1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR DERLER AMA, BU ATEŞ BAŞKA ATEŞ...
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR DERLER AMA, BU ATEŞ BAŞKA ATEŞ...

A+A-

Acının da  pek  çok  çeşidi,  kademesi  vardır  biliyorsunuz  sevgili  okurlarım.. Ateşinin  hiç  bir  zaman  azalmayacağı,  üzerinden  uzunnn  yıllar  geçse  dahi  yürekteki  korunun  asla  sönmeyeceği,  acısının  dinmeyeceği  bir  çeşidi  vardır ki,  Yüce  Allah  kimsenin  başına  böylesini  vermesin  dilerim.. Bu  acı  ne  biliyorsunuz  değil mi.?  Evet,  evet  bu  evlat  acısı.. Çok  zor,  gerçekten  çok  zor..
Ben  binlerce  şükürler  olsun  kendi  çekirdek  ailemde  yaşamadım  bu  acıyı,  ama  aile  olarak,  daha  kırklı  yaşlarının  başında  olan  ve  ardında  iki  evlat  bırakarak  ahrete  göçen  bir  kız  kardeş  kaybettim.. O  günlerde,  kendi  kardeş  acımın  içinde  bocalarken  anne  ve  babanın  duygularını  hiç  aklımdan  çıkartamadım.. Neler  hissediyorlardı.? Yüreklerinde ki  
acının  ateşine  nasıl  dayanıyorlardı acaba.?  Babamın  ve  annemizin  inanılmaz  dayanıklı  bünyeleri  olduğunu  ve  bu  acıyı  kaldırabildiğini  düşünmüştüm  hep.. Ama  ikisinin de  sık  sık   ağızlarından  çıkan “Allah’ım  sen  düşmanıma  evlat  acısı  verme  Ya Rabbim” sözüydü..
  Bunları  yazmak  geldi  içimden.. Asker  olan  torunumu  düşündüm.. Bu  vatana  şehit  veren  aileleri  düşündüm.. Genç  bir  evladı  toprağa  veren  ailelerin  ruh  durumlarını  düşündüm..  Bu  acıyı  yaşayanların,  evlat kaybetmesinin  verdiği  çeşitli  yan  etkileri   gayet  iyi  bildiğimden,  bazı  hassasiyetlerimizin  olması  gerektiğine de  değinmek  istiyorum.. Çünkü  hain,  acımasız,  kahpe  terör  bu  güne  kadar  yüzlerce  yuvaya  bu  ateşi  düşürdü.. Benim  kardeşim  bizi  fazlasıyla  yaktı,  üzdü..  Ancak  çaresi  bulunamayan  amansız  bir  hastalığın  esiri  olmuştu  senelerce.. Bunu  biliyorduk.. Ve  sonuçta  bu  hastalıktan da  kurtulamadı.. Hazırlıklı  bir  ruha  sahip  olmamıza  rağmen  perişan  olduk.. Aradan geçen  bunca  zaman  acımızı  hafifletemedi.. Ama  bu  bizim  ailenin  acısıydı  ve  ateş  düştüğü  yeri  yaksa da  haklıydı.. Ya  bu  gencecik  delikanlılar.. Vatanı  ve  milleti  için  canını  ne  olduğu  belirsiz  ve  puslu  havayı  seven  kurtların  oyuncağı  olmuş  birilerinin  önüne  siper  ederek  yaşamlarından  olması.. Anlatılması  bile  imkansız acı.. Dertleri, taaa  1920’ ler den  bu  yana  topraklarımız,  özgürlüğümüz  ve  inançlarımız  olan  ezeli  düşmanlar,  bu  hainleri  kullanarak,  askerimizi,  yani  Mehmetçiğimizi  hedef  alıyorlar  ne  yazık ki.. Vee  bir  türlü  öğrenemediler ki,  Türk  Milleti bu  dayanılmaz  acının  karşısında  dahi  “Vatan  Sağ olsun” diyecek  kadar  güçlüdür..           
  En  sonunda,  uzun  yıllardan  beri  dış  güçlerin  beslediği  ve  bizi  pes  ettireceklerini  zannettikleri  kobayların,  topla,  tüfekle  karşımızda  savaşmaya  çabaladığı  günler  yaşıyoruz.. Türk  Silahlı  Kuvvetlerinin  son  derece  başarıyla  yürüttüğü  “Zeytin  Dalı  Operasyonu”  adı  altında  o  pis  teröristlere  dünyayı  dar  ediyor,  ve  köklerini  kazımaya da  kararlı  görünüyorlar.. Gel  gelelim  biz  pek  hissedeme sekte, bu  başarılı  ilerlemenin  bir  bedeli  var  mutlaka.. Orada  savaşan  kahraman  Türk  askeri,  düşmana  korku  salarken  canından da  olabiliyor.. Vatanı  uğruna  şehit  olup,  şahadet  şerbetinden  içerek  hakkın  rahmetine  kavuşuyor.. Buraya  kadar  anlayabiliyoruz.. Tamam..  Cumhurbaşkanımızın da  dediği  gibi,  bu  bir  savaş.. Ne  dersek  diyelim  Mehmetçiğimiz  savaşıyor  ve  savaşacak.. Dilemem  ama,  yarın  benim  oğlum,  torunum  yakınlarımın  evlatları da  gidebilir  cepheye.. Eh  yüreğimiz  yansa da,  kanasa da,  kavrulsa da.. Gidecekler.. Onlar  Türk  oğlu  Türk..  Offf  biliyorum  çok  acı  bir  bekleyiş.. Ve,  eğer  şehit  olduysa, çok  zor.. Güç  ve  sonsuz  bir  dayanma  gücü  ver  Allah’ım.. Şu  anda  ülkemizde  bir  çok  aile  yas  içinde.. Vatana  bin  evlatta  verilir,  buna  ne  şüphe.. Fakat  yüreklerin  ateşine  kimse  engel  olamaz.. Hem de  sonsuza  dek.. Şimdi  gelelim  işin  özüne.. Ben  çok  katı  yaklaşımı  olan  bir  insan  değilim  aslında.. Bunu  bütün  arkadaşlarımda  bilirler.. En  kafa  karıştıran  bir  olaya  bile,  hafifletici  bir  çare  bulmayı  severim.. İyi  güzelde.. Şu,  acılı  insanların  yas  tuttuğu  ve  tüm  ülkenin de  bu  acıyı  ve  üzüntüyü  kendisinde  yaşaması  gerektiği  günlerde,  yapılan  çılgınca  eğlenceleri  hoş  görmüyorum.. Ve  çok da  tepki  çektiğine  eminim..
 Ama  bu  kaybettiğimiz  canlar,  tüm  ülkeye  malolan ve  hepimizin  özgür  yaşamına  yansıyan  evlatlarımız  değil mi.? Bana  ve  benim  gibi  düşünen  binlerce  vatandaşa  göre  bu kadar  coşku  ve  eğlence  saygısızlık.. Evet  kimse  kusura  bakmasın  ama,  hem de  inanılmaz  duyarsızlık.. Bir de  bu  çılgınca  coşkuyu  sosyal  medyada  bir  marifetmiş  gibi  paylaşmaların  af  edilmez  bir  aymazlığı  doğrusu..
Ya  arkadaşlar  tabi ki reddedemeyeceğimiz,  daha  önceden  kararlaştırılmış  organizeler  veya  hayır  geceleri  olabilir.. Hepimiz  katılıyoruz  zaman  zaman.. Ancak, bu  gecelerde  veya  günlerde  sergilediğiniz  coşkuyu,  belini  kırdığınız  göbek  havasını  sosyal  medyaya  koymayınız,  eşinizle, dostunuzla  paylaşmayınız   lütfen..  Hiç  hoş  olmuyor.. Orada  canı  pahasına  kurşuna  hedef  olanlar  ve  ateş  altında  savaşanlar  hepimizin  yavrusu..               Bu  ülkenin  evladı.. Bu  ülkede  özgürlük  adına  bir  kişinin  canı  yanarsa,  tüm  ülkenin de  canı  yanmış  demektir.. Empati  olgusuna  az da  olsa  girebilirseniz,  ne  demek  olduğunu  çok  daha  kapsamlı  anlayacaksınız.. Bu  ateş  düştüğü  yeri  yakmamalı   dostlar.. Unutulmasın.. Bu  ateş  başka  ateş..

Bu yazı toplam 2428 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum