1. YAZARLAR

  2. Şaban Eraslan

  3. Atatürk Ve Futbol Oyunu
Şaban Eraslan

Şaban Eraslan

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk Ve Futbol Oyunu

A+A-

23 Nisan Çocuk Bayramı ve19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı kutladığımız bu aylarda Kurtuluş Savaşı liderimiz, önderimiz, sevgili Atatürk ‘ün zamanın iyi futbolcularından Gündüz Kılıç ile arasında geçen bir anıyı Gündüz Kılıç’ın kaleminden aktaracağım.

Atatürk mağlubiyetin de bir erdem olduğunu, mağlubiyetlerden sonra daha çok çalışmamız gerektiğini anlatan anısında, günümüzde takımı yenilince birbirimizi öldürme derecesine getiren takım tutmaya güzel bir örnek olacağını umuyorum.

Büyük Atatürk’ün futbolla ilgili bir anısını da en yakın arkadaşlarından Kılıç Ali’nin oğlu olan, devrinin ünlü futbolcusu Gündüz Kılıç, yıllar sonra kaleme aldığı ve Hürriyet Gazetesinde yayınlanan bir yazısında, tatlı bir üslup içinde şöyle dile getirmiştir.

“Atatürk, yakın arkadaşı Kılıç Ali’nin evine, ani bir ziyaret için uğradığında, evde başka kimse bulunmadığı için, gencecik Gündüz Kılıç tarafından ağırlanmıştı.

Bundan sonrasını rahmetli Gündüz Kılıç’tan nakledelim:  Atatürk şerbetini yudumlarken  “Gel şöyle otur da seninle konuşalım biraz” dedi ve bana karşısındaki koltuğu gösterdi.

Oturdum ama inanın, içimin yağları eridi. İşin asıl zor tarafının bundan sonra başlayacağını hissediyordum.

Çünkü Atatürk’ün, özellikle gençlere, değişik zekâ soruları sorarak, onları imtihan etmekten pek hoşlandığını biliyordum.

Mahcup olmak korkusu bütün benliğimi sarmıştı. Fakat çok şükür sorduğu soru, korktuğum türden olmadı.
 O sıralarda Milli Futbol Takımımız,  Halkevleri Takımı adı altında,  Rusya da beş, altı maç yapmıştı.

Maçların çoğunda fena sonuçlar alınmıştı.

Yaşımın pek genç olmasına rağmen ben de kadroya alınmıştım.

Ülkesinde olup biten her şeyle ilgilenen Atatürk’ün, Rusya yenilgileri de gözünden kaçmamıştı.

İlk sorusu “neden yenildiniz?” oldu.

Kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım.

Atatürk, pek üstelemeden ikinci sorusunu sordu: “Peki bu yenilgiler seni çok üzdü mü?” dedi.

Son derece üzüldüğümü anlatmaya çalışırken bir el hareketiyle beni susturup kendi konuştu:

  “-DÜNYADA YENİLMEYEN KİMSE, YENİLMEYEN ORDU, YENİLMEYEN TAKIM, YENİLMEYEN KUMANDAN YOKTUR. YENİLDİKTEN SONRA ÜZÜLMEKTE TABİDİR.

ANCAK BU ÜZÜNTÜ İNSANIN MANEVİYATINI YOK EDECEK, ONU ÇÖKERTECEK SEVİYEYE VARMAMALIDIR. YENİLEN HEMEN TOPARLANMALI, KENDİNİ YENENİ YENMEK İÇİN OLANCA GÜCÜYLE AZMİYLE DAHA ÇOK ÇALIŞMALIDIR.”  dedi.

Sonra futbolun nasıl oynandığını anlatmamı istedi. Hemen kâğıt kalem aldım. Oyun sahasını çizerek, o zaman ki değimiyle müdafileri, muavinleri ve muhacimleri yerlerine yerleştirip, onların görevlerini ve ana kaideler ile hedeflerini anlattım.

Atatürk: “Yahu desene, bizim harp oyunları gibi bir şey sizin oyun da. Sizin iş de, strateji bilgisi ve kurmay kafası ister” diye önemser bir şekilde başını salladı”
Rahmetli Gündüz Kılıç’ın bu anısı, Atatürk’ün futbol hakkındaki düşündüklerini, bize

Öğretmesi bakımından büyük önem taşır. 

Günümüzde artık spor yapan insanların zekâ düzeyi yüksek olması ve çalışması gerekir.

Atatürk bunu o zaman görmüş.

Biz spor adamlarının kaçta kaçı böyle görüyor.

Mağlubiyetleri bir bitiş olarak görmemek, bir başlangıç olarak görmek lazım.

 

Bu yazı toplam 9828 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar