1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Bahçeli yanlış yapıyor
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bahçeli yanlış yapıyor

A+A-
MHP  özellikle son 1 Kasım seçimlerinde çok ağır bir yenilgi aldı. Hem partililer, hem MHP’li olup siyasetle ilgilenen herkes, MHP’nin 1 Kasım’daki ağır hezimetinin temel nedeni olarak 7 Haziran seçimleri sonrasındaki tavrını gösteriyorlar.
MHP lideri Bahçeli, 7 Haziran’da ortaya çıkan tablodan sora, AK Parti’nin tamamen dışarıda kalacağı bir hükümetin kurulmasını sağlayabilirdi. Böylesini içine sindiremiyorsa, AK Parti ile bir koalisyon kurabilirdi. Hadi, hükümet olmak istemiyor diyelim, en azından Meclis Bakanlığı seçimini  muhalefetin kazanmasını sağlayabilirdi.
Hiç birine yanaşmadı.  1 Kasım seçimlerinin önüne açtı. Bu seçimlere gidilirken, Tuğrul Türkeş’i kaptırdı. Sonra, muhaliflerini temizlemek adına, Meral Akşener gibi önemli bir değeri  harcadı, Meclis dışında bıraktı. 1 Kasım’da da çok ağır bir yenilgi aldı.
Şimdi parti içi muhalefet, tüzük kurallarına uygun olarak olağanüstü kurultay istiyor. Tüzükte, bu talebin nasıl karşılanacağı belli. Mevcut kurultay delegelerinden yeterli sayıda imza topladılar. Bu imzalar parti genel merkezine sunulunca, parti yönetiminin de olağanüstü kurultay tarihini açıklaması lazım. Üstelik MHP’de böylesi bir kurultayda  Genel Başkanlık seçimi yapılamıyor. Eğer delegelerin çoğunluğu parti yönetimine karşıysa, ancak tüzük değişikliği yapılabiliyor.
Şimdi Genel Başkan Bahçeli, “Muhalefet ne kadar imza toplarsa toplasın, olağanüstü tüzük kurultayı toplanmayacak. İtirazları varsa, mahkemeye gitsinler” diyor.
Bu tavır, Bahçeli’yi daha da bitirecek, itibarsız hale getirecektir. MHP Genel Başkanının,  parti tüzüğüne uyması, delegelerden toplanan imzalara saygı göstermesi gerekirdi. MHP’de giderek büyüyen iç dalgalar, parti yönetiminin 2018 Ekim olarak açıklanan olağan kurultaya kadar yerinde kalmasını  engelleyecektir. 
Diyelim ki, Bahçeli, bu tavrıyla 2018 ekim ayındaki olağan kurultaya kadar idare etti. Bu yıl başlayacak ilçe ve il kongrelerinde Bahçeli’nin çok ağır yaralar alacağını, bu dalganın 2019 seçimleri öncesi Bahçeli’yi mutlaka yutacağını öngörmek kehanet olmasa gerektir.

*CHP gelsin, Kandıra’da kamp yapsın
Geçen hafta sonunda AK Parti Afyon’da; MHP Kızılcahamam’da milletvekillerini kampa aldılar. Siyasi partilerin zaman zaman böyle Ankara dışında toplantılar düzenlemesi, milletvekillerini aileleri ile birlikte bir yere toplaması  gayet güzel bir siyasi girişim… Aslında CHP’nin de bunu yapması lazım. Parti içinde dayanışmanın, dostluğun artmasına,  kavgaların ve çekişmelerin azalmasına katkı sağlayacaktır.
Kuşkusuz 16-17 Ocak kurultayı nedeniyle, CHP’nin en azından önümüzdeki hafta için böyle bir imkanı yok. Ama sonrasındaki haftalarda, hatta olmadı Bahar aylarında CHP de  milletvekillerini böyle bir kampta toplayıp, hem parti içi sorunları, hem ülke meseleleri konusunda alınacak tavırları tartışabilir. 
Ben CHP yönetimine, olası böyle bir kamp için bizim Kandıra ilçemizi öneriyorum. Genel Başkan Kılıçdaroğlu, parti yönetimi, bütün milletvekilleri gelsinler, Kandıra’da toplansınlar.. Kerpe kayalıklarında dolaşsınlar, Sarısu  plajını gezsinler, Kefken’de balıkçı reisleri ile oturup, mangalda hamsi pişirsinler…
Tabii bir de Kandıra’daki partililere, neden il yönetiminde, kurultay delegeliklerinde bu ilçenin temsil edilmediğini de anlatsınlar. Fena mı olurdu?


*Rahmi Amca’ya rahmet
Zaman su gibi akıp geçiyor.. Geçen Pazar günü bence bu kentte gelmiş geçmiş en önemli insanlardan biri olan Rahmi Seymen’in ölümünün 9 ncu yıldönümüymüş. 
Rahmi Seymen ile benim aramda çok özel bir ilişki vardı. Hiç unutmam; 1991 yılı mart ayında babam Dündar Çiğit rahmetli olmuştu. Vefatının 7 nci günü, Karabaş Mahallesi Rauf Orbay Sokak Okçuoğlu Apartmanındaki evimizde  Kuran-ı kerim ve mevlit okunuyor. Evimiz tıklım tıklım doluydu. Okuma bitti, herkes dağıldı. Köşede, rahmetli babamın sağken oturduğu koltukta, başında takkesi tanımadığım bir adam oturmuş, kalkmıyor. Adeta herkesin gitmesini bekledi. Sonra, bana seslendi, “Gel yanıma İsmet “ dedi.
Gittim, kendisini tanıttı. Rahmetli babamla olan hukukunu anlattı. Dedi ki, “Bundan böyle başın ne zaman sıkışırsa, bana geleceksin. Neye ihtiyacın olursa, benden isteyeceksin.”
Aynı yılın sonlarında biz ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesini yeniden çıkartmaya başladık. İki yıl sonra da gazeteyi İzmit’te basma  ihtiyacı kaçınılmaz hale geldi. Ama beş kuruş paramız yok. Ortaklar toplandık, ne yapacağız diye birbirimize soruyoruz. Bana, “Rahmi Seymen seni sever. Git borç iste” dediler.
Hayatımda kimseden borç istememişim. Nasıl söylenir bilmem. Ama  karar çıkmış, görev  bana verilmiş. Randevu aldım, İkizliçeşme bölgesindeki bürosuna gittim.  Durumu anlattım, “Baskı makinası almamız lazım. Paramız yok” dedim. “Kaç para lazım” dedi. O zamanın parası 500 bin Mark.  Yarım saat içinde, büyük sarı zarflar içinde para benim önüme kondu. Nasıl öderiz, pazarlığı bile yapılmadı.  10 ay boyunca, her ay bir sarı zarf içinde ben 50 bin Mark götürüp teslim etmiş, aldığımız baskı makinesinin borcunu böyle ödemiştik. 
17 Ağustos 1999 büyük felaketinin ardından da Rahmi Seymen’in babalığını gördüm. Depremden sonraki ilk günlerdi. Gazete binasının önüne bir araba ile gelmiş. Beni aşağıya çağırdılar. “Bin arabaya” dedi Rahmi Seymen. Beni, bugün Kasaba Evleri’nin bulunduğu Köseköy’deki araziye götürdü. “Bak” dedi, “Buralar benim. Benim ailem geniş.  Ama burası çok büyük. İnekler, koyunlar, tavuklar var. Et, süt, yumurta alıyorum. Her tarafında sebze, meyve yetişiyor. Bir aile daha buraya sığınabilir. En az 5-6 yıl dışarıdan hiçbir şeye ihtiyaç olmadan burada yaşayabiliriz. Aklında olsun. Daha büyük deprem olur, her şey yıkılırsa, aileni alıp, buraya geleceksin.” 
Gözlerim dolmuştu. Sağlığına çok önem veren, bu kentteki bütün hekimlerle çok iyi ilişkiler kuran, çok özel bir insandı Rahmi Seymen. Bu kentte ilk özel eğitim kurumunu, Özel Seymen kolejini kurmuştu. Hayatını eğitime adamıştı diyebilirim. Eminim, yaşıyor olsaydı, Allah ömür verseydi, şu geride kalan 9 yıl içinde bu şehirdeki ilk Vakıf Üniversitesi’ni de Rahmi Seymen kurardı. Herkes O’nu “Sefa Sirmen’in kayınpederi” olarak tanıdı. Oysa Sefa Sirmen, “Rahmi Seymen’in Damadı”ydı. 
Allah rahmet eylesin Rahmi Amca… Bağçeşme’de babamla birbirinize çok yakın yatıyorsunuz. Herhalde, arada bir eski İzmit’i de konuşuyorsunuzdur.
*Trafik sigortasını mutlaka yaptırmalısınız
Birkaç yıl önce  yeni düzenlemeler yapıldı. Trafik sigortasından  yararlanmak isteyenlerin işi kolaylaştırıldı. Herkes, kendi trafik raporunu, hasar raporunu  kendisi hazırlayabildi. 
