• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 3 °C

Bahçeli aslında doğru yapmış

İsmet ÇİĞİT
Türkiye, 8 Haziran sabahına tuhaf bir ruh haliyle uyandı. Çok önemli, sonuçları çok merak edilen genel seçim tamamlanmıştı. Günlerce ülkeye pompalanan, herkesin kafasını karıştıran “seçimde hile” iddiaları boşa çıkmıştı. 
Dört siyasi parti, yüzde 10’luk barajı aşarak Meclis’e girmişti. 
HDP’nin barajı güle oynaya geçip, Meclis’e 80 milletvekili ile girmesi, 7 Haziran seçimlerinin başlı başına en önemli olayıydı. 
2002’den buyana girdiği yerel-genel her seçimde rakiplerini süpüren, tek başına iktidar yetkisini halktan ezici üstünlükle alan AKP, bu kez yüzde 40’ın biraz üzerinde oy alıp,  tek başına iktidar için gerekli 276 sandalyenin 18 eksiğine razı olmuştu. Bırakın AKP adına seçim kampanyasını yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 400 milletvekili talebini,  Erdoğan’ın partisine tek başına iktidar yetkisi bile verilmemişti. 
CHP, çok başarılı olduğu söylenen kampanyaya rağmen yerinde saymış,  bu CHP’nin AKP iktidarı ile yeterince mücadele edemeyeceğine inanan önemli bir kesimi HDP’ye kaptırmıştı. 
MHP, 2011 genel seçimlerindeki oyunu arttırmıştı ama, 2014’deki yerel seçime göre eksik kalmıştı. 
……….
8 Haziran sabahı, herkes şaşkındı. 
AKP’liler oy kaybettik, iktidarı kaybettik, seçimi kaybettik diye karalar bağlıyordu. 
AKP’ye düşman muhalif kesimler, “AKP iktidarı bitti.” “Recep Tayyip Erdoğan’ın imparatorluğu sona erdi” diye adeta zil takıp oynuyorlardı. 
Oysa sonuç ortadaydı: AKP:258-CHP:132- MHP 80- HDP 80…
AKP tek başına iktidar olamıyordu ama, sadece 18 eksiği vardı.  İçinde AKP olmadan, Meclis’teki diğer partilerden ikisinin bir araya gelip hükümet kuracak gücü yoktu. 
AKP’ye kayıtsız şartsız karşı, hatta düşman olanlar, aslında HDP hariç hiçbir partinin başarılı olmadığı, kazanamadığı bu seçim sonuçlarını derinlemesine irdelemeden,  Cumhurbaşkanı’nın da, Başbakan’ın da, Meclis Başkanının da, bütün Bakanların da AKP’nin elinden gittiğini varsaymaya başladılar. 
Oysa tablo böyle değildi. Türk halkı, AKP’ye ağır bir tokat atmış, “Kendine gel. Çok şımardın, çok dağıldın” demişti ama, AKP’yi toptan silip atmamıştı. Birinci parti hala AKP’ydi. Meclis aritmetiği içinde AKP’sin formül, “İmkansız” olmasa da çok zor gözüküyordu. 
………….
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 8 Haziran’dan itibaren, AKP dışındaki “Yüzde 60’lık blok”tan söz etmeye başladı. 
Tabirimi bağışlayın ama, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı “Erken öten horoz” misaliydi. 
7 Haziran’a kadar çok başarılı bir kampanya yürüten, gerçekten bütün toplumun kafasını karıştıran Kılıçdaroğlu, seçim ertesinde daha ilk günden hata yapmaya başlamıştı. 
CHP-MHP-HDP koalisyonunu mümkün gören, bunun çok kolay ve basit bir formül olduğunu düşünüp, çıkışını yapan Kılıçdaroğlu, MHP liderinden sert bir yanıt alınca, ikinci bir hata daha yaptı. CHP lideri Bahçeli’ye  “AKP’siz hükümet kuralım, Başbakan sen ol” dedi. 
