1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. “Artık ‘Su Akar Türk Bakar’ Demeyeceğiz”
“Artık ‘Su Akar Türk Bakar’ Demeyeceğiz”

“Artık ‘Su Akar Türk Bakar’ Demeyeceğiz”

Daha önce kendisini “çevrecinin daniskası” olarak tanımlamış, bir takım “çevreci tiplere” hadlerini bildirmişti. Şimdi de Taksim’deki canlı bomba olayı vesilesiyle çevrecilere çıkıştı. Sarf

A+A-

Daha önce kendisini “çevrecinin daniskası” olarak tanımlamış, bir takım “çevreci tiplere” hadlerini bildirmişti. Şimdi de Taksim’deki canlı bomba olayı vesilesiyle çevrecilere çıkıştı. Sarf ettiği cümlelerden çevreci aktivistleri teröristlerle aynı kefeye koymak gibi kolaycılık seziliyor. Böylece halk nezdinde çevre duyarlılığı olan kişiler “vatan haini” ilan edilmiş olacak. Ne diyor:  “Bu oyunların temelinde işte bu tür kalkınmaların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde Ilısu gibi barajların engellenmesi yatıyor. Bu oyunların temelinde kalkınmış, modern Türkiye'nin engellenmesi yatıyor. (…) Bütün bunlarla birlikte bu ülkede inşallah şu barajlarla birlikte de artık 'su akar Türk bakar' demeyeceğiz, 'su akar Türk yapar diyeceğiz.”

Türkiye’nin dört bir yanını hidroelektrik santralleriyle doldurma hamlesi ile ilgili olarak şu argümanlara sığınıyorlar: “Ne yani, suyun boşa akması daha mı iyi?” “Enerji ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Bunu karşılamak için çözümler üretmek zorundayız.”

Çevre katlediliyormuş, doğanın dengesi bozuluyormuş. Nehirler şirketlere satılıyormuş. Bunlar umurlarında değil. Özellikle Karadeniz halkının muhafazakâr yapısından da yararlanarak HES’lere karşı çıkmayı “vatan hainliği” ile özdeş kıldılar. Onların yaptığı vatanperverlik, HES’lere karşı çıkmak ise vatan hainliği…

Koruma Kurulu’nun İkizdere’yi sit alanı ilan etmesi ve burada süren 22 HES’in durdurulması üzerine Başbakan’ın tepkisi şöyle olmuştu: “Değerli arkadaşım sen bugüne kadar neredeydin yahu? HES çalışmaları başlayınca kalktınız buraları sit alanı ilan ediyorsunuz.”

Fütursuz uygulamalar yargı engeline takılınca çareyi yasayı değiştirmekte buldular. Bundan sonra tabiat varlıkları Çevre Bakanlığı’na geçiyor. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’nda yer alan “tabiat” ifadeleri ile “doğal sit alanı” ifadesi yürürlükten kaldırılıyor. Ne mutlu bize ki artık doğal sit alanı olan bölgeler de sermayenin at oynatacağı alanlar haline gelecek. Zaten yargı kararlarına rağmen bunu uzun süredir yapıyorlardı.

Artık su akar Türk bakar demeyeceğiz ama bunun bedeli ne olacak? Doğayı ranta çevirme konusundaki bu gayretkeşliğin sonu nereye varacak?

Bu gidişle, paranın yenilmeyen bir şey olduğu ancak “son ağaç kesildiğinde, son nehir zehirlendiğinde, son balık öldüğünde” anlaşılacak.

O da belki...

Bu haber toplam 854 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.