• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli 5 °C

Ayşe Teyze, Mehmet Amca minibüsler artık senin sayılır

İsmet ÇİĞİT

Hükümetin, “65 yaş üstü vatandaşlara şehir içinde ücretsiz seyahat” hakkı vermesi, bizim ilimizde çok tartışılmıştı. Hükümet, 65 yaş üstü vatandaşlar evlerinde kapanıp, kalmasın istiyordu. Çıksınlar evlerinden, şehir içi toplu taşıma araçları ile ücretsiz dolaşabilsinler isteniyordu.
Şehir içi toplu taşıma hizmetinin yüzde 100 belediye araçları ile verildiği kentlerde elbette sorun yoktu. Ama bizim ilimizde şehiriçi toplu taşıma hizmetinin tamamına yakın bölümü özel araçlar, minibüsler tarafından veriliyordu. Minibüsçüler de haklı olarak “Ben arabamda, neden bedava yolcu taşışayım.” diyordu. 
Uzun tartışmaların ardından, 65 yaş üstü vatandaşların şehiriçi minibüslerinde ücretsiz taşınması karşılığında, minibüs başına devletin ayda 750 TL ödemesi konusunda anlaşma yapıldı. Minibüsçüler, “750 TL az. Ama hiç yoktan iyidir” diyorlardı. Ama sözü verilen bu 750 TL de ödenmedi. Bunun üzerine, ilimizdeki minibüsçüler, eylem kararı aldılar. “65 yaş üstü yolcuları, engellileri, engelli refakatçilerini, postacıları, zabıtaları arabalarımızda ücretsiz taşımayacağız” dediler. Eylem, 11 Nisan Pazartesi günü başlayacaktı. Ama 10 Nisan Pazar günü, AK Parti il Başkanı Şemsettin Ceyhan, ilimizdeki minibüsçülerin temsilcilerini ziyaret etti. “Eylem yapmayın. Ben sizin için geriye dönük 13 aylık parayı ödeteceğim” sözü verdi.
Doğusu, İl Başkanı Ceyhan’ın verdiği bu söz, beklenenden çok çabuk tutuldu. Aslında nisan sonuna kadar vade verilmişti. Ama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan ilimiz minibüsçüleri için 1+5 milyon TL gönderildi. Bu para, Kocaeli’de toplu taşıma hizmeti veren 2200 minibüsün sahiplerine ödenecek. Aylık 750 TL’den  13 aylık bedel yatacak. İlimizdeki minibüsçüler, 7-8 bin TL taze para almış olacaklar. Bu para, belki dün hesaplara yatmıştır. Ya da önümüzdeki hafta yakacak.
Artık, uzunca bir süre- en azından önümüzdeki 13 aylık dönemde- minibüsçünün söyleyecek sözü kalmamıştır. İlimizdeki şehir içi minibüslerinde, 65 yaş üzerindeki Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam, en küçük bir eziklik, mahcubiyet hissetmeden şehir içi minibüslerinde dolaşabilir. Biner Gebze’den minibüse, İzmit’e gelir. İzmit’ten bir daha biner,  Karamürsel’e gider. Canı isterse, oradan feribota biner, Gebze’ye döner. 
65 yaş üstü Ayşe Teyzem, Mehmet Amcam,  bedava şehir içinde dolaşırken, yanına torunu da alabilmeli. O semt pazarından öbürküne gidebilmeli. Emekli maaşını çekmek için, maaşı aldığı bankanın ilimizdeki en uzak şubesine kadar gidebilir. Eğer, Fevziye Camii bahçesinde otururken tuvalet ihtiyacı gelmişse,  cami avlusundaki umumi tuvalete girip, 1 TL ödemektense,  hemen oradan minibüse binip, evine gidebilir, tuvalet ihtiyacını görüp, yeniden minibüsle Fevziye avlusuna dönebilir. 
Bundan böyle, hiçbir minibüsçünün, en az 13 ay süreyle, 65 yaş üzerindeki, ya da engelli durumdaki ücretsiz seyahat kartına sahip yolculara surat etmeye, kaşı çatık bakmaya, engelli yolcu minibüse binerken, yanındaki refakatçiye “Sen binemezsin. Para vereceksin” demeye hakları kalmamıştır. Yaşlı yolcu, engelli yolcu, engelli yolcu refakatçisi için, şehir içinde sınırsız seyahat hakkının bedeli, devlet tarafından peşin peşin ödenmiştir. Minibüsçü dostlarım bana şöyle diyorlardı:
“-İlimizde o kadar çok ücretsiz seyahat kartı sahibi var ve bunlar minibüsleri öyle işgal ediyorlar ki, parasıyla minibüse binip işine, okuluna gidecek yolcuya arabada yer kalmıyor. Minibüslerdeki sıkışıklık, bu bedava yolcuların çokluğundan kaynaklanıyor” diyorlardı. Tanıdığım pek çok 65 yaş üstü insan var. Minibüsçü ile devlet arasındaki bu ücretsiz seyahat sorunu çözülemediği için utanıyor, kendisine ücretsiz seyahat kartı çıkarttırmıyordu. Artık onlar da ücretsiz seyahat kartı çıkartabilirler. Minibüslerdeki bedavacı yolcu sayısı artacaktır. Üstelik bunlar ya yaşlı, ya engelli yolcular olacaktır. Elbette bütün koltuklara öncelikli oturma hakkı da o insanlara aittir. Minibüslere para ödeyip binenler,  ayakta sıkış tepiş gitmeye de mahkumdur.
………
