1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Bakan Işık’tan daha net açıklama bekliyoruz
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bakan Işık’tan daha net açıklama bekliyoruz

A+A-

Malum, KEV konusu yine Kocaelispor camiasını karıştırdı. Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz, “Kocaelispor’un geleceğini kurtarmanın tek ve son çaresi, Kocaelispor’a ait olan KEV tesislerini satmak, borçları ödemektir” diyor. Burada haklı. Yavuz, “Mevcut siyasi yapı, KEV’in başında Sefa Sirmen olduğu sürece tesisleri değerlendirmeyecek. Ben bunu en yetkili ağızlardan şahsen duydum” da diyor. 
KEV’in mevcut Başkanı Sefa Sirmen ise, “Ben KEV Başkanlığını bırakmam. Bu vakfı kimseye yedirmem” havasında. Sirmen, kendisinin de Bakan Işık’la görüştüğünü, mevcut siyasi yapının kendisine karşı bir tavrının olmadığını söyledi:
“- Ben KEV Başkanı kalırım. Kocaelispor yönetimi ile anlaşırsak, Bakan Işık bu araziyi TOKİ’nin değerlendirmesini sağlayacak. 2.900 konut yapılabilir. Hem Kocaelispor’un bütün borçları kapanır. Hem KEV ayakta kalır” diyor.
Şimdi, bu aşamada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın çok net bir açıklama yapması lazım. Bakan Işık geçen gün bir açıklama yaptı, “Ben bu tartışmaların dışındayım. Sefa Sirmen’e herhangi bir taahhütte bulunmadım. KEV Kongresinde kimin yönetime geleceğine KEV üyeleri karar verecektir” dedi. Bence bu açıklama yeterli değil. Konu çok önemli. Konunun ucunda bizim Kocaelispor’umuz var.  Sayın Bakan’dan Kocaelispor için, Birlikspor’a harcadığı mesainin yüzde birini harcamasını da beklemiyoruz. Ama şu konuya açıklık getirmelidir:
“-Siyasi iktidar, Sefa Sirmen KEV’in başında kalsa bile, tesislerin arazisinin TOKİ tarafından değerlendirilmesini sağlayacak mı?. Yoksa, bu işin yapılması için mutlaka Sirmen’in KEV’le ilişkisinin kesilmesi, Bahri Yavuz’un Vakıf Başkanı mı olması gerekiyor?”
Söyleyin Sayın Bakan.. Tavrınızı net biçimde ortaya koyun. Biz de KEV Mütevelli heyet üyeleri olarak, Kocaelispor’u kurtarmak adına ne yapmamız gerekiyorsa, onu yapalım. Bu işi,  bu yıl içinde bitirelim. Herkes rahat etsin. 

Huzurevi’nden yükselen feryat
Ne yazık ki bizim kentimiz, gençlerine de, yaşlılarını da yeterince sahip çıkamıyor. Bu kentte çağdaş standartlarda bir Huzurevi’ne kesinlikle çok ihtiyaç var. Sekapark alanında kurulabilirdi. Yapmadılar. İzmit Turgut Mahallesi’nde çok uzun yıllar önce yapılmış bir Huzurevi var. İmkanları kısıtlı, kontenjanı sınırlı.
İki hafta kadar önce, Turgut Mahallesi’ndeki bu Huzurevi binasının yakınlarındaki inşaat nedeniyle binada büyük sıkıntı yaşandı. Önceki gün beni Huzurevi’nden bir yaşlı okurum aradı. Şükürler olsun, bu gazetenin Huzurevi’nde de okurları var. Telefonun öbür ucundaki yaşlı erkek sesi, ağlamaklıydı:
“-İsmet Bey, perişan durumdayız” dedi. 
İki hafta önce Huzurevi binasında hasar meydana gelince, binanın bazı bölümleri zorunlu olarak kapatılmış. Huzurevi sakinlerinin bir kısmı başka tesislere gönderilmiş. Bir kısmı, evine çıkmış. Kalanlar için de bina yetersiz. Beni arayan yaşlı okurum:
“-Bir odada 5-6 kişi kalıyoruz. Binada iki hafta önce hasar meydana geldi. Ama hiçbir şey yapılmadı. Huzurevi’ndeki yaşlı insanlar perişan halde. Sesimizi de kimseye duyuramıyoruz.” 
Bayramlarda, Yaşlılar Günü’nde, Anneler Günü, Babalar Günü’nde kent protokolü, sözde hayırseverler Huzurevi’ni ziyarete koşarlar. Huzurevi’nde kalan yaşlı insanlarla fotoğraf çektirip, sözde kendilerini iş yapıyor gibi gösterirler. 
Ama zaten yetersiz olan Huzurevi’nde insanlar ağlıyorlar. Salgın hastalıktan korkuyorlar. Hiç rahatlarının, huzurlarının kalmadığını söylüyorlar. Bir şehir, yaşlılarına, huzurevindeki yaşlılarına bile sahip çıkamıyorsa,  o şehrin bereketi olur mu?. O şehrin huzuru olur mu? Başta Sayın Valimizi ve Büyükşehir Belediye başkanımızı, bu kentin bütün yetkililerini İzmit Huzurevi’ndeki insanlara sahip çıkmaya davet ediyorum. Ağlıyor orada yaşlılarımız. Biri, onlara mutlaka elini uzatmalı.

