• BIST 81.865
  • Altın 148,841
  • Dolar 3,8026
  • Euro 4,0554
  • Kocaeli 8 °C

Asla vazgeçmek yok

Hayrettin ALBAYRAK
Sezon bizim için bitti. Önümüzdeki eylül ayına kadar konuşacak, tartışacak uzunca bir zamanımız olacak. Elbette ki pes edecek, vaz geçecek değiliz. Sevdamızın peşinden gideceğiz. Bu sezon olmadıysa, seneye olur. Hayat devam ettiği sürece umut bitmez. Ne güzel bir söz var; ‘kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin’ diye. Şampiyonluğu kaybedebiliriz ancak Kocaelispor sevdamızdan, geleceğe dair umutlarımızdan asla vaz geçmeyeceğiz. Sezonu çok iyi tahlil etmek, nerede hata yaptığımızı görmek, bulmak zorundayız. Teşhisi iyi koymalıyız ki, tedavi sonuç versin. Dünkü yazımın sonunda belirttiğim gibi yaşadığımız tecrübeler ışığında hareket eder, doğru adımlar atarsak hiç kimsede olmayan taraftar gücümüzle seneye bu ligin tozunu atarız. Benim en büyük güvencem, umudum Başkan ve yönetim. Kimi kesimlerde aynı havayı bir daha bulamayız endişesi, karamsarlığı var. Kesinlikle aynı görüşte değilim. Bu başkan ve yönetim aynı inanç ve kararlılıkla ve tabi edindikleri tecrübelerle yola devam ettiklerinde kentte aynı atmosfer oluşur, inanıyorum bu kez yolun sonu profesyonel lig olur. Bu yönetim 3 yıllık hedefini 2 üst lig olarak koymuştu. Hedefte bir şaşma yok.   

TEKİRDAĞSPOR AVANTAJLI, ÖNDE BAŞLADI 
En başından bu vurguyu yaptıktan sonra gelelim sezonun analizine. Futbolda başarının temeli istikrar, yani devamlılıktır. 5 yıldır 3.Lig’e çıkmak için çaba gösteren, hep son anda direkten dönen Tekirdağspor sezon başında son derece doğru bir düşünceyle bir önceki sezon BAL’ı birinci bitiren Edirnespor takımının teknik direktörü dahil iskelet kadrosunu bünyesine aldı. Biz ise tam tersine sıfırdan yeni bir takım kurmak zorunda kaldık. Doğal olarak futbolun temel doğrusunda rakibimiz yarışa avantajlı başlamış oldu. Kocaelispor yönetimi sezon başı teknik direktör seçiminde ciddi bir hata yaptı. Hiçbir deneyimi, hatta diploması olmayan eski futbolcuya bu önemli, sorumluluğu büyük görevi verdi. Gerçi büyük kısmını yönetim kurulu yapsa da, kadro oluşumundaki tercihler çok sağlıklı değildi. İşi bilen, olayın içindeki bir teknik adam göreve getirilmiş olsa mutlaka seçimleri çok daha doğru yapardı. Anafartalar gibi grubun en zayıf takımını yenemeyen, sıradan bir takım Kozlu'ya kaybeden Kocaelispor adeta lige eksi 5 puanla başlamış oldu. İkinci maç sonunda hatadan dönüldü, teknik adamla yollar ayrıldı ama ligin boyu oldukça kısa olduğu için 5 puanlık kaybın ciddi sıkıntı yaratabileceği endişesi de doğdu. 

ÇUBUKLU DOĞRU TERCİH MİYDİ? 
Yönetimin Kayhan Çubuklu tercihi genel anlamda olumlu karşılandı. Çünkü Çubuklu, Bank Asya sezonu elde edilen şampiyonluğa önemli katkı sunmuştu. Ancak unutulan, atlatan önemli bir faktör vardı. Takım Süper Lig’de veya Ptt 1.Lig’de olsa bu tercihin doğru olduğu düşünülebilirdi ama amatörde olduğu için ciddi bir sıkıntı vardı.  Çubuklu, epeydir Kocaelispor’a uzaktı, BAL’la ilgili hiçbir bilgisi, deneyimi yoktu.  Düşünün ki, Sefa son üç sezon Kocaelispor’un en iyilerinden biriydi. Ancak Çubuklu, takımı hiç izlemediği için Sefa’yı tanımıyordu. Bu yüzden de koca bir ilk yarı Sefa gibi bir yetenek kenarda veya tribünde ziyan edildi. Aynı şekilde son dönemin öne çıkan yeteneklerinden Sergen’in yüzüne hiç bakılmadı. Çubuklu belli deneyimleri olan, diplomalı bir teknik adamdı. Mutlaka eski teknik direktöre göre fark yarattı, takıma eli değdi. Zaten ligde öyle aman aman rakipler yoktu. Devreyi Kocaelispor’un müthiş taraftar gücü de girince Tekirdağspor’un kadro istikrarından gelen avantajı ile sezona eski 5 puanla başlama dezavantajı ortadan kalktı, iki takım başa baş duruma geldi. 

HEP BURNUNUN DİKİNE GİTTİ 
Kocaelispor kazanıyor ancak takım iyi oynamıyordu. Aksayan bir şeyler vardı. Sistem işlemiyor, 12’nci adamın çabasıyla maçlar ite kaka kazanılıyordu. Teknik adamın müdahale etmesi, tercihlerini ve oyun sistemini gözden geçirmesi gerekiyordu. Kamuoyundaki hemen herkes belli doğrularda birleşiyordu. Ancak teknik adamın bunlarla ilgilendiği yoktu. Zira kendi söylemiyle tüm konuların masaya yatırıldığı, tartışıldığı,  yerel spor basınını takip etmiyordu.  Bir doğru var, benim doğrum diyor ve adeta burnunun dikine gidiyordu. Yenilgi adeta bağıra bağıra geliyorum diyordu ki, korkulan Velimeşe’de oldu. Sonrasında Arnavutköy, Edirne ve Ereğli maçlarında üst üste alınan beraberliklerle tam 6 puan kaybı yaptık. Avucumuzun içine kadar gelen şampiyonluk avantajını kendi ellerimizle Tekirdağspor’a kaptırdık. Özellikle içerdeki Edirne maçı kader anımızdı. Kazanabilsek Tekirdağ’a lider gidecek ve bu avantajla büyük olasılıkla şampiyon dönecektik. Arnavutköy’de 2-0’ı koruyabilsen, sıradan takım Ereğli’yi yenebilsek Tekirdağ’a şampiyon olarak gidecektik. 

BİRİNE YAZIK OLACAKTI
Pisipisine, tamamen teknik direktör hatalarından gelen puan kayıplarıyla son iki haftaya işi bir hayli zora sokmuş olarak girdik. Tekirdağ’da kazanıp şampiyonluğa ulaşma şansımız vardı elbette. Ancak bu olasılık uzaktı. Dün yazdığım gibi kaderini rakibin evine, sahasına bırakırsan istediğini alman çok zordu. Bakın geçmişe, tarihe. Bu tür final niteliğindeki maçları genellikle ev sahibi takımların kazandığını görürsünüz. Çok nadirdir deplasman takımının kazandığı.  Önceki gün de öyle oldu. Düşünün o maç Tekirdağ yerine İzmit’te olsaydı ne olurdu diye. Tekirdağspor’un hiç şansı olmazdı diyeceksiniz. Haklısınız. Üstelik Tekirdağspor kendi evinde oynamanın yanında üç sonuçtan ikisinin kendisine yaradığı bir büyük avantaja da sahipti. Kuralar çekildiğinde Tekirdağ, yani bir il takımı grubumuza düşünce “ Birinci belli, onlar düşünsün” demiştik. Çünkü kendimize çok güveniyorduk, Kocaelispor’un yanında Tekirdağspor’un esamesi okunmaz diye inanıyorduk. Ancak Tekirdağspor’a yazık olacağını da söylüyorduk. Yanıldık.  Sonuçta iki il takımından üzülen, yazık olan biz olduk. 

BİR HALKA KOPTU; ZİNCİR KIRILDI
Yönetim, teknik ekip, futbolcular, taraftar ve yerel basın başarıya giden yolda zincirin birer halkasıdır. Birinden biri işini doğru yapamazsa, sorumluluğunu yerine getiremezse o halka kapar doğal olarak zincir kırılır. Yönetim teknik direktör seçimlerinde hata yapmış olsa da bu eksiğini, açığını camiayı yeniden ayağa kaldırıp gidermiş, müthiş enerjiyle çalışmış,  dolayısıyla üzerine düşeni yerine getirmiştir. Futbolcu grubu da özveriyle işlerini yapmış, terlerinin son damlasına kadar mücadele etmiştir. Taraftarımız tek kelimeyle muhteşemdi, sözde değil özde 12’nci adam oldu, görevini kusursuz yerine getirdi. Yerel spor basını bugüne kadar hiç olmadığı kadar tek ses takımın yanındaydı. 4 halka için kimse görevini yapmadı diyemez. Geriye kalan tek halka, yani teknik direktör için ne yazık ki aynı şeyi söylemek mümkün değil.  Sonuçta o halka koptu ve zincir kırıldı, yani şampiyonluk gitti. 
Daha önce de yazmıştım. Takım şampiyonluğa ulaşırsa bunda tüm halkaların payı olacak, ama olamazsa sorumlusu teknik direktördür demiştim. Sezon başı veya sonrasındaki teknik direktör seçimini doğru yapabilsek bence bu ligi açık ara bitirirdik. Bu lig için uygun seçim olmasa da Çubuklu hatalarında ısrar ve inat etmeyip doğruları görebilse, kadroyu verimli kullanabilse, biraz cesaretli olabilse taraftar avantajıyla bu takım yine şampiyon olurdu. Benim gördüğüm, bildiğim budur. 
Bu yazı toplam 148 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37