Bu arada bir not daha. İlimizdeki minibüsçüler “Bedavacı yolcu” sayısının çokluğunu gerekçe gösterip, toplu taşıma ücretlerine zam istiyorlardı. Mazot fiyatı düşmüş,  enflasyon tek hanelere inmişken, bizim şehrimizde toplu taşımaya % 25 zam talep ediliyordu. Artık zammın da gerekçesi ortadan kalkmıştır. En az bu yılın sonuna kadar, bu kentte toplu taşıma ücretine zam konusunu, kimse ağzına bile almamalıdır.
Bu şehirde hiç müzeye gittiniz mi?
AK Parti iktidarları döneminde  ilimizde koltuğundan alınamayan bir tek daire müdürü kaldı: Kültür ve Turizm İl Müdürü Adnan Zamburkan.. Defalarca görevinden alınmak istendi. Bu kadar güçlü bir siyasi iktidar.. 2002’den buyana,  Meteoroloji Müdürü’nden, en uyduruk hastanenin Başhekimine kadar devlet çarkındaki herkesi değiştirmiş. 
Ama Adnan Zamburkan kaldı. Çünkü, çalışkan adam, üreten adam. 
Misal.. Zamburkan, bundan yaklaşık bir ay kadar önce rahatsızlandı. Sabah, makam arabasıyla evinden işine gelirken, arabada fenalaştı. Makam şoförü, hemen hastaneye götürmüş. Kalp krizi geçirdiği anlaşıldı. Acil ameliyata alındı, tıkalı kalp damarı stentle açıldı. Başka bir kamu görevlisi, başka bir memur yerinde olsaydı, bugün hala raporlu, istirahatli olur, evinde yattığı yerden maaşını alırdı. Zamburkan, ayağa kalktı, hastaneden çıktı, işinin başına döndü. 
15-22 Nisan tarihleri arası, Turizm Haftası. Zamburkan, Turizm Haftası nedeniyle düzenlenen etkinliklerin davetiyelerini vermek için, ilimizdeki yerel medyayı bizzat ziyaret etti. Bu bağlamda gazetemize de geldi, bana davetiyeyi eliyle verdi. 
Bir çay içimlik sürede sohbet ettik. Malum, ilimizde herkes “Turizm Kenti” olmaktan söz ediyor. 10 yıldır bu şehrin Kültür ve Turizm Müdürü olan  Zamburkan bu konuda ne düşünüyor?.. İşlerin yavaş ilerlemesinden yakındı. Şunları anlattı:
“-Çok çaba harcadık. Yıllar önce Kandıra sahilleri için Turizm Bölgesi kararı alınmasını sağladık. O zamanlar Kandıra Belediye Başkanı Mustafa Öğren’di. Bakanlar Kurulu’ndan Turizm Bölgesi kararı çıkartılınca, buna uygun imar planı değişiklikleri yapmak lazım.  Yatırımcılar hazır. Ama imar planı değişikliği yapılmadı. Kandıra Belediyesi, bu işin kendilerini aştığını söyledi. Konu Büyükşehir’e geldi. Hala Kandıra bölgesi için imar planı değişikliğini bekliyoruz.”
Zamburkan’a ilimizin müzelerini sordum. İzmit’te bir Arkeoloji Müzesi var. 2122 tane arkeolojik eser, 1946 tane etnoğrafik eser, 5372 tane sikke olmak üzere,  toplam 9.440 eser burada sergileniyor. Geçtiğimiz yıllarda Çukurbağ’da bulunan Herkül Heykeli de bunların arasında. Türkiye’nin belki de en zengin Arkeoloji Müzesi. Pazartesi hariç, haftanın her günü açık. Ziyaret ücreti 5 TL. Hele şimdi 15-22 Nisan tarihleri arasında, Müzeler Haftası’nda müzeler ücretsiz. Bir Av Köşkü var. O da müze. Türkiye’deki ender saray müzelerden biri. Olağanüstü bir yapı. Buram buram Atatürk kokan bir müze. 
Kültür ve Turizm İl Müdürü, Milli Eğitim’e yazı yazmış. “Okullara haber salın. Çok değerli müzelerimiz var. Çocukları gruplar halinde getirsinler, müzeleri gezdirsinler” diye ricada bulunmuş. Bedava. Çocuklara, okul gruplarına müzeler bedava. Ama gelen giden yok.
Bunlara üzülüyor Zamburkan..  Tarihi kazılar, araştırmalar için Çukurbağ bölgesinin tamamını kamulaştırmak istiyor. Ama kamulaştırma büyük para, yapamıyor. 
22 Nisan’a dek sürecek Turizm Haftası’nda çeşitli etkinlikler düzenlenecek. İl protokolünün doğa yürüyüşü var. Tiyatro var. Konserler, açık oturumlar, paneller var. Adnan Zamburkan, bunların ilgi görmesini, bu kentte Turizm Haftası’nın en iyi şekilde kutlanmasını istiyor. İşini yapıyor. En azından bu kentteki öğrencilerin, bu kentteki müzelere gitmesini, gezmesini, bu şehrin tarihinin zenginliğini fark etmesini istiyor. 
İtiraf ediyorum.. Ben de özel olarak gidip,  müzeleri ziyaret etmedim. Ama bu şehrin gerçekten çok önemli bir tarihi geçmişi var. Son olarak Çukurbağ’da, toprak altından Roma Dönemi Sağlık Tanrıçası’nın heykeli çıktı. Müze’de bu çok önemli tarihi eser temizleniyor. Zamburkan, bir aya kadar bu heykelin de müzede sergilenmeye başlanacağını söyledi. Henüz fotoğrafını paylaşmak bile yasak. Biraz bu kentin yöneticileri, bu kentin turizm potansiyeline gerçekten sahip çıksa, İzmit dünyanın en popüler şehri olacak. Üstelik, bu kentin Kültür ve Turizm Müdürlüğünün başında Adnan Zamburkan gibi heyecanlı biri varken.

Bu insanlar serbest dolaştıkça 

Karamürsel’de geçen gün korkunç bir cinayet işlendi. Akli dengesinin bozuk olduğu bilinen 40’lı yaşlardaki oğul, evde birlikte yaşadığı 75 yaşındaki annesini boğazını keserek öldürdü. Cinayetle ilgili resmi bilgilere göre, 75 yaşındaki Hatice Öztürk’ün bıçakla kesilen başı, bedeninden tamamen ayrılmıştı. 
Bu cinayetin sanığı olarak tutuklanan Emrullah Bingöl’ün, ailesiyle sorunları vardı. Bir süre önce mahkemeye başvurmuş, Öztürk olan soyadını Bingöl olarak değiştirmişti. Yine bir süre önce Almanya’dan misafir olarak gelen ağabeyini, yatakta uyurken bıçaklamıştı. Daha pek çok suçu, sabıkası vardı. Ağabeyini bıçakladığı için hüküm de giymişti. Ama daha yargı süreci bitmediği için serbestti. 
Emrullah Bingöl ortalıkta “Ben mesihim “ diye dolaşıyordu. Akli dengesinin bozuk olduğunu ve suça eğilimli olduğunu tanıyan herkes biliyordu. İyi de, bu adam neden serbestti.?. Sözde yapılacak diyorlar. İlimizde hala madde bağımlılığı tedavi merkezi yok. Ağır psikolojik sorunlar yaşayan insanların tedavi edileceği, en azından toplumdan uzakta tutulacağı bir merkez de bulunmuyor. Mahkemeler çaresiz, emniyet  çaresiz.. Emrullah Bingöl, “Ben mesihim” diye ortalıkta dolaşırken, annesinin boğazını kesiyor.  