Sarıbay ve Acurman’la sohbet
CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay ile İl Sekreteri Hüseyin Acuman, önceki gün öğlen saatlerinde gazeteye geldiler. Sarıbay ve Acurman, bu kentte aynı işi yapan-ikisi de avukat. Üstelik ikisi de ağır cezalık vakalar konusunda uzman- ama birbiriyle çok iyi geçinen iki medeni insandır. Adliye’den birlikte çıkmışlar, “Hadi İsmet Çiğit’e bir uğrayalım, iki laf edelim” demişler. Çat kapı geldiler.
Acurman, sohbete pek fazla girmedi. Cengiz Ağabey ile ben hafiften birbirimize çakmaya uğraştık. Sarıbay, “Bu şehir kötü yönetiliyor.  Bu kent halkı en çok sana güveniyor ama, yeterince eleştiri yapmıyorsun. Gazetede hep Belediye haberleri, AK Parti haberleri çıkıyor. Bu şehrin siyasi havasını değiştirecek tek güç bu gazetedir, senin yazılarındır. Üzerine düşen görevi tam yapmıyorsun” dedi. 
Ağır laflar. Başkası söylese kavga çıkar. Tabii altta kalmadım:
“-Ben bulunduğum konumda, bulunduğum şartlar içinde hala bu kentte en sıkı muhalefeti yapan kişiyim. Gördüğüm her olumsuzluğu eleştiriyorum. Bununla da kalmıyorum. Bütün kent yöneticilerinin yüzüne de söylüyorum. Ama kimse benden, bu gazeteden insanlara saldırmamızı, hakaret etmemizi, kavga etmemizi beklemesin. Kentin siyasi atmosferini değiştirmek benim değil, ana muhalefet partisinin il başkanı olarak sizin işinizdir. Siz karşınızda Büyükşehir Belediye Başkanını görünce önünüzü ilikleyip, (Efendim çok başarılısınız. Ne güzel işler yapıyorsunuz) diyebiliyorsunuz. Muhalefet yapılacaksa, siz yapacaksınız, biz yazacağız.” 
Acurman, hem Sarıbay’ın, hem benim söylediklerimi dikkatle dinlerken, başıyla ikimizi de onaylıyor gibiydi. CHP İl Başkanı Sarıbay, çok çalıştığını, haftada en az bir kere Gebze’ye gittiğini, partideki düzeni oturtmaya çalıştığını anlattı; “Öncelikle şu yeni bina işini çözmem lazım. Her halde İnönü Caddesi üzerinde, Özler Et Pazarı’nın yanında bulunan, Özbek ailesine ait 3 katlı binayı parti için satın alacağız. Görüşmeler olumlu ilerliyor” dedi. 
CHP il başkanına “Bu pazar günü Kocaelispor’un final maçı var. Bir otobüs kiralayıp, CHP’li gençleri Eskişehir’e götürsenize” dedim. Ben söyleyene kadar Kocaelispor maçından haberi yoktu. Biraz düşündü, “Bu pazar gününü aileme ayırmam lazım. Eşim ve kızım, yurt dışına gidecekler. Onları geçireceğim” dedi. Sarıbay, KEV konusundaki tartışmalardan rahatsız. Bahri Yavuz’u kesinlikle desteklemiyor. KEV’in içini,  AK Parti’nin sistematik şekilde karıştırdığına inanıyor. 
Güzel sohbetti. Hüseyin Acurman’ı biraz konuşturabilsem, belki daha da güzel olabilirdi. 

