1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Aslında değişen nedir?
Aslında değişen nedir?

Aslında değişen nedir?

12 Haziran seçimlerine giderken; AKP, CHP ve MHP’nin milletvekili aday listelerine bakıldığında çok ciddi bir değişimden söz etmek mümkün. Çok iddialı, çok muteber isimler olmasa bile, üç

A+A-

12 Haziran seçimlerine giderken; AKP, CHP ve MHP’nin milletvekili aday listelerine bakıldığında çok ciddi bir değişimden söz etmek mümkün. Çok iddialı, çok muteber isimler olmasa bile, üç büyük partinin aday listelerinde neredeyse yarı yarıya değişim, eskilerin elendiğini görüyoruz.

Ancak, TBMM’nin yenilenmesi; Türk siyasetinin, toplumsal bakışın, yerleşik taassup ve tabuların da değiştiği anlamına gelmiyor. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki; Türkiye aslında negatif bir değişimden geçiyor.

Bir örnek vereyim:

1970'li yılların başları… O yıllarda, devlete ait güzel sanatlarla ilgili bir kurumdan, bir grup personel işten atılmış. Kadın-erkek genç insanlar. İşten atılmalarını protesto için çırılçıplak soyunmuşlar. Basın toplantısı düzenlemişler. Kadın erkek işten atılanlar çırılçıplak yan yana duruyorlar ve önlerinde de işten çıkartılmalarını protesto eden bir pankart taşıyorlar.

1970'li yılların başında bu olayla ilgili haber, ulusal gazetelerde çok küçük yer almış. Fotoğraf da küçük kullanılmış.

O yıllar Türkiye'de porno dergilerin falan olduğu yıllar değil. İnternet, erotik yayınlar falan hiç ortada yok. Ulusal gazetelerin bir kısmında başörtüsüz kadın fotoğrafının yayınlanmadığı, bir bölümünde mutlaka arka sayfalarda çıplak kadın fotoğraflı haber kullanılan günler değil. Ama çırılçıplak soyunmuş insanların yan yana poz vermesinin yadırgandığı yıllar da değil.

Türkiye'nin 1970'li yıllarına baktığınızda; çıplaklık, giyim kuşam, başörtüsü, türban kimse için sorun değil. İçki içilmesi ya da ibadet yapılması da sorun değil. Toplumun bu tür konularla bölünmüşlüğü, birbirine farklı kamplardaki insanlar gibi bakması söz konusu değil.

Ama bugün, yani 40 yıl sonra durum oldukça farklı...

Siyaset, başörtüsü kavgası üzerine kuruluyor. Çıplak olmak veya aşırı giyinik olmak dikkat çeken bir tartışma konusu haline geliyor.

Türkiye 40 yıl önce kadın-erkek insanların yan yana çıplak protestosunu umursamazken, bugün çıplak kadın resmi var diye yağlıboya tabloya tepki gösterilen bir ülke haline nasıl geldi? Önemli olan budur.

Pekiyi neden böyle olduk? Neden toplumsal yapımız böylesine değişti? Çıplaklık ya da giyiniklik, içmek ya da içmemek, dindar olmak veya olmamak, neden toplum yapımızda bölünme, siyaset hayatımızda çatışma konusu haline geldi?...

Kabahat, bugünkü iktidarda mı?..

Türkiye, geride kalan 35-40 yıl içinde çok kötü yönetildi.

Yasalar hep vardı, ama ülkenin göz göre göre soyulmasının önüne geçilmedi.

Yasalar hep vardı. Ama siyaset ve devlet, irtica ile aslında hiç mücadele etmedi.

12 Eylül sonrasının askeri yönetimi bile, azgın komünistleri(!) yok etme mücadelesi kapsamında tarikatlara el altından yol vermedi mi?...

Sağcısıyla solcusuyla neredeyse bütün siyasetçiler, din istismarını vazgeçilmez zorunluluk kabul ettiler. Yerel yönetimlerdeki solcular bile, tarikat bağlantılarını oy için zorunlu kabul ettiler...

Yasalar varken uygulanmadı...

Nasıl ki soygun, vurgun, talanla mücadele edilmemiş, tam tersine yol verilmişse, aynı biçimde din istismarına da açıkça göz yumuldu.

Bir ülkede soygun düzeni yerleştirilmek isteniyorsa, bir ülkede gelir dağılımı bozuluyorsa, bir ülkede kayıt dışılık, kara para egemen oluyorsa; terörün, irticanın körüklenmesi de kaçınılmazdır.

Türkiye, her kültür, her inanç, her yaşam tarzı için hoşgörü ve özgürlükler toplumu olarak sade ve mutlu yaşarken, kasten farklı ve anlamsız kavgaların içine çekilmiştir.

Sorun, AKP ve Erdoğan sorunu değildir. Sorun, bir yandan inançlara karşı aşırı hoşgörüsüzlük, öbür taraftan dindar insanların çaresizliğini kullanan gruplara el altından yıllar boyunca verilmiş açık destek ve tavizlerden kaynaklanmaktadır.

Siyasetin seviyesizliği ve hoşgörüsüzlüğü devam ettikçe; bu tablonun yeniden 40 yıl önceki hoşgörü ve özgürlük ortamına dönüşmesi de beklenemez.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.