Bakalım, 367 bulunacak mı?
Son dönemlerde “Cinsi sapık”-“siyasi sapık”  kavgasının içine gömülen, hemen hemen bütün aktörlerinin birbiriyle mahkemelik olduğu Türkiye siyasetinde çok önemli bir gelişme yaşanıyor.
Terörle mücadele kapsamında, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Teröre yardım ve destek” verdikleri gerekçesiyle, haklarında fezleke bulunan HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını, bu milletvekillerinin yargı önüne çıkartılmasını istiyordu. Aslında, AK Parti hükümeti, bu konuda Cumhurbaşkanı kadar katı ve kararlı değildi. Ama Erdoğan ısrar etti. Dokunulmazlıkların kaldırılması konusu ülke gündeminde ilk sıraya yerleşti. 
Bir gerçek var ki, halkın da önemli bir bölümü, terör olaylarına çok büyük öfke ve nefretle bakıyor,  terör örgütüne katkı sağlamakla suçlanan HDP’lilerin Meclis’ten çıkartılmasını istiyor. AK Parti, bu konuda bir maddelik bir Anayasa değişikliği tasarısı hazırladı. Hedef kuşkusuz HDP’li milletvekilleriydi. Ama hazırlanan tasarıda, “Haklarında fezleke bulunan bütün milletvekilleri”nin dokunulmazlığının kaldırılması isteniyordu.
HDP dışındaki partilerin haklarında fezleke bulunan milletvekillerine yönelik suçlamalar basit konular. Yani Anayasa değişikliği gerçekleşir, hakkında fezleke bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığı kalkarsa, bundan HDP’liler etkilenecek. Belki konjonktür gereği, bazıları hemen tutuklanacak. Ağır cezalara çarptırılacaklar. 
CHP onurlu bir duruş gösterdi. Kürsü dokunulmazlığı dışında, bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını talep etti. Geçmişte suça bulaştıkları öne sürülen eski Bakanların yargılanmasının da önünün açılmasını istedi. AK Parti, kendi tezinde direndi. Sonunca CHP, üstene gelen sel suyunun  girdabına kapıldı. Çünkü,  HDP’ye yönelik bu  Anayasa değişikliğine itiraz ederse, kamuoyu  nezdinde “teröristlere arka çıkıyor”  olacaktı.
Şimdi Kılıçdaroğlu, “Aslında AKP’nin istediği Anayasa’ya aykırı. Ama biz destek vereceğiz. Anayasa Mahkemesi sorunu çözsün” diyor. Böyle bir siyaset mantığını anlamak, buna “İlkeli siyaset” demek elbette mümkün değil. 
Anayasa değişikliği için AK Parti’nin hazırladığı teklif, önümüzdeki hafta Meclis’e gelecek. AK Parti’nin 316, CHP’nin  133, MHP’nin 40 milletvekili var. CHP ve MHP desteklerini açıkladılar. Anayasa değişikliğinde, grup kararı alınamıyor. Gizli oy kullanılıyor. Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi için, Meclis’ten en az 367 oy alınması şart. Üç partinin milletvekili sayılarını topladığınızda rahat rahat oluyor. Ama bakalım,  konu Genel Kurul’a geldiğinde, bu Anayasa değişikliği teklifine kaç oy çıkacak. 330-367 arasında kalınırsa, referandum var. 320’nin altına inerse, teklif reddedilmiş oluyor. Türkiye siyaseti, önümüzdeki günlerde çok büyük bir sınavdan geçecek. Meclis’te üç partinin uzlaşması halinde, Anayasa değişikliğinin referanduma bile gerek kalmadan yapılabileceği test edilecek. AK Parti bunu başarırsa,  bütün siyasi primlerini de haklı olarak kendisi üstlenecektir.      

Bu yazı toplam 1441 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37