F.Bahçe Ülker büyük iş yaptı 
Türkiye her gün acı haberler, kötü haberler, siyasi kavgalarla sarsılıyor. Bu adeta kaos ortamında bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin morali bozuluyor, kimyası bozuluyor.
Bu nedenle hepimizi onurlandıran güzel olayların kıymetini bilmemiz lazım. Türkiye son yıllarda basketbola büyük yatırımlar yaptı. Basketbolda Avrupa’nın Şampiyonlar Ligi Eurolig. Son yıllarda bu çok büyük organizasyonun 1 numaralı  sponsoru Türk Hava Yolları oldu.Türk takımları  bütün Avrupa’nın dikkatini çeken Eurolig’te  son yıllarda önemli başarılar elde ediyorlardı. Bu yıl da Anadolu Efes, Darüşşafaka Doğuş ve Fenerbahçe Ülker, çok iyi kadrolar kurarak bu yarışa girdiler.
Salı günü gecesi, Fenerbahçe Ülker, Madrit’te Real Madrit’i 75-63 yenerek,  seride 3-0 yaptı ve Final Four’da katılma hakkını elde etti. Fenerbahçe Ülker, geçen hafta İstanbul’da oynanan üst üste iki maçta da Real Madrit’i eze eze yenmişti. İspanya’nın dünya devi kulübü, kendi sahasındaki maçta her şeyini ortaya koydu. Ama Fenerbahçe’ye karşı gücü yetmedi. 
Eurolig’de Final Four 13 Mayıs’ta Berlin’de başlayacak. Fenerbahçe Ülker bu sezon Obradoviç yönetiminde Eurolig Şampiyonluğunu hedefliyor. Çok güçlü bir kadrosu var. 13 Mayıs’ı da heyecanla bekleyeceğiz. Hele şu Avrupa Basketbolunda en büyük kupayı alalım, arkasından Fransa’da başlayacak Avrupa Futbol Şampiyonası’nı beklemeye başlarız. 

Lütfen, birlikte gurur duyalım 
Bugün, hem ülkemiz, hem ilimiz açısından çok önemli bir projede işin sonuna gelinmiş olmasının gurur töreni yapılacak. İzmit Körfezi üzerinde inşa edilen, dünyanın en uzun 4 ncü asma köprüsü olan İzmit Körfezi Köprüsünde son tabliye konuldu. Bugün, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın katılacağı törenle, son tabliyenin kaynağı yapılacak. Üzerinden 6 şeritte araçların geçeceği Köprü, önümüzdeki ay sonunda hizmete açılmış olacak. 
Körfez Köprüsü bir hayaldi. Belki yüz yıllık bir hayal. Gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bizim devletimiz bu köprüyü açtı. Bu köprü açıldıktan sonra, ilimiz üzerindeki trafik yükü bir miktar hafifleyecek. Gölcük’ten, Karamürsel’den İstanbul’a gidiş gelişler rahatlayacak. İstanbul-İzmir otoyolu üzerindeki bu köprüden, günün birinde bir şekilde hepimiz geçeceğiz. 
Bırakın üzerinden geçmeyi, sahilden görünüşü bile heybetli yeni köprünün. Bu eseri gerçekleştirmek, AK Parti iktidarı dönemine nasip oldu. Ülkemizde var olan ve giderek keskinleşen siyasi bölünmüşlük ortamında, bugün bu ülkenin hiçbir vatandaşının Köprü töreni nedeniyle burukluk yaşamaması, haset içinde olmaması gerekiyor. Cumhurbaşkanına kızanların, AK Parti iktidarına kızanların, hatta bu siyasi dönemde kişisel zarara uğradığını düşünenlerin bile, bugün bu köprü ile gurur duyması gerekiyor. Doğrusu ben çok heyecanlıyım. Mayıs sonunda şu köprü açılsın,  sırf üzerinden geçmek için Karamürsel-Gebze turu yapmayı planlıyorum. 
Bazı olumsuzluklara elbette tepki koyacağız. İçimize sinmeyen yanlışlar karşısında elbette korkup, susmayacağız. Ama bu ülkede yapılan güzel işlerle de birlikte gurur duymayı becerebilmeliyiz. Körfez Köprüsü kimsenin malı değil. Bu ülkenin bir eseri. Bu bölgeye çok önemli hizmet verecek dev bir eser. Umarım, açıldıktan sonra da ülkemize ve bölgemize hayırlı olur. 