Bu durum çok istismar edildi. Sigorta şirketlerinden haksız  paralar alındı.  Bunun sonucunda,  sigorta şirketleri, trafik sigortasında topladıkları her 100 TL’nin karşılığında  163 TL’lik hasar ödemek zorunda kaldı. Zorunlu trafik sigortası, sigorta şirketleri için ağır zarar yazmaya başladı.
Doğal olarak trafik sigortası primleri de çok yükseldi. Bu yılın başı itibariyle, trafik sigortası yaptırmak, araç sahiplerine ağır gelir oldu. Trafik sigortası olmayan araçla trafiğe çıkmak yasak. Bunun ağır cezası var. Daha önemlisi, trafik sigortası olmayan araçla- Allah korusun- yaralamaya veya ölüme yol açan kazaya neden olursanız, çok büyük tazminatlar ödemek zorunda kalabilirsiniz. 
Evet, trafik sigortası çok pahalandı. Ama Türkiye’de hemen herkesin ve özellikle araba tamircilerinin sistemi bir şekilde istismar ettiğini düşünürseniz, bu kaçınılmazdı. Yapılan tespitlere göre, şu an Türkiye’de 4 milyon civarında sigortası yenilenmemiş araç trafikte dolaşıyor. Bu hepimiz için, herkes için büyük bir risk.. Üç-beş kuruş dişinizden tırnağınızdan arttırıp, acınız varsa trafik sigortasını mutlaka yaptırmalısınız. Aksi halde başınız ciddi sıkıntıya girebilir.

*Bizimki de piyango mu?
Milli Piyango Yılbaşı çekilişinde büyük ikramiye  55 milyon TL olarak ilan edilince, insanlar piyango bayilerine koştular. 55 milyon TL elbette büyük para. Ama bu  ikramiyeye talip olabilmek için 50 TL’lik tam bilet almak gerekiyordu. 55 milyon TL  16-17 milyon Dolar’a karşılık eliyor. Tam bilet bedeli olan 50 TL de 16-17 Dolar  civarında bir para. 
ABD’de ulusal çapta oynanan Amerikan Loto’su (Powenball) diye bir piyango var. Bizim sayısal lotonun bir benzeri. Haftada iki kez (Çarşamba-cumartesi) çekilişi yapılıyor. 2 Dolar karşılığında bur kupon oynanabiliyor. Haftalardır  6 bilen çıkmamış. Önümüzdeki Çarşamba günü yapılacak çekilişte, büyük ikramiye 1.3 milyar Dolar’ı (3.9 milyar TL) bulacak. 
Düşünün bizim en büyük ikramiye 55 milyon TL. ABD  lotosunda ikramiye 3.9 milyar TL. Bütün Amerikalılar şu sıralar 6 rakamı düşünüp, loto oynuyorlar. Türkiye de dahil dünyanın pek çok ülkesindeki insanlar da ABD lotosuna para yatırıyorlar.

*THY’ye 300 ncü uçak geliyor
AK Parti iktidarı döneminde en iyi yönetilen, en hızlı büyüyen ve Türkiye’nin dünya çapında gururu haline gelen devlet kurumu hiç kuşkusuz Türk Hava Yolları (THY) oldu. THY bugün dünyada en çok merkeze tarifeli seferler düzenleyen, İstanbul Atatürk Havaalanı üzerinden  dünya çapında transit  uçuş  organizasyonlarını en iyi yapan Havayolu şirketi durumunda. 
Avrupa’nın bütün havayollarını, hatta Alman Lufthansa’yı bile geride bıraktı. Bu arada, uçak filosunu da sürekli büyütüyor.  THY filosuna bu ay sonunda 3 yeni Boeing 777 tipi uçak katılıyor. Şubat ayı başında da  yeni bir Airbus uçak THY filosuna törenle katılacak. Şubat başında gelecek yeni Airbus, THY’nin fiilen kullandığı 300 ncü yolcu uçağı olacak.. 
Reklamlarından biliyoruz. THY dünyanın her yerine olduğu gibi, Türkiye’deki 50 kadar havalimanına da tarifeli seferler yapıyor. 300 uçak. Müthiş bir filo.. THY’nin tarifeli olarak uçmadığı tek hava alanı bizim Cengiz Topel..
Bu tablo,  bizim şehrimize haksızlıktır. Bizim şehrimize yapılan  bir aşağılamadır. 300 uçaklık olağanüstü bir filoya sahip olan THY,  her gün 1-2 uçağı ile, bizim Cengiz Topel’den en azından yurt içi seferler yapamaz mı?..AK Partili yetkililerin bu soruya  verebileceği mantıklı bir cevap olduğunu hiç sanmıyorum. 
*Emekli evi için bizde “Tık” yok
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 1 Kasım seçimleri öncesinde halka söz vermiş; “Evi olmayan emekliler için çok uygun koşullarda ev yapacağız” demişti. 1 Kasım seçimleri sonrası AK Parti iktidarı halka verdiği bütün sözlerin arkasında duruyor. Hepsini biran önce hayata geçirmeye çalışıyor.
Nitekim, TOKİ de “Emekli evleri” için düğmeye bastı.  Aralarında Kocaeli’nin bulunmadığı 17 ilde  talep toplanmaya başlandı.  Bu 17 ilde emekliler için toplam  4.340 konut yapılacak. Başvuran emekli sayısı  52 bine yaklaşmış.
Bütün evi olmayan emekliler, bu projeye dört elle sarılıyorlar.  Batman’da  1472 emekli konutu tamamlanmış, hak sahiplerine teslim edilmiş bile.  Ama henüz bizim elimizde ortada bir proje yok. Hak sahibi olma şartlarını taşıyan ilimizdeki emeklilerin başvuru yapacakları bir yer yok. Bizim ilimizde emekliler için yapılacak konutlara yer bulunamıyor. 
Hem Türkiye’nin kişi başına en çok vergi ödeyen kenti olacaksınız, hem devletin her türlü imkanından, projesinden en geç yararlanan il olacaksınız. Çok haksızlık değil mi?.. Bu şehirde de on binlerce evsiz-kiracı emekli TOKİ’nin “Emekli evleri” için vereceği müjdeyi, yapacağı duyuruyu bekliyor.
*Altınova-Gemlik arası tamamlanmış
İstanbul-İzmir Otoyolu’nun inşaatı hızla devam ediyor. Körfez Köprüsü de malum, bu otoyol projesinin bir parçası. Önümüzdeki nisan ayına kadar Körfez Köprüsü de bitmiş olacak.
Bu arada İstanbul-İzmir otoyolunun Altınova-Gemik arasındaki 40 kilometrelik bölümü  tamamen bitmiş. Bursa Valisi Münir Karaloğlu, yolun Gemlik-Altınova arasındaki bölümünün 15-20 Ocak arasındaki bir tarihte Ulaştırma Bakanı’nın katılacağı törenle açılacağını  duyurdu.
Yani,  bu yol açılınca, İzmit-Bursa ulaşımının 40 kilometrelik bölümü de çok rahatlamış olacak. Şu İstanbul-İzmir otoyolu bitene kadar, bizim şehrimizi bu yolu bağlayacak olan Güney Marmara Otoyolunun (İzmit-Yalova Otoyolu) inşaatını başlatabilecek miyiz merak ediyorum.
*“Yerel gündemin” en zayıf dönemi
Çok hareketli günlerden geçtik. 2015 yılında adeta nefes alacak zaman yoktu. Arka arkaya seçimler. Seçimler öncesi, partilerin içindeki adaylık yarışları. Daha sonra milletvekili  adayları  sokağa dağıldı. Liderler geldi-gitti, seçimler heyecanla takip edildi. Sonra, CHP’de kongreler süreci başladı. Bir hayli hareketliydi, o da bitti. 
Bu seçim dönemlerinde zaten ilimizdeki neredeyse bütün işler durmuştu. Seçimler bitti, kent tam bir hareketsizliğe büründü. 
Ne başlayan büyük bir iş var. Ne  geleceğe yönelik bir umut ışığı.. Kocaeli’de hayat tam anlamıyla rutine girdi.. Aman, sansasyonel olaylar olmasın. Ama  bu şehrin biraz harekete ihtiyaç var.
Bizim şehrimizde sadece siyasiler demeç veriyorlar. İktidar tarafı “Şunlar şunlar yapılacak” diyor, muhalefet her şeyi eleştiriyor. Bunun dışında  kent gündemi adeta bomboş..
Özellikle benim gibi her gün bir şeyler yazmak, olup bitenleri  değerlendirmek gibi iş yapanlar için gerçekten zor bir dönem. Bu şehir bunca kalabalık, bunca dinamik. Ama yapılan bir şey yok. Akıl süzgecinden geçmiş, değerlendirmeye  değer siyasi çabalar da yok.. 
Rutine saplandık, gidiyoruz. Emin olun öyle bir ortamdan geçiyoruz ki,  yerel gazeteler için haber yapacak malzeme bile yok. 
Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.