1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Artık,  ben de Yeşilaycıyım
Artık,  ben de Yeşilaycıyım

Artık,  ben de Yeşilaycıyım

Artık,  ben de Yeşilaycıyım

A+A-

Yazının başlığını okuyunca, herkesi kendisi gibi sanan, herkesin açığını aramayı marifet sayan kimi kişiler hemen, “İsmet Çiğit de kendisini AK Parti’ye dayadı. Onlara yaranmak için içkiyi, sigarayı bıraktığını Yeşilaycı olduğunu açıklıyor” diye düşünebilir.

Öyle değil.. Allah’a şükür, uyuşturucu ile hiç ilgim olmadı. Ama keyif için içkimi içerim. Bağımlı değilim. Kandillerde, kendimi çok kötü hissettiğimde falan içmiyorum. Ben bu konuda keyif adamıyım. Sigara konusunda da üzerimde büyük baskı var. Bütün hekimler, ailem, beni seven bütün dostlarım “Bırak şu sigarayı” diye baskı yapıyorlar. Bırakmam. Zevk alıyorum ve canım istediğinde yakıyorum.

Türkiye Yeşilay Kurumu,  alkol ve sigaranın en büyük düşmanı. Çok faydalı bir mücadele de veriyorlar. Ama fazla devletçi. Siyasete çok bulaştı. Bağımlılıkla mücadele görüntüsü altında, yaşam biçimine baskı da yaptıklarını düşünüyorum. Bu nedenle, bugüne kadar Yeşilay’a karşı hep çok mesafeli durdum.

Ama artık öyle değil. Yeşilay ile aynı amaç doğrultusunda buluştuk. Geçen hafta Yeşilay, dijital bağımlılık, internet, bilgisayar bağımlılığı ile mücadele için yoğun kampanya başlattı. Ben de bu mücadelenin içinde sonuna kadar yer alacağım.

…………………..

Değerli okurlar.. Bugün Türkiye’nin çeşitli sorunları var. Bunların başında, siyasi bölünmüşlük, toplumsal kutuplaşmanın geldiğini, diğer pek çok sorunun ana kaynağının da bu tablo olduğunu söyleyebiliriz.

Çağımız için “iletişim çağı” deniliyor. Salak bir adam değilim. Mühendislik eğitimi aldım. İstesem, herkes kadar, hatta herkesten çok daha fazla bu internet teknolojisinin içine girebilirdim. Türkiye’ye cep telefonu 22 yıl önce geldi. Tam 20 yıldır cep telefonu taşıyorum. İlk aldığım cep telefonu, 1.5 kilo falandı. Turkcell’in ilk numaralarından birine sahibim. Daha 20 yıldır, cep telefonumdan mesaj bile atmadım. Zili çalınca açar konuşurum. Çok acil bir durum varsa, ben yakınlarımı ararım. Çok acil mesaj gelir, açar okurum. Bu kadar.

Zaten çok eski model telefonlar kullanıyordum. Elimde bulunan çok eski model telefon artık şarj tutmaz oldu. Bütün gece şarja takıp dolduruyordum. Ertesi gün yarım saat sonra yine şarjı bitiyor, beni zor durumda bırakıyordu. “Değiştir şu cep telefonunu. Artık yeni model bir tane al” diye çok baskı gördüm.

Ben gidip, elimdeki bu köhne telefona yeni batarya aradım. Hangi telefon bayisine girsem, genç görevliler bir telefona baktılar, bir bana baktılar, gülerek, “Amca bunun bataryası mı olur.

Sen bunu çöpe at da yenisini verelim” diye kafa buldular.

