DİĞER HABERLER
- Dereler bitti, göletler gidiyor
- AKP’de son hafta heyecanı
- Selvi ve Güneş birlikte dolaştı
- Pazar ve pazartesi sağanak yağış var
- Seka Devlet’te Koroner Yoğun Bakım Ünitesi
- “Bayanları camiye bekliyoruz”
- Fiyat artışı durdu
- Cem Bialetti’de anlaşma sağlandı
- Konservatuarda başvuru süresi 24 Eylül’e uzatıldı
- İSU’nun İzmit Şubesi yeni binada faaliyette
- Gebze Center açılıyor
PERDE ARKASI HABERLERİ
- Davayı kazandı ama parasını alamadı
- İftar kuyruğunda yankesiciler var
- Muhtar Vekili: “Hafta sonunda açık olmak zorunda değiliz”
- Mandıra Muhtarı: “İddialar yalan”
- Çarşı Yapı’da 30 bayrak
SPOR HABERLERİ
- Alp düşünceli
- Hamza Mutlu 86, Gökhan 14 giyecek
- Önce kupaya kalması için uğraştı sonra eledi
- Gebze’de işler karışık
- İrlanda Baltürk Otel’de
EN ÇOK OKUNANLAR
- Tokat’taki kazanın acısı Alikahya’ya düştü
- İnanılmaz soygun
- 500 TL’sini geri almak için bütün gün uğraştı
- Önce İstavrit ile Sardalya geldi
- İzmit’te bağbozumu
EN ÇOK YORUMLANANLAR
Kimse hesabını AKP gidiyor diye yapmasın
Türkiye’de ilginç ve hızlı siyasi gelişmeler yaşanıyor. Yarın, öbür gün nelerin olacağını kestirmek öyle çok kolay değil.
Türkiye, özellikle bu yılın başlarında, siyasi açıdan çok gergin bir döneme girdi. Önce hükümetin MHP ile işbirliği yaparak türban serbestliği konusunda adım atması, ardından Anayasa Mahkemesi’nde AKP’nin kapatılması talebiyle açılan dava, ülkenin gündemine oturdu.
Aslında, Anayasa Mahkemesi’nde açılan dava, biraz da siyasi gerilimin gazını alan bir sibop işlevi gördü. Şu sıralar, en azından “laiklik elden gidiyor” kavgasının dozu azalmış görünüyor. En azından konu hukuka devredilmiş, bütün ülke sonucu bekliyor.
……..
Yaşanan bütün gelişmelere rağmen, Türkiye’nin yakın geleceğinde AKP’den başka partinin, Recep Tayyip Erdoğan’dan başka liderin iktidarı pek görülmüyor. Anayasa Mahkemesi’nden AKP’yi kapatma kararı çıksa da, çıkmasa da, ülkenin siyasi tablosunun çok fazla değişeceğini sanmıyorum.
Recep Tayyip Erdoğan, kapanma davasının açılmasının ardından ilk günlerde biraz soğukkanlılığını kaybetmiş gibiydi. Ama daha sonra tavrı değişti. AKP, ülkeyi daha fazla gerecek adımlar atmayacak gibi görünüyor. Ucunda tam bir bölünme nedeni olabilecek referandumun göründüğü bir Anayasa değişikliğini zorlamayacaklar. Dava sürecinin-öyle veya böyle- biran önce tamamlanması için AKP’nin özel bir gayret göstermesi de dikkat çekicidir.
Anayasa Mahkemesi’nden kapatma ve siyasi yasak kararı çıkmaması halinde, zaten AKP güçlenerek yoluna devam edecektir. Varsayalım ki, kapatma kararı çıktı. Yine çok fazla bir şeyin değişeceğini sanmıyorum. AKP, yeni bir partinin içinde yoluna devam eder. Başbakan Erdoğan, siyasi yasak alsa bile, ülkenin en karizmatik, halkın en geniş kesiminin güvendiği lider olarak varlığını ve etkisini sürdürür.
………
Çok ciddi kuruluşlar tarafından yapılan anketler var. 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 ile yeniden iktidar olan AKP’nin oyları, bu yılın ocak ayında yüzde 54’ün üzerine çıkmış. Daha sonra siyasi gerilimin başlaması ile birlikte AKP’de hızlı bir oy kaybı görülüyor. Bu yılın Nisan ayı sonu itibariyle, AKP’nin oy oranı yüzde 42’nin altına inmiş. Yani, 4 aylık dönemde, yüzde 7 civarında bir kayıp var.
Ama bu oylar, AKP’den çıkıp, başka bir siyasi partide yığılmıyor. Örneğin CHP’nin durumu. Ocak ayında yüzde 18.7 görünüyor. Nisan sonunda yüzde 22.7 olmuş. MHP’nin oyu, 4 aylık dönemde yüzde 15’ten yüzde 18’e yükselmiş. Diğer partilerin zaten adı bile okunmuyor.
AKP’nin her koşulda, havada karada yüzde 40 oya sahip olduğu açıkça görülmektedir. bu da, eğer oy kaybındaki hızlı düşüşün önünü kesebilirlerse, AKP’nin her koşulda iktidarını sürdüreceği anlamına gelir.
……..
Bu tablonun pek çok nedeni var. Geçen Çarşamba günü öğlen saatlerinde, ailece Seka Park’a gittim. Bir öğlen yemeği için. Seka Park sahilindeki iki lokanta da tamamen dolu. Neredeyse oturacak yer yok. Üstelik kentin elit kesimi. Şık insanlar, bayan grupları, işadamları Seka Park’a gelmiş, yemek yiyorlar.