Tabip Odası’nda da solcular bölündüler
Önümüzdeki hafta sonu Kocaeli Tabip Odası’nın olağan genel kurulu var. Kocaeli Tabip Odası 1650 saygın üyesi bulunan, hiç tartışmasız bu kentteki en önemli meslek örgütü, sivil toplum örgütü. Ancak yaklaşan kongre pek tartışılmıyor.
Zannedersiniz ki Tabip Odası kongresinde bu dönem bir çekişme, bir rekabet yok. Halbuki durum öyle değil. Şu sıralar ilimizdeki hekimler arasında yoğun bir kongre kulisi var.
Geçmiş yıllarda Tabip Odası kongreleri genellikle iki listeli olurdu. Listelerden birini, sosyal demokrat, sol siyasi görüşe sahip hekimler hazırlar, karşılarında sağ siyasi görüşe sahip hekimler rakip liste ile yarışa girerlerdi.  Kongreleri hep sol siyasi görüşe yakın listeler kazandı. Artık, Paralel Yapı deşifre oldu, dağıldı. Bu nedenle, sağ siyasi görüşteki hekimlerin aralarında organize olup, seçim yarışına girme şansı da kalmadı. Çünkü bu işleri genellikle Cemaat tarafı organize ederdi. 
Bu defa “Solcu” hekimlerle “Sağcı” hekimler listeleri yarışmayacak. Ama kongrede yine iki liste yarışa giriyor. Solcular, Tabip Odası’nda da bölündüler. Yarışa girecek listeleri şöyle tanımlayabiliriz:
“Biri daha fazla solcu, diğeri biraz daha ılımlı solcu” 
“- Biri, HDP’ye daha yakın hekimlerin; diğeri CHP’ye daha yakın hekimlerin listesi.” 
“-Biri, üzerinde çok tartışılan, hatta bazı akademisyenlerin cezaevine konulmasına neden olan Akademisyenler Bildirisini her şekliyle savunanların; diğeri (Bu bildiride şu şu şu sözler olmamalıydı. Bu haliyle bildiri sakıncalı) diyenlerin listesi “
İki listede de çok ama çok saygın isimler var. Kocaeli Tabip Odası, hangi liste kazanırsa kazansın, yine değerli bir hekim grubunun yönetiminde yer alacaktır. 
Ama bu bölünme neden?..  Tabip Odası’nda bile sosyal demokratlar bölünürse, sol siyaset nasıl ayağa kalkabilir?
Görürsünüz, bir iki kongre de bu şekilde sosyal demokrat hekimlerin kendi aralarında anlaşamayıp, birbirleri ile rekabete girdiği seçimlerle geçer, sonrasında Kocaeli Tabip Odası da sağ siyasetin eline geçer. Tabip Odası kongresinde  “Demokrat Hekimler” listesi ile  “Çağdaş Hekimler” listesi çarpışacak. Elbette kırılmalar olacak ki, şimdiden başladı. Bu kadar bölünmüşlük, bu kadar koltuk kavgası. Ayıptır, ayıp. Keşke şu kongre tek liste ile, güle oynaya yapılabilseydi. 

Bu yazı toplam 1997 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum