1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Artık biraz vites küçültmek lazım
Artık biraz vites küçültmek lazım

Artık biraz vites küçültmek lazım

Bir insanın, kendi ayakları üzerinde hastaneye gidip, olabileceği en ağır ameliyatı geçirdim.

A+A-

Üstelik, çok kısa süre içinde karar verildi. Anjiyo yapıldı, daha ben masadan kalkmadan “Bu kalbin durumu perişan. Mutlaka by-pass yapılmalı” kararı verildi. 3-4 gün sonra da ben ameliyata alındım. Kalbime giden 4 ana damar değiştirildi. Zaten ayakta birkaç kez kalp krizi geçirmişim. Bütün damarlar perişan olmuş. Ameliyatı gerçekleştiren değerli dost Prof.Dr.Haluk Akbaş, ameliyat sonrasında şöyle dedi:

“-Başka bir hastanede, başka bir hekimler grubunun bu kadar yıpranmış bir kalp ve bu kadar deforme olmuş damarlarla böyle bir ameliyata girişme riskini alacağını sanmıyorum. Biz, sizin için bu riske girdik ve şükürler olsun ameliyat çok başarılı geçti. “

Ancak böyle bir ameliyat sonrası daha uzun süre evde yatıyor olmam, iyice kendimi toparlamam gerekiyordu. Hastaneden eve çıkışımın ikinci günü gazeteye geldim. Hiç değilse kendi köşemi yazıyorum. Aslında gazeteye gelmeden evden de yazıp, gönderme şansım var. Ama olmuyor, bu teknolojiyi kullanmayı beceremiyorum. Bu nedenle 2018 yılının ilk günü yeniden yazılarıma dönmek için ısrar ettim. Her gün gazeteye geliyor, bir şeyler yazıp, gündemi yakalamaya çalışıyorum.

Ama artık eskisi gibi çok yoğun tempoda çalışmak mümkün değil. Vitesi mümkün olduğu kadar düşürerek çalışmak zorundayım.

………………

Bana çok emek verdiler. Üzerime titrediler. Prof.Dr.Haluk Akbaş ve ekibi kendilerini riske attılar. VM Medikalpark Hastanesi’nin yoğun bakım bölümünde, özel oda bölümünde herkes üzerime titredi.

Bu emekleri yok sayamam. Hastanenin 3üncü kat hemşire bankosundaki görevlilerin benim için yaptıklarını unutamam.

Çok yakın arkadaşlarım, dostlarım ben ameliyattayken, hastanede beklemişler. Hepsi benim için dua etmiş. Bu kentte gerçekten ne kadar sevildiğimi, önemsendiğimi anladım.

Eşim, hayat arkadaşım biliyorum ki çok sıkıntılar çekti. Çok üzüldü. Hala üzerime titriyor. Evde her gün 5 kez insülin vuruyor, 5 kez şeker ölçüyor, ameliyat yaralarının pansumanlarını yapıyor. Eşimin hakkını ödeyemem.

Düşündüm de, artık bu insanları daha fazla üzmeye hakkım yok. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim. Hani, sözleşme yapma imkanı olsa; “Bütün sağlık kurallarına uyarak 10 yıl yaşamak “ yerine, “Canımın istediği an canımın istediğini yapmak” şartıyla 2 yıl yaşamayı tercih ederim.

Ama geçirdiğim bu çok zor, çok riskli ameliyatın ardından, artık yaşadığım bu hayat sadece benim hayatım değil. Sorumluluk hissediyorum.

Çok küçük yaşlardan beri yeterince çalıştım. Çok yüksek tempoda çalıştım. Bu şehirdeki en etkili, en önemli gazeteyi kurup, yaşattık. Artık işler bensiz de yürüyebiliyor.

Ameliyat sonrası itibariyle sigara, içki içmiyorum. Çalışma temposunu da düşürdüm. Günde 2 -3 saat gazeteye geliyor, kendi yazılarımı yazıp, arkadaşlarla biraz sohbet edip, eve dönüyorum.

Herhalde en azından bir süre böyle devam edecek. Sonrasında da artık eski sorumsuz hayata dönmek, her işe maydanoz olup, sürekli stres ve gerilim içinde çalışmak mümkün olmayacak.

Vitesi küçülteceğim. Kendime, aileme, can dostlarıma daha fazla zaman ayıracağım. Bu arada, hala narkozun etkileri sürüyor olabilir. Uzun ve ağır bir kalp ameliyatının ardından benim farkına varamadığım bazı aksaklıkları taşıyor olabilirim.

Lütfen, yazılarımı eleştirin. Yanlış yapıyorsam, bazı konularda aşırı duygusal düşünüyorsam uyarın.

Ama bundan böyle sıkı kavgalara girmeyeceğim. Elbette bu kent için, bu kentte yaşayan insanlar için doğru bildiğim her şeyi yazmaya gayret edeceğim. Ama artık gazetecilik adına kendimi paralama dönemi bitti. Yeni kalbimin biraz tadını çıkartmak istiyorum.

…………….

Değerli okurlar. İlkokul çağlarındayken, yaz aylarında Değirmendere’ye taşınırdık. Rahmetli babam çok severdi. Başımızda babaanne de vardı. Sanırım ilkokul 1 veya 2’nci sınıfın yaz tatilinde babaannem elimden tutmuş,

Değirmendere Yalı Camii’nin imamına beni teslim edip, Kuran Kursu’na yazdırmıştı. Kuran kursunda namaz kılacak kadar duayı ezberlediğimden beri, her gece yatmadan ortalama 7-8 dakika süren bir dua ritüelim vardır. Bildiğim duaları birkaç kez okur, sonra “Dilek ve temenniler” bölümüne geçerim. Ülkem, insanlık, ailem adına Yaradan’dan taleplerimi sıralarım. Duanın sonunda kendim için talebim ise sadece şöyle olur:

“Allah’ım beni namerde muhtaç etme. Hastanelere düşürme. Vücudum kesilmesin, her yanıma iğneler batırılmasın”

40 küsur yıl her akşam bu duayı yaptım. Şükürler olsun namerde muhtaç olmadık. Ama vücudumu yüzlerce iğne girip çıktı, çok ağır bir ameliyat geçirmek zorunda kaldım.

Demek istediğim şudur. Sadece dua etmekle kendinizi koruyamıyorsunuz. Özellikle yaş ilerledikten sonra dikkatli olmak lazım. Bu konudaki tavsiyelerimi zamana yayarak anlatmaya devam edeceğim.

Ben sizi özlemiştim. Görüyorum ki, siz de beni özlemişsiniz. Yeniden bildiğim tek işi yapmaya başladım. Ama dediğim gibi, artık düşük vitesle çalışacağım. ÖZGÜR KOCAELİ’de çok sağlam, çok dürüst, bu işi gerçekten bilen bir ekip var. Ben yeterince uzun süre gazete yaptım, stresi doruklarda yaşadım. Artık doğrudan mutfağın içinde yer alıp, gazete yapma zamanımın dolduğuna inanıyorum. Sağlık veya başka bir konuda bir engel çıkana kadar, günlük yazılarla size ulaşmaya devam edeceğimi umuyorum.

Herkese yeniden teşekkürler. Sonsuz sevgi ve saygılarımla..

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum