1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ateşi yanarak öğrenenler
Ateşi yanarak öğrenenler

Ateşi yanarak öğrenenler

İmkansızlıklarla dolu bir hayatı sıkıntılar içinde yaşadı ama buna rağmen elinden geleni yaptı. Biraz aykırı adamdı dense sanırım yanlış olmaz. Doğum tarihinden bir gün önce ölen kaç kişi gös

A+A-

İmkansızlıklarla dolu bir hayatı sıkıntılar içinde yaşadı ama buna rağmen elinden geleni yaptı. Biraz aykırı adamdı dense sanırım yanlış olmaz. Doğum tarihinden bir gün önce ölen kaç kişi gösterebilirsiniz. Necip FAZIL bunlardan biridir. Mayıs 26’ da dünyaya gözlerini açan üstad, acele ediyor yine bir mayıs ayında ama doğum gününü beklemeden 25 mayıs’ta dünyaya veda ediyor. Muhtemelen,doğum günü kutlama kadar bile olsa dünyaya ait saltanata “hayır” diyor. Sıkıntılar içinde yaşadık ama elimizden geleni yapmaya çalıştık,bize ne lazım dünya adına kutlama,”hadi eyvallah” der gibi yani. İmkansızlıklar ve sıkıntılar içinde yaşadı o kuşak öncekiler gibi. İmkansızlıklarla ve sıkıntılarla içi içe ama inanarak ve mücadele ederek yaşanan bir hayat. Büyük Doğu nerede, hangi matbaada basılırsa o matbaa kapatılıyordu. Bir sonraki sayı için başka bir matbaa arayışı başlıyordu hemen ertesi gün. Yine  derginin çıktığı bir gün. A. Necip Fazıl arkadaşları ile yemeğe çıkar. Yemek yenir sohbet sırasında sorarlar,ne ile döneceksiniz?. “Siz kendinize bakın. Nasıl olsa beni birazdan polis jipi alır.” der. Kapıya çıktıklarında bakarlar ki,polis jipi kapıdadır. Üstad yine alınır ve yine sorgu..        Serdengeçti de öyledir. Osman Yüksel Serdengeçti de bu sıkıntılı ve imkansızlıklarla dolu devrin adanmışlarındandır. Serdengeçti dergisini çıkarır binbir güçlükle. Basılan dergi sayısının iki elin parmaklarını geçmediği anlatılır yıllardır. Sorarlar,”üstad neden?.” Yüzündeki çizgiler çektiği çileyi anlatan merhum, o sert görünüşü altındaki nüktedanlığıyla, ”Ben sayıyla değil,tuşla galip geliyorum.” der. Dergi çıkar,merhum en azından birkaç aylığına hapistedir.  Her sayısının arka kapağında,”Açın kapıları Osman geliyor!...” yazısı alışılmış hale gelmiştir. Serdengeçti’ler Ahmat Necip Fazıl’lar ve daha niceleri... Ateşi yanarak öğrenenler. Yanmalarına,yanıp kavrulmalarına rağmen yaşadıkları devri aydınlatmaya çalışan adanmışlar. Nasıl oldu nereden aklıma takıldı ben de bilmiyorum ama takıldı işte. Takıldı ve ben de yazayım dedim. Zor günler sürecinde moral gücümüz olur milletçe inşallah. Başlamışken, birlikte hapis yattıkları dönemden meşhur bir konuşmayla devam edelim. Malumdur,üstad,A. Emin Yalman’ın vurulması ile ilgili olarak teşvik edici yazılar yazdığı iddiasıyla O. Yüksel Serdengeçti ile hapse atılır.

Üstad:

- Osman!.. Osman!..der. Biz bu daracık yere nasıl sığacağız? Necip Fazıl ne kadar kabına sığmaz bir karaktere sahipse,Serdengeçti de o kadar mütevekkil,rahat ve latifelidir. Üzülme üstad,der. Esasında her yer böyle olmalı.. Yani dünya nizamı mezarlık nizamı gibi olmalı.. Herkes boyuna göre yer edinmeli.. Ben şuracığa kıvrılırım,kalan yer sana yetmez mi?..der.

Üstad:

- Yetmez Osman yetmez.. Ben bu deliklere sığmam!.. Serdengeçti duru mu:

- Tabi Üstad tabi... Sen büyük adamsın.. Tarihe bile sığmazsın.

Bu defa Üstad:

- Bırak dostum bu lafları bırak şimdi.. Ben nerede yatacağım dediğinde Serdengeçti:

- Mü’minlerin gönlü,der tam da kendisine yakışan biçimde. Ne dersiniz!.. Mü’minlerin gönlündeki yerine razı kaç kişi gösterebilirsiniz?.. Sanırım pek fazla değil. Öyleyse var olanların kadrini kıymetini bilsek,çalışmalarına destek versek ve alkışlasak. Onu da mı yapamıyoruz,hiç değilse köstek olmasak. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama en azından bir vefa oldu devirlerini adanmaışlarına.

Ruhları şad olsun…

Bu haber toplam 1175 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.