1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Aslan payını biz almalıyız
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Aslan payını biz almalıyız

A+A-
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak,  Türkiye’nin pek çok bölgesinde yaşanan elektrik kesintilerinin temel nedeninin  altyapı yetersizliği olduğunu, sorunun çözümü için önümüzdeki 5 yıl içinde  elektrik altyapısına 17.8 milyar TL’lik yatırım yapılacağını açıklamış.
Yılbaşı itibariyle elektrik fiyatlarına yapılan yüzde 8’lik zammın gerekçesi olarak da  “Altyapı yatırım ihtiyacı” olarak açıklanmıştı. Kuşkusuz, enerji alt yapısını iyileştirmek Türkiye’nin meselesi. Geçen yılın başlarında bir gün İran’dan elektrik alan Van dışındaki 80 ilin tamamında elektrikler kesilmiş, büyük şok yaşanmıştı. Yatırımlar, bütün bu sorunları ortadan kaldırmayı ve 5 yıl içinde çözmeyi hedefliyor. 
17.8 milyar TL büyük para.. Türkiye’de elektrik alt yapısını yenilemek adına bukadar büyük bir  yatırım yapılacaksa, bu yatırımın aslan payını bizim ilimizin alması gerekiyor. Çünkü, Kocaeli’de elektrik kesilince, Türkiye duruyor. Üretim duruyor. Bir başka bölgede 1 saatlik kesintinin ülkeye maliyeti 1’se, bu kentte yarım saatlik elektrik kesintisinin ülkeye maliyeti 10 oluyor diyebiliriz. Son bir yıldır, bizim ilimizde elektrik dağıtım hizmetinde daha bir ciddiyet, daha bir düzen var. Sedaş en azından bakım-onarım  hizmetlerinin kalitesini yükseltti, vatandaş şikayetlerine daha duyarlı hale geldi. Ama hepimiz biliyoruz ki bizim kentimizde çok ciddi bir elektrik altyapısı sorunu var. Şebekelerin değişmesi, havai hatların yer altına alınması, hızlı nüfus artışı nedeniyle yetersiz kalan trafoların yenilenmesi gerekiyor. 
Burada iş, ilimizin AK Partili milletvekillerine, yerel yönetimlere düşüyor. Bakan Albayrak’ın tespitleri doğrudur. Önümüzdeki 5 yıl içinde elektrik altyapısını yenilemek için  büyük paralar harcamak doğrudur. Bu yatırımların bu bölgeye ağırlıklı olarak kaydırılması, Sedaş’ın elini güçlendirmek konusunda da ilimiz siyasetçilerinin devreye girmesi gerekmektedir.

*Yol güzergahı açık açık konuşulmalı
Güney Marmara Otoyolu.. Ya da diğer adıyla İzmit-Yalova otoyolu. Bizim kentimiz açısından halen gündemde olan projelerin  en önemlisi, en hayatisi.. 
Bu yol öyle bir yol ki; artık bitme noktasına gelen D-130’a alternatif olacak.  Yapımı devam eden  İstanbul-İzmir otoyoluna ulaşmamızı sağlayacak. Güney Marmara Otoyolu bittiğinde, belki  İzmit’ten İstanbul’a bu yolla gideceğiz. Körfez Köprüsü’nden geçiş bedelini ödemeyi  göze alırsanız, girer Güney Marmara Otoyolu’na,  Altınova’daki köprüden geçip, İstanbul’a ulaşabilirsiniz. 
Hoş, devlet ve siyaset verdiği sözleri tutacak olursa, Güney Marmara Otoyolundan önce, yapımı süren 3 üncü Boğaz Köprüsüne ulaşması planlanan Kuzey Marmara Otoyolu’nun da  başlayıp bitmiş olması gerekiyor. 
Güney Mamara Otoyolu bizim şehrimiz için çok önemli. İlimizde Kartepe-Başiskele-Gölcük-Karamürsel ilçelerinin üst tarafından geçecek. Kimi villa  sitelerin içinden, kiminin yanından. Kimi meyve bahçelerinin tam ortasından, kiminin yanından. Yol güzergahı ile ilgili öylesine rivayetler, dedikodular var ki, içinden çıkamazsınız. Bu yol yüzünden İhsaniye’de Ford Otosan’ın yaptırdığı KOÜ’nün MYO olarak kullandığı binanın yıkılacağı bile iddia ediliyor.
7 Ocak Perşembe günü bu proje ile ilgili ÇED toplantısı yapılacaktı. İnsanlar heyecanla bu toplantıyı bekliyordu. Yol güzergahı, bu yola bağlanacak tali yollar ve kavşakların yerleri merak ediliyordu. ÇED toplantısı tarihi 1 ay önce açıklandı. Ama toplantı günü gelince  halka bilgi vermekle yükümlü Karayolları, “Ben hazırlıklarımı tamamlamadım. ÇED toplantısını erteledim” dedi. 
Bu ÇED toplantısının ertelenmesi, benim midemi bulandırdı. Söz konusu 5 kilometrelik yol, bu kentte birilerine kaybettirecek. Birilerine kazandıracak. Bu yolun güzergahı, bu yolun bağlantı  yollarının güzergahı  çok ama çok önemli. Güzergahın 2-3 metre yana, ileriye, geriye kayması bile, çok büyük rantların el değiştirmesine neden olabilir. 
Karayolları’nın bu yol güzergahı işini bölge halkına, bu kente açık açık anlatması lazım. İtirazları, yeni önerileri dinlemesi, değerlendirmesi lazım. Bu kentte hiç kimse Güney Marmara Otoyolu’na karşı çıkamaz. Çıkmaz. Bu yolun mutlaka yapılması lazım. Ama daha ÇED sürecinde sıkıntı yaşanıyor, halktan bir şeyler saklanmak isteniyorsa, Bu iş büyük sıkıntı yaratır.
Umuyor ve diliyorum ki 7 Ocak’ta yapılacağı açıklanmışken ertelenen ÇED toplantısı için biran önce yeni tarih belirlenir. Gelsin Karayolları 1 inci Bölge ekipleri. Açık açık projeyi bu kentin halkına anlatsın. Bu yol güzergahı binlerce kişinin ata yadigarı  toprağını, binlerce kişinin özenle kurduğu yuvasını etkiliyor. Kaçarak, bilgileri saklayarak bir yere varamazsınız. Biran önce dosyaları bitirin ve gelin bu kentte insanlara bilgi verin.
*Yaşar Yılmaz, pastacı-börekçi yetiştirecek

İzmit son yıllarda tam anlamıyla bir “Cafeler” şehrine dönüştü. Şehir merkezinde başınızı nereye çevirseniz, bir veya birkaç kafe ile karşılaşırsınız. Ara sokaklarda bile ufak tefek kafeler var.Uluslararası markalar, ulusal markalar, yerel markalar.
Son yıllarda “Börekçilik” işi de aldı başını gitti. Ben yıllardır bu şehirde bir Batı Trakya Börekçisi bilirim. Sonra envai çeşiti açıldı. Özellikle Göçmen Börekçisi, Boşnak Börekçisi şehrin her yerinde şubeler açtı. 
Bu kadar çok kafe-börekçi var da, bunlar  işi bilen elemanlar bulabiliyorlar mı?.. Elbette hayır. Hem piyasada pekçok işsiz genç var, hem de kafe-börek salonu sektöründe  yetişmiş , işi bilen eleman eksekliği.. 
……….
Kocaeli Pastacılar Odası Başkanı Yaşar Yılmaz’ı yıllardır tanırım. Yaşar Yılmaz bu şehirde kafe- pastane sayısı 5’i geçmezken bu sektörün önde gelen ismiydi. İzmit’te bir Hoşgör, bir Çinili Fırın vardı. Bir de Yaşar Yılmaz’ın yarattığı markalar. Elize Pastanesi’nin, İnci Pastanesi’nin kurucusuydu.  Yaşar Yılmaz, hala sektörün içinde. Kendi yarattığı Osmanlı Börekçisi’nin  sahibi. Bana sorarsanız, bu şehirde en güzel börek de Osmanlı Böreği’dir. Ancak, 57 yaşındaki Yılmaz, ticari hırslarından arınmış. “Bir kızım, iki torunum var. Torunlarımla zaman geçirmeyi, daha çok çalışmaya tercih ediyorum” diyor. 
Yılmaz, geçen sabah gazeteye uğradı. Benim sevdiğimi bilir. İki tepsi de Osmanlı Böreği getirdi. Muhabir arkadaşlar henüz haber için şehre dağılmamışlardı.Yılmaz, böreği kendisi kesti, ikram etti. 
Pastacılar Odası Başkanı’nın uzun yıllardır tek hedefi, sektöre adam yetiştirmek, bu işin okulunu açmaktı. Sonunda başardı. İzmit Belediyesi’nin yeni yaptırdığı Ayazma Kültür Merkezi’ndeki büyük bir salonu Başkan Doğan’dan istemiş.Bu salon, Pastacılık Okulu haline getirildi. Yılmaz,  “KOTO’dan, Esnaf Odaları Birliği’nden önemli destek aldım. Pastanelerin, börekçilerin  sürekli malzeme aldığı büyük yağ ve un fabrikalarına  gittim. Desteklerini aldım. Mükemmel bir  okul hazırladık” dedi.
İlk aşamada 30 genç bu okulda 7 ay süreyle yetiştirilecek. Proje, İşkur ile birlikte yürütülüyor.Pastacılık Okulu’nda ders alanlara, İşkur  kurs süresince  ücret de verecek. 
Pastacılar Odası Başkanı şunları söyledi:
“-Kafelerde, pastanelerde, börekçilerde iyi çay demlemek, güzel kahve yapmak bile eğitim işidir.Piyasada bunca dükkan var. Ama  pasta, börek, poğaça, açma  yapacak eğitimli eleman bulamıyorlar. Biz bu alanda 30 usta eleman yetiştireceğiz. Okula büyük talep oldu. Mülakatla 30 kişiyi seçtim. Bayanlar bu işe daha yatkın. Hem sektöre yetişmiş eleman sağlayacak, hem de  işsiz gençlerimizi  hemen iyi bir ücretle iş bulacakları  bir meslek sahibi yapacağız.”
İzmit’te böyle  işine, mesleğine aşık, toplum menfaatleri için çalışan insanlar da var. Yılmaz, 57 yaşında.Yıllardır yürüttüğü Pastacılar Odası Başkanlığında en büyük hayalini gerçekleştiriyor. Sonrasında, artık Oda başkanlığını da gençlere devretmeye hazırlanıyor. “Ben hayatım boyunca bir koltukta ölünceye kadar oturmak sevdasındaki insanlara karşı çıktım.Artık ben de bu konuda gerekeni yapmalıyım” dedi.
Elize Pastanesi’nde, İnci Pastanesi’nde Yaşar Usta’nın hazırladığı sahlepleri bozaları içmek  İzmit’in geçmişinde bir ayrıcalıktı. Pastacılık Okulu için öğretmen olarak bu alandaki en iyi ustalar bulundu. Mükemmel bir okul hazırlandı. Bir-iki hafta içinde dersler başlayacak. Yaşar Yılmaz’ı gerçekten kutlamak gerekiyor. 

*Yine örnek sözleşme
Sadece lastik fabrikalarında çalışan 5 bin civarındaki işçiyi değil, Türkiye’deki bütün çalışma hayatını yakından ilgilendiren ve hem işverenlerin, hem sendikaların, hem çalışanların yakından takip ettiği  bir lastik sözleşmesi daha  geride kaldı. 