Siyaset uzlaşma sanatıdır. Elbette böyle teklifler de olabilir. Çok abes de değildir. Ama zamanlama ve bu teklifin “Ahlaksız teklif” şeklinde sunuluş biçimi MHP’yi daha da tahrik etti. CHP ile MHP, aslında 7 Haziran’a kadar birbirlerine sataşmamaya özen gösteren iki parti görünümündeyken, birbirleri arasındaki mesafeyi, her birinin AKP ile arasındaki mesafeden daha fazla açtılar. 
………..
Yeni Meclis’in önündeki ilk sınav Meclis Başkanlığı seçimi oldu. Büyük seçimin hemen ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iki saati aşkın süreyle baş başa görüşen, kendi partisi içinde de çok sayıda karşıtı bulunan Deniz Baykal’ın aday gösterilmesi, CHP adına seçim sonrasındaki bir başka büyük siyasi hata oldu. 
Baykal aslında CHP içindeki “Ulusalcı” kanadın temsilcisiydi. Belki CHP içinde MHP’lilerin kendilerini en yakın hissedeceği isimdi. Ama, CHP adayı Baykal için, HDP’den gönüllü “Blok” destek beklemek de yanlış hesaptı. 
CHP’nin Baykal hamlesine karşı, MHP Ekmeleddin İhsanoğlu ‘nu aday gösterdi. İhsanoğlu için 10 Ağustos 2014’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Bahçeli’den çok Kılıçdaroğlu’nun kendisini paraladığı, CHP’ye gönül vermiş milyonlarca insandan, AKP’ye uzak gözükmekle birlikte İslamcı ve Milliyetçi bir adaya oy istediği unutulmamıştı. 
Baykal, CHP’den çok; Beştepe Sarayı adayı gibi dururken, MHP adayı İhsanoğlu’nun CHP’den ve Kılıçdaroğlu’ndan destek bekleme hakkını yok saymak mümkün değildi. Son bir haftadır pek çok kişiyle bu konuyu tartışıyorum.  AKP’ye gönül veren, son seçimde yine AKP’ye oy veren pek çok insan şimdi kendisini MHP’ye ve Bahçeli’ye daha yakın hissediyor. 
CHP’liler, AKP adayı Yılmaz’ın Meclis Başkanı seçilmesi üzerine MHP’ye ve Bahçeli’ye çok kızdılar. Hala bu kızgınlığın sert ifadeleri, abuk sabuk CHP’lilerin ağzından devam ediyor. Ama çıkın sokağa farklı bir tablo var. Bahçeli, Meclis Başkanlığı seçiminde sonuç belirleyen hamlesiyle, hem kendi tabanının gönlünü aldı, hem de artık AKP’ye biraz mesafeli duran AKP seçmenlerinin önemli bir bölümünü kendisine yakınlaştırdı. 
Eğer, bu süreçte koalisyon hükümeti kurulmazsa-ki Meclis başkanlığı seçiminde AKP’ye koltuk değneği olmakla suçlanan Bahçeli’nin, AKP ile koalisyon kurmakta aynı şekilde istekli davranmayacağı anlaşılıyor- bir erken seçim kaçınılmaz olacak. Sırf Meclis Başkanlığı seçimindeki doğru hamlesi sayesinde de MHP ve Bahçeli, bu erken seçimde AKP’den çok önemli oyu kendisine çekecek. 
Bu açıdan bakıldığında ve doğru değerlendirme yapıldığında, 8 Haziran’dan buyana hangi parti ve hangi lider daha dik duruyor diye sorarsanız, MHP ve Bahçeli’nin CHP ve Kılıçdaroğlu’na karşı ezici bir üstünlük sağladığını görürsünüz. 
Bu da, Bahçeli’nin siyaseten doğru yaptığını gösteriyor.
Bu yazı toplam 182 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37