1. YAZARLAR

  2. Didem KÖSEOĞLU

  3. Artık şaka değil!
Didem KÖSEOĞLU

Didem KÖSEOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Artık şaka değil!

A+A-

Tüm dünya 2 aydır koronovirüsü ile cebelleşiyor.

Ölümler yetmezmiş gibi Çin ekonomisi de büyük bir tahribat almış durumda.

Dolar ve altın kurları dengesiz seyrine devam ederken, şimdi bir de Çin’le alışverişler kesilmiş ya da azaltılmış durumda. 

Turizm deseniz, millet evinden çıkmak istemez halde.

Havaalanları hasta toplama merkezlerine dönmüş.

Dünya nüfusu her geçen gün biraz daha azalmakta…

***

Onlarca ülkede koronovirüs alarmı verilirken, ülkemizde tehlikeli bir ortam yoktu.

Hatta öyle bir haldeydi ki koronovirüsü; ciddiye alınan değil, tiye alınan bir mesele haline dönüşmüştü.

Bu konuyla ilgili sosyal medyada “Koronavirüsünün tüm dünyaya sıçramasına rağmen Türkiye'ye hala gelmemesini ben Corona virüsünün kendi kişisel tercihi olarak görüyorum artık” ya da “Oy korona korona gel horana” geyikleri viral olmuştu.

Ama artık bu işin şakalık bir kısmı kalmadı.

Koronovirüsü geldi kapımıza kadar dayandı.

Havayla birlikte topraklarımıza ha ulaştı, ha ulaşacak.

Ülkemizin birçok noktasında harekete geçildi bile Çarşamba gecesi de Gebze’de mesele ciddi boyutlara yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şuan için hiçbir ilimizde koronovirüsüne rastlanmadığını belirtti ve ekledi: “Ama yarın pozitif olmayacağı anlamına gelmiyor” diye.

Konu önemli, toplumsal boyutunu göz önünde bulundurunca panik ve kriz ortamı kaçınılmaz.

Lakin ne yalan söyleyeyim ilk kez böylesi önemli bir meselede ülkeme güveniyorum.

Biz bu işten temiz bir şekilde yırtacakmışız gibi geliyor.

Bakan Koca, olaylara çok profesyonelce yaklaşıyor ve kamuoyunu sürekli bilgilendiriyor.

Tabii bu da vatandaşın paniklemesini engelliyor.

Soğukkanlılığımızı koruyoruz.

***

İşin bir de korunma boyutu var.

İnce maskeler bence pek işe yaramıyor.

Bir de karaborsaya düşmüş, tanesi 150 TL.

Felaketleri, fırsata çevirmek insanların doğasında var herhalde.

Bunlara fırsat vermeyin.

Maalesef ellerinizi sık sık yıkamaktan ve bol su içmekten başka bir korunma şekli yok.

Şanslıyız; virüs 26 derecenin üstünde yaşayamıyormuş, Mart’ın ilk haftasıyla birlikte 3. Cemre de düşmüş olacak. Yani havalar ısınıyor.

Umarım en az kayıpla bunu da atlatırız.

 

Hayat geç kalmayı affetmiyor

Sadece dört kelimeden bir araya gelse de “Hayat geç kalmayı affetmiyor” cümlesi bu aralar beni derinden etkiliyor.

Artık 30 yaşa göz kırptığım şu günlerde bir şeyler için geç kaldığımı hissetmeye başladım.

Kimine göre bunun adı 30 yaş sendromu ama benim için sadece geç kalma.

Bugünleri bol bol romanlar ve şiirler okuyarak geçirmeyi planlıyorum.

O vakit bu haftaya Ataol Behramoğlu’ndan çok sevdiğim ve bende anısı olan “Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var” şiirinden bir kısım bırakıyorum.

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

 

Haftanın Mottosu

Hayatta en büyük eğlence, başkasının yapamazsın dediğini yapmaktır.

(Walter Bagehot)

Bu yazı toplam 1661 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.