1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. At pazarlığı...
At pazarlığı...

At pazarlığı...

Olmamıştı. O zaman da tutmamıştı. Hatırlar mıyız bilmem, 1 Mart tezkeresinin sıcak günleriydi. ABD ile al takke ver külah bir pazarlığa girişilmişti. “At pazarlığı” diye düşmüştü ajanslara George W. Bu

A+A-

Olmamıştı.

O zaman da tutmamıştı.

Hatırlar mıyız bilmem, 1 Mart tezkeresinin sıcak günleriydi.

ABD ile al takke ver külah bir pazarlığa girişilmişti.

“At pazarlığı” diye düşmüştü ajanslara George W. Bush’un ağzından.

Ama olmamıştı.

Tutmamıştı.

Birkaç ABD muhibi dışında, TSK neredeyse blok olarak karşı çıkmıştı.

Öyle ki hoca lakaplı Genelkurmay başkanı bile bu direnci aşamamıştı.

Sonunda olmamıştı.

Bu nevi pazarlıkla bir yere varılamamıştı.

Bu anlayışın mümessilleri o zaman da kıvıramamıştı.

1 Mart tezkeresi mecliste kabul ettirilememişti.

Yine olmadı.

Haftalardır süren at pazarlığı işe yaramadı.

Şu paşa olur, bu paşa olmaz.

Şunun şeysi var, bunun başka şeysi.

Bu elimi sıkmamıştı.

Bunun elektriği tutmamıştı.

Şunu şey yapalım, bunu şuraya şey edelim.

Apar topar içeri tıkılan ve henüz herhangi bir suçtan hüküm giymemiş onlarca askerin durumunu konuşmak konu bile değildi.

Ama pazarlık da hız kesmiyordu.

Ama olmadı işte.

Dört adam, bu anlamsız itip kakma sürecini bitirdi.

Elbette Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının emekliliklerini istemeleri sembolik bulunabilir.

Elbette, yıllardır örülen Necdet Özel planı her şekilde işliyor.

Ama duruş duruştur.

Ne diyor Genelkurmay Başkanı:

“Yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkanını ortadan kaldırmıştır”

Son derece açık ve anlaşılır.

Şimdi herkes doğuda TSK’nın verdiği kayıpları konuşuyor ya.

İşin esası budur.

Komutanlık, şirket yönetmeye benzemez.

Orduda disiplin, duvarlara talimat yazarak, yöneticilere emirler sirküle ederek sağlanamaz.

Yetmez.

İşe yaramaz.

İşin esası motivasyondur.

Motivasyonun arka planı güvendir.

Güvenin arka planı liderliktir.

Her gün düzenli olarak ölüm ihtimalinin üzerine yolladığı askerlerini koruyamaması durumu, liderliğin de, güvenin de, motivasyonun da sonudur.

Adam onurluca davranıp işini yapamaz hale geldiğini anlatıyor ve emekliliğini istiyor.

Üç kuvvet komutanı da beraber.

Bütün bu olan bitenin bir sonucu var elbette.

Ordu hızla savaşabilen ordu niteliğini yitirebilir.

Bu gidişle de, çok yakında tören ve gösteri ordusu niteliğine bürünebilir.

Kimileri bu durumu çok da önemli görmeyebilir.

Başımıza üç darbe örmüş, gençliğimizi, geleceğimizi ABD projelerinin iştahına kurban etmiş bir ordu savaşsa ne olur, savaşmasa ne olur diye düşünenler bulunabilir.

Ancak TSK, uzunca bir süredir ABD’ye mesafeli, bölgedeki gücünün farkında ve Türkiye’nin çıkarlarına ABD’nin bölge çıkarlarından daha fazla yoğunlaşmış bir general sınıfı tarafından yönetiliyordu.

Yaşananlar,  bu durumun tasfiyesidir.

İçerideki gazetecilere, bilim insanlarına, askerlere vb bakıldığında, hukuk sistemine vaki müdahaleler değerlendirildiğinde ise, bu kez tam teşekküllü bir başka ABD darbesinin fiili olarak siyasi iktidar tarafından hayata geçirilmekte olduğu görülüyor.

Efendim, ne olacak?

Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Peki bu son yaşananlar ne anlama geliyor?

Türkiye gerçekten büyük ülkedir.

Bir kez daha, “at pazarlığı”na ziyan edilememiştir.

Bu yeni zaman efendilerinin hoşuna gitmeyebilir ancak, muhtemelen yarın da edilemeyecektir…

Bu haber toplam 1134 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.