1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Aydınlar'ın kararına güveniyorum
Aydınlar'ın kararına güveniyorum

Aydınlar'ın kararına güveniyorum

Temmuz ayının futbolun en az konuşulduğu zaman dilimi olması gerekirdi. Tam tersi oldu. Futbol haftalardır ülkemizin ana gündem maddesi. Ana haberlerde, canlı yayınlarda hep futbol var. Ama konuştuğumu

A+A-

Temmuz ayının futbolun en az konuşulduğu zaman dilimi olması gerekirdi. Tam tersi oldu. Futbol haftalardır ülkemizin ana gündem maddesi.

Ana haberlerde, canlı yayınlarda hep futbol var. Ama konuştuğumuz ne yazık ki oyunun güzelliği ya da elde edilen bir başarı değil.

Yıllardır var olduğu bilinen fakat görmezlikten gelinen şike ahlaksızlığı polisin yürüttüğü soruşturma sonucunda belgelenince futbol manşetlere çıktı…

O kadar çok kulüp suçlanıyor, o kadar çok futbolcu, idareci ve iş takipçisinin adı geçiyor ki bu işin sonunun nereye varacağını kestirmek çok güç…

Ben bu aşamada göreve geldiğinin ilk haftasında kucağında dev bir sorun bulan Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'a güveniyorum. Sürecin en başından itibaren dik duruyor. Kamuoyunu sürekli bilgilendiriyor.

Bu konuyla ilgili karar almak kolay değil. 3-5 takımı küme düşürünce sadece o takımlar zarar görmeyecek. Ligin değeri azalacak, Süper Lig'te kalan diğer takımlar da etkilenecek. Avrupa kupalarında ülke puanımız yıllarca telafi edemeyeceğimiz biçimde düşecek…

Ertesi yıl Süper Lig'te kaç takım, Bank Asya’da kaç takım oynayacak? Kaç takım düşecek, kaç takım çıkacak? Bu denklemi çözmek için matematik yetersiz kalıyor. O nedenle hızlı karar almak kolay değil… Federasyonun işi çok zor…

Ben federasyonun yerinde olsam alacağım kararda futbolun değerini korumaya, futbolseverlerin keyfini kaçırmamaya özen gösteririm. Ucundan, kıyısından bu işe bulaşmış kişilere en ufak tölerans göstermeden çok ağır ceza keserim. Futbolcu, idareci kim varsa istisnasız hepsini süresiz biçimde futbolun dışına atarım. Stadyumlara seyirci olarak bile girmelerini engellerim.

Kulüplere ise bütün düzeni bozacak küme düşürme kararı vermekten kaçınırım. Yapılan terbiyesizliğin büyüklüğüne, karşılığında elde edilen kazanca oranlı çok ciddi para cezaları veririm. 20-30 milyon Dolar, hatta 100 milyon Dolarlık cezalarla bundan sonra böyle işlere kalkışacakların iki kere düşünmesini sağlarım.

Bu benim bulduğum formül. Tabi mevzuata uygun olmadığını, böyle bir formülün hayata geçirilemeyeceğini de biliyorum. Ama Mehmet Ali Aydınlar başkanlığındaki federasyonun vereceği karara da çok güveniyorum. Biz günahsız futbolseverlere en az zararı verecek, bu terbiyesizliğe dahil olan şahısları ise yaptığına pişman edecek bir formül bulacaklarına inanıyorum…

El Cezire muhalif bir ses olabilir…

Katar merkezli El Cezire televizyonu 2000'li yılların en dikkat çekici medya kuruluşlarından biri. Kurulduğu yıllarda zengin Arap şeyhlerinin sözcülüğünü yapacağı düşünülen El Cezire yıllar içersinde müthiş bir gelişme gösterdi. Her gün yeni ve büyük bir haberin patlak verdiği Orta-Doğu coğrafyasının en önemli haber kaynağı oldu.

Son olarak Tunus ve Mısır’daki isyanlarda da El Cezire başroldeydi. Yaptıkları yayınlarla isyancıların tüm dünyadaki sesi oldular. Diktatörler El Cezire sayesinde deşifre oldu. Dünyanın verdiği destek sayesinde halk hareketi sonuç buldu.

Bu popüler ve başarılı haber kanalı uzun zamandan beri Türkçe yayınlara başlama hazırlığında. Yıl başında Cine-5 televizyonunu TMSF'den satın alarak nihai adımı da atmışlardı.

O dönemde AKP iktidarının El Cezire ile yakın ilişki içersinde olduğu, Türkiye'de yayına başlamaları için her türlü kolaylığı gösterdiği yazılıp çizildi. Fakat El Cezire öyle kolayına kafa kola alınacak yapıda değil. El Cezire'nin iktidara değil şakşakçılık yapmak, ciddi muhalefet yapma olasılığı var. Libya'da olayların başladığı ilk haftalarda Türkiye'nin Kaddafi yanlısı politika izlediği yolunda haberler yaparak, Libyalı muhaliflerin öfkesini Türkiye'ye yönlendirerek küçük bir ipucu da vermiş oldular.

“El Cezire-Türkiye” için yayına başlama tarihi olarak 1 Kasım 2011 tarihi kararlaştırılmış. Şimdi kadro oluşturuluyormuş. NTV'den olaylı biçimde ayrılan Banu Güven'e de teklif götürüldüğü söyleniyor. Editör olarak da çoğunlukla AKP'ye muhalif olarak bilinen isimlerle anlaşmışlar.

Türkiye medyasında birkaç cılız ses dışında muhalif kalmadı. Bir yazar ya da televizyoncu iktidarın herhangi bir icraatını eleştirmeye kalksa sözünün bir yerinde yine gönül okşamadan duramıyor.

Önümüzdeki kış aylarından itibaren Türkiye'nin en muhalif sesi “Arap”lar olursa hiç şaşırmam…

Bu haber toplam 1123 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.