Lastik-İş ile, Goodyear, Pirelli ve Brisa’nın işveren temsilcileri,  işi çok fazla uzatmadan, 5 inci pazarlık oturumunun sonunda masada bitirdiler. Bu son lastik sözleşmesinin çok önemli bir özelliği var. Lastik-İş Başkanı Karacan, masaya 5 bin civarındaki kadrolu işçisi için oturdu. Ama masadan kalkarken lastik fabrikalarında çalışan 1400 civarındaki müteahhit işçilerinin ücretlerine de hatırı sayılır bir zam aldı.
Lastik-İş geçen yıl  sektördeki taşeron işçilerini  sendika üyesi yaparak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmişti. Bu kez, Türkiye’de ilk kez toplu sözleşme masasında  taşeron işçilerine zam alan sendika oldu. Bu son toplu sözleşmenin en önemli farkı da işte budur.
………
Lastik sektörü, çalışanlar için en zor sektörlerden biridir. İş ağırdır. Üstelik bu sektörde  çalışanlara verilebilecek ücret, dünya piyasalarındaki örnekleri ile bellidir. ABD’de veya Avrupa’da üretilen bir lastiğin maliyetinde işçilik oranı neyse, Türkiye’de de o sınırlarda olabilir. Sendika başkanı kim olursa olsun, bunun üzerinde bir şey talep ederse, alamaz. İşveren vermez. Burada sendikacının mahareti,  işçinin hakkını korurken, dünyadaki durumu maliyetleri bilmekten geçer. 
Abdullah Karacan masaya ilk altı ay için (enf-lasyon x2) zam talebiyle oturdu. İşveren, (enf-lasyon x2) önerdi. 5 inci oturumda, yeni sözleşmeye imza (enflasyon oranı kadar) zam üzerinden  atıldı. Yani iki taraf,  ilk teklif ya da taleplerinin tam ortasında buluştu. 
Yeni sözleşme ile sendikalı, kadrolu lastik işçisinin çıplak ücreti 4.800 TL civarına geliyor. Elbette vergi dilimi yükselince, ilerleyen aylarda bu rakam düşecek. Lastik işçisi için bu ücret haktır. Sendika, kadrolu işçiler için 5 bin TL ek  nakit para da almayı başardı. Bu paranın 3.500 TL’si 24 eşit taksitte ücretlerden kesilecek. Yani  faizsiz, bedava kredi gibi. 1500 TL’si ise, tamamen işveren tarafından karşılanacak. Bu da işçiler adına  güzel bir anlaşmadır.
Ancak, yukarıda da belirttiğim gibi, son sözleşmenin en önemli  olayı, taşeron işçilerinin ücretlerinin yükseltilmesidir. Lastik fabrikalarında pekçok bölümde  kadrolu işçi ile taşeron işçileri birlikte çalışıyorlar. Kadrolu lastik işçileri, kendilerinden çok daha düşük maaş alan taşeron işçilerine karşı kendilerini mahcup hissediyorlardı. Taşeron işçilerinin ücretlerine toplu sözleşmeyle zam yapılmasına, sendikalı işçilerin de çok sevindiğine eminim. Ayrıca taşeron işçilerinin toplu sözleşme içine alınmasıyla, lastik fabrikalarının daha fazla teşoronlaşma iştahlarının da azalacağını düşünüyorum. 
Türkiye’nin çalışma hayatında toplu pazarlık düzeni kalmadı. Gerçek manada işçi adına sendikanın, işveren adına doğrudan profesyonel yöneticilerin masaya oturup müzakere ettiği belki de tek sektör  lastik sektörüdür. İşverenin  verebileceği üst sınır, sendikanın inebileceği alt sınır kuruşu kuruşuna bellidir. Güzel pazarlık oldu. Hem Lastik-İş Sendikası yöneticilerini Genel Başkan Abdullah Karacan ‘ın şahsında, hem sendika karşısında masaya oturan üç büyük lastik fabrikasının yöneticilerine  tebriklerimizi iletmemiz gerekir.
Bu yazı toplam 731 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.