• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Kocaeli 24 °C

Bakan ve Başkan’la havada sohbet

İsmet ÇİĞİT

Geçen cumartesi günü,  AK Parti Kocaeli Teşkilatı heyeti ile Türkiye’nin bir ucuna, Mardin’e gidip, döndüm. Benim için çok farklı, unutulmaz bir deneyim oldu. Mardin’i görmek, o bölge insanını tanımak, Türkiye’nin gündeminde terör ilk sırada yer alırken, bu dönemde o bölgeyi gözlemleme imkanı bulmak,  gerçekten önemliydi.
Mardin’den çok güzel anılarla döndüm. O bölgeye, o bölgenin insanlarına olan ilgim ve sevgim, artık çok daha yüksektir. Mezopotamya Ovası, bölgenin binlerce yıl öncesine giden tarihinden kalan eserler, o toprakların, o iklimin, o bölge insanının kültüründe ve insanlık değerlerinde yarattığı olumlu etkiler, beynimde derin izler bıraktı.
Mardin’e havadan gidiş yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Bora Jet uçağında, giderken Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, dönerken Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile uçağın en önünde (1-2) numaralı koltuklarda uçma imkanı buldum. Yerden 10 bin metre yüksekte, Kocaeli’yi, siyaseti konuşma imkanı buldum. Bunlar içinden “haber” değeri taşıyanları da paylaşmak, elbette görevim.

SİRMEN KONUSUNDA SAMİMİ ÜZÜNTÜ
Bizim, AK Parti heyeti ile Mardin’e gidişimiz, Sefa Sirmen’in İZGAZ Davası’ndan hüküm giyip, T Tipi Cezaevi’ne konuluşunun ertesi gününe rastlamıştı. Elbette, kafilede yer alan herkesin gündemindeki ilk konu da Sefa Sirmen’in cezaevine konulmasıydı.
Türkiye’de yargının gerçek manada tarafsız, bağımsız ve güvenilir olduğunu hiç kimse söyleyemez. Böyle bir ortamda, elbette yargının her kararı tartışılır hale geliyor. Sefa Sirmen’inü, yargının böyle bir süreçten geçtiği dönemde, bunca yıl sonra ve bu yaşta alınıp, cezaevine konulmasında da  “Bu işin içinde siyaset hiç yok” demenin inandırıcı gelmesi mümkün değil. Ama Mardin seyahati sırasında bu konuda konuştuğum bütün AK Partililerin samimi bir üzüntü içinde olduklarını söyleyebilirim. Bakan Fikri Işık ve Başkan İbrahim Karaosmanoğlu, Sefa Sirmen’in cezaevine konulması konusunda gerçekten üzgündü. Bakan Işık, KEV kongresi öncesinde Sefa Sirmen’le baş başa görüştüklerini anlattı. Bu görüşmenin daha sonra kamuoyuna yansıyan bölümleri konusunda pek çok çelişki ortaya çıkmıştı. Ama yakından tanıdığım Işık ile Sirmen’in medeni iki insan gibi, dostça görüşmüş olduklarından eminim. Işık, “Sefa Bey’in böyle bir muamele ile karşılaşmasını asla istemezdim” dedi.
Başkan Karaosmanoğlu da, “Bir siyasetçinin, bu yaşta cezaevine girmesine kim sevinebilir. Gerçekten çok üzüldüm. Samimiyetle geçmiş olsun diliyorum. Böyle olmasın isterdim” dedi.
Mardin’de zaman zaman kafiledeki Belediye Başkanları ile de bu konuyu konuştuk. Özellikle Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım ile Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş’in Sefa Sirmen konusunda samimi bir üzüntü içinde olduklarını belirtebilirim. Yıldırım, Sefa Bey’den “ağabey” diye söz ediyor. Ellibeş de, hemşerisi adına gerçekten üzgündü. Sefa Sirmen’in içine düştüğü durumdan, “kinci ve hesapçı” siyaset mantığının elbette payı vardır. Ama bu konuda ilimizdeki iktidar partisi aktörlerinin dahli ve müdahalesi olduğunu söylemek, haksızlık olur. Böyle bir gelişme sonrası, her siyasetçinin aklından, “Bir gün böyle bir olay bizim de başımıza gelir mi?” sorusunun geçtiğine de eminim.

