• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 2 °C

Atatürk olmak böyle bir şey...

Sevcan TAMER
Geçen hafta sizlere engelli  iki kız kardeşin anlattığı yaşam hikayesini yazmıştım.. Bu ailenin dört çocuğun engelli olduğunu, ama iki kız kardeşin dışardaki işlerini tekerlekli sandalyeleriyle çıkarak yaptıklarını, işte bu çerçevede neler yaşadıklarını anlatmaya çalışmıştım .. Bu yaşam savaşı hikayelerinin, yaşadıkları sıkıntıların sadece ufak bir bölümü olduğunu da belirtmiştim.. Bu kızlarımızın nezdinde, tüm engelliler adına o kadar çok ses geldi ki, size anlatamam.. Bir çok vatandaş fikrini belirtirken, engelli arkadaşlarımız da diğer sorunlarından söz edip, onları da gündeme getirmemi istediler.. “Ne demek, benim için zevk olur” dedim kendilerine.. Ve, Umutlu olmalarını istedim onlardan.. Bakın dedim.. Ne güzel bir söz..“İnsan bir uzvunu değil, umudunu kaybettiğinde noksandır”..Banason günlerde çok üzgün ve tedirgin oldukları yeni bir sorunu anlattılar, dinledim.. Adı“Fizik Tedavisi” ve bu konuda ki olumsuz gelişmeler.. Bu kişilerin dertlerini de en kısa sürede yazacağım.. Ne mi olur.? Onu bilemem ama, onların sesini duyurmanın ve dillerine tercüman olmanın huzurunu, ne mutluluk verici bir duygu olduğunu adım gibi biliyorum.. Herkese de tavsiye ederim..
Ancak, dört gün önce ülkemizin kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa  Kemal Atatürk’ün 76. Ölüm yıl dönümüne değinmeden geçmek istemedim.. Bazı anıları, anekdotları ve yaşadığımız gerçekleri, bakış açımız çerçevesinde  dile getirmeden bu haftayı kapatmak olmaz.. Milli ve dini tüm değerlerini korumaya çalışan, Atasını sevip ona olan vefa borcunu daima hatırlayıp, saygı duymayı erdem bilen, özgürce yaşamanın nasıl bir zenginlik olduğunun bilincine varmış lığımı  her vesileyle ifade eden bir Türk vatandaşı olarak, bunu önemli bir görev addediyorum.. Ancak, böylesi özel ve önem taşıyan bir günde, veya buna benzer günlerde, yüreğime yansıyarak inanılmaz derecede rahatsız olmama neden olan gerçekleri de ifade etmeden söze başlamak istemiyorum. Çünkü, bu tür olumsuzluklardan beslenenlerin var olduğunu düşünüyorum.
 Ben kendimi öz eleştiriden geçirmeyi ve gerekirse eleştirilmek istediğimi belirtmeyi  başarmış bir kişiyim.. Bu durumumu kısa bir süre önce, yine sizlerle paylaşmıştım..Belli bir yaştan sonra gerçekleri daha açık ve net gördüğümü, o nedenle olsa gerek, maskeli  yüzlere tepkili olduğumu, duyarsız ve iki yüzlü insanları sevmediğimi, onların yanında kendimi iyi hissetmediğimi itiraf etmiştim..Bu kimseyi bağlamaz tabi ki. Sadece kendi içimde kopan bir fırtına.. Ama isterseniz bu doğrultuda bir kaç örnek verebilirim.. Örneğin bu ilin İzmitliler Derneğine veya İzmitlilere ivedilikle ihtiyacı olduğunda ortada görünmeyenlerin, iş işten geçtikten sonra sosyal medyada yazışarak toplandıklarını ilan etmelerini hiç samimi bulmadığımı ve katılmadığımı yazdığım gibi.* Toplumun aynası ve yol göstericisi olması söz konusu olan kadınların birbirini yerken, içten içe hırs doluyken ve bir türlü bütünleşmeyi beceremezken,yapmaya çalıştıkları “ Kadın” adı taşıyan kutlamaları sevmediğimi, hatta katılmak istemediğimi söylediğim gibi.* Ve, en büyük değerimiz, Atamızın ölümüne olan hüznümüzü belirtmek için dahi bir araya gelemezken, bir ses, bir yürek olamazken, tepkilerime hakim olamıyorum.. Evet dostlar, yaşamımıza mal olmuş öyle değerler ve çözülmesi gereken olaylar vardır ki, bölünmeye tahammülleri yoktur.. En azından bize ve ülkeye bir kazanç sağlamaz.. Tamam, bazı konularda, siyasi bütünleşmelerde veya söylemlerde, ayrı fikirler taşıyabiliriz.. Beğenmediğimiz bir karara tepkimizi çeşitli demokratik yollarla gösterebiliriz.. Yine kurallar çerçevesinde örgütlenebilir ve konuşma özgürlüğümüzü kullanıp, görüşlerimizi haykırabiliriz..Ama böylesi günlerde değil.. Bakınız, tüm ülkede ve dış ülkelerde Atatürk Sevgisi, ne derece muhteşem gösterdi kendisini.. O ki, yedi düvele diz çöktürmüş, yerine göre insanca yaklaşımın en güzelini öğretmiş, bu millete özgürlüğü hediye etmiş, hepimizin, herkesin ATASI.. Boş verin Atamız için çirkin sözler kullananları, yorumlar yapanları.. Ciddiye bile almayın.. Bir gün nasıl yanlış yaptıklarını anlayacaklardır..Özgür bir millet olmanın da, Müslümanlığın var olarak kalmasının ve ibadetimizi özgürce yapmamızın da tek sebebi,ATATÜRK’ tür..Bize büyüklerimiz böyle öğretti..Hep söylerim ya..Kuranı elinden düşürmeyen babaannem, göz yaşları arasında bize Atatürk’ü anlatırdı..O sevgiyi, O saygıyı, özlüyorum.. İnanın özlüyorum.. O samimi ve içten akan göz yaşlarını dahi arıyorum..Ne oldu bize.? Neden geçmişimize saygı, sevgi ve inancımızı kaybettik.? Nasıl büyüklerimizin gördüğü doğruları ve gerçekleri göremiyor veya inkar ediyoruz.? Sonuca ve işin aslına dönecek olursak, tek bir gerçek ortada.. Herkes Atatürk olamaz.. Bütün bunlar o üstün kişiliğin bedelleri adeta.. Bu şanlı ülkeye ve millete armağan ettiği zenginlikler..Eeee büyük başın büyük derdi olur derler ya..                
 “Atatürk olmak ta böyle bir şey” demek ki.. Onu asla unutmayacağız..
Bu yazı toplam 141 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37