Toplumda bir yaşam biçimi değişikliği var. AKP’nin hedeflediği ve empoze ettiği yaşam biçimine Türkiye girmeye başlamış. Zaten dar gelirli, yoksul kesim içinde AKP tarzı yaşam biçimi egemen. Ama bu tarza, yani içkisiz ortamda bulunmaya, elit tabaka da alışmaya başladı.
Seka Park otoparkında, bol bol jeep gördüm. En lüks, en pahalı araçlar. Lokantalarda yemek yiyen insanlar, şık, pahalı markalı giysiler içindeler. Bütün rakamlar, Türkiye’de içkili lokanta sayısının azaldığını, yıllarca içkili lokanta olarak faaliyet gösteren kimi tesislerin, işleri düştüğü için kendiliğinden “İçkisiz aile salonu” haline geldiğini gösteriyor.
Yani toplum yapısı değişiyor. Kimileri AKP’ye yakın gözükmek için, kimileri, AKP’lilerle yakın temasta olabilmek için, kimileri de zaten ruhunda bu tür yaşam biçimine özlem olduğu için, hayat tarzını değiştiriyor. Bilerek veya bilmeyerek, AKP’ye yakınlaşıyor.
……..
Başka bazı örnekler ve göstergeler de var. Bakın dün ulusal gazetelerde bir haber vardı. İzmir’in Gaziemir ilçesinde, CHP’nin ilçe başkanı ile yaklaşan yerel seçimlerde adaylığını koymayı planlayan bir partili arasında kavga çıkmış. Aday olmak isteyen CHP’li, ilçe başkanı ve adamları tarafından feci şekilde dövülmüş, bir parmağı koparılmış, hastanelik olmuş.
Bu, CHP’nin her yerdeki iç tablosudur. Bizim ilimizde olduğu gibi yapay dostluk ve dayanışma manzaraları bazı yerlerde sunulmak istense de, aslında CHP’de özellikle aday belirleme sürecinde çok büyük kavgaların çıkacağı, parti içinde dağılmalar, kopmalar olacağı açıktır. AKP’nin ise, böyle bir kaygısı yoktur. İnsanlar tartışacaklar. Yarışacaklar, sonunda Başbakan kimi aday gösterirse, razı olacaklar. AKP’nin bu yapısı, AKP teşkilatlarının ciddiyeti, diğer partilere göre avantaj sağlıyor.
……
Bir tespitimi daha aktarmak isterim. Digiturk Platformunda bulunan Türkmax isimli kanalda, Hülya Avşar bire bir röportajlar yapıyor. İki gün önce, AKP milletvekili Osman Yağmurdereli Hülya Avşar’ın konuğuydu. Hülya Hanım, kendisini çok bilgili sanıyor, ama ülke meseleleri konusunda aslında pek de bilgili değil. Ama programında, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Hanım’a övgüler yağdıran Hülya Avşar, AKP’nin politikalarını eleştirdi, ülkeyi gerdiklerini öne sürdü ve Osman Yağmurdereli’yi fena halde sıkıştırdı.
AKP’li Osman Yağmurdereli’yi bir sanatçı olarak da beğenmem. Yıllarca Semra Özal’ın yanına yaslandı, sonra birdenbire AKP’li oluverdi. Ama Osman Yağmurdereli, Hülya Avşar’ın programında, bir AKP’li olarak son derece sempatik görüntü verdi. Altından kalkamayacağı sıkıştırmalarda, yumuşak üslupla partisini savundu. Bildiği konularda iyi çıkışlar yaptı.
Bir gece sonra, aynı programda Hülya Avşar’ın konuğu, CHP Genel Başkanı Baykal’ın kurultay amigosu Mehmet Sevigen oldu. O kadar itici, o kadar sevimsiz ve antipatik bir üslup vardı ki, Sevigen’i izleyemedim.
Her şeye rağmen, AKP’liler halka karşı çok daha samimi, sempatik ve halka yakın. CHP’de ise, hadi Deniz Baykal’ı bir kenara koyalım, Mehmet Sevigen tipinden çok adam var. Bu tablo içinde, özellikle CHP’nin AKP’yi geçip, iktidar olması, yaklaşan yerel seçimleri silip süpürmesi gibi bir mucizenin, gerçekçi olmadığını düşünüyorum.
Bunca badireye, bunca tepkiye ve engellemeye karşın, Türkiye’nin yakın ve orta vadedeki geleceğinde, AKP ile Recep Tayyip Erdoğan’ın devam edeceğini tahmin ediyorum.
Diğer Yazarlar
Yazarın Diğer Makaleleri
Yayınlanma tarihi öğrenmek için kursörünüzü makale başlığı üzerine götürerek bekletiniz.- Şile’den Sarp’a otoyol
- 13 Eylül’de neyi göreceğiz
- 29 Mart’tan bakınca 12 Eylül’de “Hayır” zor
- İzmit’te esnaflık biter
- Gelecek yıl 30 Ağustos için hayallerim var
- Not aldık Sayın Bakan
- Türkiye uçuyor
- Gelecekler, daha çok gelecekler
- Başkan Ellibeş’in büyük projeleri
- Hereke sahilleri, bizim uydunun kapsama al...




Yazar Hakkında
Yazıcı için
Yazara e-posta gönder