Sonunda çaresiz kaldım. Bana kalsa, ne kredi kartı kullanırım, ne cep telefonu taşırım. Ama çağımızda asgari işler için zorunluluk. Geçen hafta eşim, zorla bir AVM’deki tekno markete beni soktu. Cep telefonu bölümüne gittik. Plazma dev ekran televizyonlardan daha pahalı telefonlar var. 5 bin, 6 bin TL.. Tezgahın en köşesinde bir tane tuşlu telefon buldum. 350 TL yazıyor. İnternete falan girmez,  fotoğraf bile çekmezmiş. Kışlalarda cep telefonuna izin verildiği için vatan görevine giden askerler alıyormuş. Tezgahtar, “Eğer bizim şebekemize geçerseniz, fiyatı 250 TL’ye düşer” dedi. 20 yıldır Turkcell’liyim. Ayda 20-25 TL para ödüyorum. Şebekemi değiştirmem dedim. 350 TL’ye yeni, yine çok basit bir telefon aldım. Bunun bile bütün fonksiyonlarını öğrenmemek için kendimle mücadele ediyorum.

……………

Değerli okurlar. Sosyal medya denilen ortam, medya falan değildir. Kabul ediyorum, kimi olaylarda büyük rahatlıktır. Habere ulaşmak için hızdır. Ama amaç dışı kullanım ile, internet ortamı tam anlamıyla insanlığın başına bela haline gelmiştir..

Artık, Avrupa, Amerika ve yavaş yavaş Türkiye, bu sosyal medya bağımlılığının insanlık için, özellikle çocuklar ve gençler için ciddi bir sorun olduğunu kabullenmiş görünüyor. Benim çevremde, ailemde de ellerinden pahalı cep telefonlarını düşürmeyen, sürekli twit, face, ne bileyim başka şeylerle ilgilenen, her gördüğü çiçek, böceğin fotoğrafını çekmeye kalkan insanlar, yakınlarım var.

Sokakta çevrenize bakın. İnsanlar yürürken ellerindeki telefonlarla oynuyorlar. Bir yandan araba kullanıp, bir yandan cep telefonu ile oynayanlar var.

Büyük tehlike. Alkol bağımlılığından, sigara bağımlılığından çok daha büyük bir tehlike.

Medya dediğiniz gazetedir, televizyondur, dergidir. Kitap okuyun, sinemaya, tiyatroya gidin. Konsere falan gidin. Parklarda, sahilde dolaşın. Ne olur, elinizde sürekli olarak şu cep telefonunu taşımayın.

İşte Yeşilay şimdi bu olaylarla, bu bağımlılıkla mücadeleye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da internet, sosyal medya bağımlılığı ile mücadelenin önderliğini yapıyor. Bu çılgınlık, dünyanın ahlakını, insanlığı genetiğini bozacak.

Yakındır, bu sosyal medya yüzünden dünya savaşları çıkacak. İnsanlar birbirlerine düşman olacaklar. Bugünün çocukları, ileride kafayı yemiş yaratıklar haline gelecekler.

Bu nedenle Yeşilay’ın yanındayım.

Zaman zaman çevremdeki insanlarla tartışıyorum. “Kağıt gazete bitti. Artık medya tamamen internet üzerindedir” diyorlar. Ben buna da inanmıyorum. Kağıt gazetecilik bitmeyecektir. Haberleri, dünyayı, ülkeyi, kenti sosyal medyadan takip etmek kolaycılıktır, yanlış yönlendirmelere açıktır.

Kağıt gazete, dergi, kitap okumak, erdemdir. İnsanların belki biraz gecikmeli, ama doğru habere ulaşmasını sağlar.

Sosyal medya dediğiniz palavra, yalanlarla dolu. Falcılar ahkam kesiyorlar. Felaket senaryoları, komplo teorileri havalarda uçuşuyor. İnsanları kumara sürüklüyor. İntihara eğilimli hale getiriyor. Çocukları, gençleri çok yanlış yerlere sürüklüyor.

Ben kendimi bütün bu alemin dışında tutmayı başardım. Bu nedenle de çok mutluyum. Gelecekte bu türden klasik yaşayan insanların daha değerli olacağına, kağıt gazetenin de hak ettiği değeri bulacağına inanıyorum.

Sigara ve alkollü içki ile savaşında değil ama, sosyal medya, internet ucubesiyle savaşta sonuna kadar Yeşilay’ın yanındayım. Yani, artık ben de bir Yeşilaycıyım.

Bütün okurlarıma saygılar, sevgiler sunar, biran önce kendilerini sosyal medya hastalığından kurtulup; şifa bulmalarını dilerim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum