• BIST 75.433
  • Altın 129,500
  • Dolar 3,4396
  • Euro 3,6861
  • Kocaeli -2 °C

Aslında yaşam..

İlksen ÇAĞLAYAN
Bir zamanlar kötü geçen bir hasattan şikayet eden bir çiftçi vardı:"Tanrı hava durumunu kontrol etmeme izin verse her şey daha iyi olurdu." Tanrı ona dedi ki:"Bir yıl boyunca havanın kontrolünü sana bırakacağım. Ne istersen hemen yerine gelecek. Zavallı adam çok mutlu oldu ve hemen dedi ki "Şimdi güneş istiyorum" ve güneş çıktı. Sonra dedi ki "şimdi yağmur yağsın" ve yağdı. Bir sene boyunca önce güneş açtı ve sonra yağmur yağdı.Mahsül hiç bu kadar bol,hiç bu kadar yemyeşil olmamıştı. Sıra hasada geldi. Çiftçi buğdayı biçmeye koyuldu, ama yüreğine indi.Başakların içi bomboştu.Tanrı gelip sordu: "Nasıl mahsulün ?" Adam şikayet etti:"Kötü efendim, çok kötü". "Peki sen havayı kontrol etmedin mi ? İstediğin her şey olmadı mı?" "Evet! Ben de işte bundan dolayı şaşkına döndüm.İstediğim güneşi ve yağmuru elde ettim ama hiç mahsul yok." "Peki hiç rüzgar, fırtına,kar ve buz istemedin mi ?Bunlar havayı temizleyip kökleri güçlü hale getiriyor.Mahsulün de içi doluyor.Hep iyi havayla olur mu hiç ? Elinde bu yüzden mahsul yok" Yaşam hem iyi hava hem kötü hava,hem zevk hem acı,hem yaz hem kış,hem gece hem gündüz varsa yaşanır.Hem üzüntü hem mutluluk,hem rahat hem rahatsızlık olmalı.Yaşam işte böyle uçlar arasında güzelleşir..
Osho’nun bu güzel hikayesi nasıl da doğru nasıl da gerçeği anlatıyor hayatla ilgili değil mi?. Aslında her güzel şeyin yanında bir de çirkini, bazen de kötünün yanında iyiyi barındırdığını  ve hatta her hayrın  içinde bir şer , her şerin içinde bir hayır olduğu gibi..
İnsanız, her zaman her şey  iyi olsun istiyoruz. Bir şey isterken çabuk olsun, bir şeye sahip olmak isterken en iyisi olsun, bir hayalin gerçekleşmesini isterken de olabildiğince gerçeğe yakın olsun istiyoruz. Bizi bir konuda sonuca götüren sürecin tamamen güllerden oluşmasını, dikenlerin olmamasını hayal ediyoruz. Yemeğin ağzımızı yakmayacak kadar sıcak olmasını, bir ilişkiye emek vermeden gelişmesini, bir çocuğun henüz emeklemeden yürümesini istiyoruz. Tıpkı hikayede olduğu gibi yağmuru da sevmiyoruz ama yeri geliyor o Yağmurun büyümesine yardımcı olduğu bir sebzeyi yemeye bayılıyoruz. Birisini severken hiç kötü ya da rahatsızlık veren bir yanı olmasını istemiyoruz aksine bize ters gelen, ya da sevmediğimiz bir durum ya da kişinin karakteri var ise değişmesini ya da bizim onu değiştirmemizi istiyoruz.  Pürüzleri sevmiyoruz, her şey pür-i pak olsun istiyoruz, manavdan, pazardan elma seçerken bile en parlak, en temiz, en deliksiz gözükeni alıyoruz. Zorlukları sevmiyoruz, kolay ne varsa onu tercih ediyoruz, uğraştırmayan ne varsa onu yapıyoruz. Her şeyi kendi zevkimize göre olsun diye çabalıyoruz, başkası herhangi bir şeyi istediğimiz ya da bizim kıstaslarımıza göre yapmıyorsa onu eleştiriyoruz, akıl veriyoruz, neden bizim gibi yapmadığını ya da düşünmediğine anlam veremiyoruz, onun kendi hayatını yaşıyor olduğunu unutuyoruz. Her zaman kendi yaptığımızın iyi olduğunu sanıyoruz. Zorluklar olmadan bazı şeyleri anlayamayacağımızı unutuyoruz. Kötülükler olmadan iyileri kavrayamayacağımızı bilmiyoruz. Masalları da unutuyoruz, hayata ayna tuttuğunu da. O masalların içindeki kötünün aslında iyi olanı ortaya çıkardığını, onun var olmasını, yaşamasını sağladığını unutuyoruz. Cadının iyi kalpli olanı fark ettirdiğini es geçiyoruz. Ağladıktan sonra gülmek geldiğini, insanın her anlamda içini boşaltması için önce dertleşip ağlamaya, sonra da şakalaşıp gülmeye ihtiyacı olduğunu sanki hiç bilmiyormuşuz gibi davranıyoruz. Tatile bile önce çalışıp, yorulup gittiğimizi unutuyoruz. İstiyoruz ki hep hafta sonu olsun ama yine unutuyoruz. Hep hafta sonu gibi yaşarsak ya da öyle olduğunu farz edersek dinlenmenin, gezmenin, rahatlamanın bizim için o kadar da bir şey ifade etmeyeceğini bilmiyoruz. Her zorluğun arkasından kolaylık geleceğini düşünmeden yaşıyoruz. Kısacası bazen sabrederek, bazen de kötü gibi gözüken herhangi bir şeyin aslında iyiye işaret olduğunu ya da bizi iyiye ulaştıracağını her zaman hatırlayarak ve hayatın içindeki zıtlıklarla barış halinde yaşamamız lazım. Siyahın beyazla aslında bütün olduğu ve tuzlu bir yiyeceğin ardından bir tatlı yemek gibi.. Bütün ve bir halde..
“Dışarıdan güçlü görünüyor olabilirsin, ama savaşlar içeride kazanılır”
Diyojen
Bu yazı toplam 159 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Cemal Turgay’ın kitabı İzmit sevdalılarını ağlatacaktır 
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37