için teşekkür et, ama sabırla gölgede durarak lambayı tutanı da unutma!”
(Bu özdeyişi çok beğenen çizgi ustası ve sanatının piri, Grafiker A.Ş.’nin patronu Erdoğan Yavuz, çerçeveletmiş ve çalışma ofisinin duvarına astırmıştı. Herhalde müthiş yayın projelerine imza atan eşi Sayın Necla Yavuz’a sıcak mesajlar vermek için.)
Konumuz, yerelden evrensele açılım!
Mimarı, rahmetli Turgut Özal.
24 Ocak Kararları ile başlayan dış ticareti serbestleştirme ve ardından 6 Kasım 1983’te tek başına olan ANAP’ın “ihracat hamlesi”.
1980 öncesi, yurtdışına giden işadamlarına tahiss edilen döviz miktarı komikti:
“200 dolar”...
Artık anlı-şanlı işadamları bu bitmez tükenmez parayla ne yapacaklarsa!..
Zaten önemli bir bölümü, şöyle veya böyle, zaman içinde kendilerini “döviz suçluları” olarak yargı önünde buldular.
O da ayrı bir mesele.
Özal, ihracat konusuna neşteri vurdu.
1979’da tüm ihracatı zar-zor 1 milyar doları bulan Türkiye’de bu gün bir tek firma bile bu rakamı yakalayabiliyor.
Özal, siyasi programını üç ana eksene oturtmuştu:
- Düşünce özgürlüğü,
- Din vicdan özgürlüğü,
- Teşebbüs (girişim) özgürlüğü.
Bu doğrultuda yerli girişimcilere özgüven aşılar, onları uçağa doldurur, önemli ülkelerdeki bireysel (potansiyel) prestijini kullanır ve evrensel işadamı profilini yaratmaya çalışırdı.
Bu gün ihracatımız 160 milyar doların üstünde.
İnşaat müteahhitliği sektöründe dünyadaki ilk üçün içindeyiz.
Haritadaki yerini daha düne kadar bilmediğimiz ülkelere bugün en kaliteli mallarımızı ihraç edebiliyoruz. Gönül, TÜSİAD, MÜSİAD, TUSKON, TİM gibi ihracat grafiği yüksek sivil toplum örgütlerinin merhum Özal’a bir vefa duygusuyla yönelmelerini istiyor. Bir hakkın teslimi adına.
Ne gezer?





Yazar Hakkında
Yazıcı için
Yazara e-posta gönder