“BİRLİKSPOR BENİM İÇİN BİTTİ”
Bakan Işık’la Mardin’e uçarken, önce üstlendiği yeni, önemli ve ağır sorumluluk gerektiren Milli Savunma Bakanlığı görevi hakkında sohbet ettik. “Son günlerde askerlerin sizin sözlerinize kızdıkları,  Genelkurmay Başkanı’nın bazı sözleri ile size cevap verdiği yazılıp, konuşuluyor” diye lafa girdim. Işık, “Yok böyle bir şey “ dedi. Bakanlığı tanımaya çalıştığını, savunma sanayii konusunda bundan sonraki dönemde çok daha hareketli olacaklarını anlattı. “Bürokraside bir yavaşlık var. Çok güzel işler yapılıyor. Ama ABD’nin iki yılda yaptığı iş, bizde 6 yılda bitiyor. Bunları masaya yatırıyoruz. Türkiye, savunma sanayii konusunda daha iyi ve daha büyük üretim yapan ülke haline gelmeli” dedi.
Sonra, yerel konulara girdik. Havalandığımız Cengiz Topel’in boşluğunu hatırlattım, “Ne olacak bizim havaalanımız?” diye sordum. Işık, bu konuda samimiyetle çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:
“-Aslında ben, bir dönem İzmit-Ankara uçuşlarının başlatılmasına, bu bölgedeki yolcunun Ankara’ya uçup, oradan aktarma yapması fikrine karşı çıkmıştım. Bu iş adeta bakın Cengiz Topel’in potansiyeli yok demek isteyen insanların işine yaradı. Şimdi, daha gerçekçi modeller üzerinde çalışıyoruz. Cengiz Topel’in çeşitli eksikleri tamamlandı. Artık uçakların olumsuz hava koşullarında bile inip kalkmasını sağlayacak cihazlar var. Çok kısa süre içinde İzmit’ten öncelikle Erzurum ve Antalya uçuşları başlayacak. THY’nin çok geniş kapsamlı programı var. Ellerindeki uçaklar yetmiyor. THY’nin uçak filosu geliştikçe, Cengiz Topel’in işlerliği de kesinlikle artacak.”
Işık’a Birlikspor konusunu da sordum. “Size en baştan bu işin yanlış olduğunu, tutmayacağını söylemiştim” dedim. Fikri Işık bu konuda da şöyle konuştu:
“-Birlikspor projesi, kesinlikle yanlış proje değildi. İyi niyetle doğru bir iş yaptık. Birlikspor’un hesapları son derece şeffaftır. Boşa harcanmış para yoktur. Birlikspor için toplanan paralar da, öyle yazılıp çizildiği kadar büyük paralar değildir. En fazla bağış Koç Grubu’ndan (TÜPRAŞ, Ford Otosan) alındı. Bu gruptan gelen paranın toplam miktarı da 1 milyon TL civarındadır. Olmadı. Başarısızlığı kabul ediyorum. Bu nedenle ben de elimi çektim. Kocaelispor’un başarılı olmasını, Kocaelispor’un bu kenti onurlandırmasını elbette isterim. Ama ben, Kocaelispor’un devlete bu kadar borcu varken, bir şey yapamam. Bir şekilde Kocaelispor’un borçlarının temizlenmesi lazım. Bu konu çözülürse, hep birlikte Kocaelispor için elimizden geleni yaparız.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a uzun süredir gündemde olan, ama hala halka ayrıntıları açıklanmayan Güney Marmara Otoyolu’nu sordum. Şunları söyledi:
“-Güzergah işi tamamlandı. Güney Marmara otoyolu, kesinlikle en güneyden geçecek. Yerleşim alanlarını, tarım alanlarını etkilemeyecek. Ne kadar tünel, viyadük yapılması gerekiyorsa, yapılacak. Bu konuda çalışmalar tamamlandı. Kuzey Marmara Otoyolu’nun ihalesi tamam. Yap-işlet modeliyle yapılacak. Güney Marmara Otoyolu da aynı şekilde özel sektöre yap-işlet modeliyle yaptırılacak. “
Tatlı sohbet sırasında, Mardin’e yaklaştık. Bakan Işık, “Uçaktaki arkadaşları selamlayayım” dedi, en önden kalkıp, arka sıralara kadar giderek, herkesle selamlaştı. Uçak yolculuğu, gezi programında Bakan’ın en rahat anlarıydı. Uçaktan indiği andan itibaren devlet protokolünün gereği uygulandı. Çok sıcak bir havada, oruçlu bir Bakan. Oradan oraya koşturup duruyor, sürekli konuşmalar yapıyor. Kolay iş değil. Ama hep takip ettim. Işık’ın yüzünde bir an olsun yılgınlık, yorgunluk görmedim. Sürekli olarak yüzündeki o tebessüm, yerinde duruyordu. En azından yaptığı işten zevk alıyor ve hakkını veriyordu.

BAŞKAN:”ÇOK ÇALIŞMA ZAMANI”
Günübirlik Mardin seyahati, kafiledeki herkes için keyifli olduğu kadar yorucuydu. Gün boyu koşturmacanın ardından iftar yapıldı. Kafilede bulunanlar,  Kasımağa Medresesi’nde teravih namazını kıldılar. Gece saat 24.00’de havaalanında buluşuldu. Mardinli dostlar da -Mardin Büyükşehir Belediyesi yöneticileri hariç-uğurlamaya gelmişlerdi. Bakan Işık, kendisine tahsis edilen herhalde 15-20 kişilik Türk Hava Kuvvetleri’ne ait jetle Ankara’ya gitmek üzere kafileden ayrıldı. Mardinli dostların samimi uğurlama gösterisi eşliğinde dönüş için uçağımıza bindik. Ön kapıdan girdim. Başkan Karaosmanoğlu, biraz da yorgun biçimde en ön koltuğa çökmüş oturuyordu. Beni görünce, “Gel yanıma sen otur” dedi. 2 numaralı koltuğa çöktüm. Yanımızdaki tekli koltuğa da Kocaeli Milletvekili Katırcıoğlu oturdu. Başkan, çok yorulmuş olacak ki, ayakkabılarını çıkartmış, ayaklarını 1 numaralı koltuğun önündeki boşluğa uzatmıştı. Uçak, saat 00.30 gibi havalandı. İzmit’ten Mardin’e uçarken, ikram yoktu. Zaten hemen hemen herkes oruçluydu, ya da oruçsuz olsa da bunu göstermeye cesaret edemiyordu. Hostesler, uçak içinde servis arabası ile boydan boya gidip geldiler. Sadece ben, bir sade kahve istedim.
Dönüşte, artık vakit sahura yaklaşıyordu. Havalandıktan hemen sonra servis başladı. En önde biz. İlk yemek paketi de Başkan ile bana geldi. Yeni ısıtılmış, nefis bir sandviç. Sebze içinde söğüş tavuk, tereyağı, salata, baklava.. Uçaklarda yemek servisleri çok güzel paket içinde verilir. Ben daha yemek tabaklarının naylon ambalajlarını açmak için oturduğum yerde mücadele verirken, Başkan önüne verilen yemeklerin tamamını bitirmişti. Paket içinde böyle küçük bir poşet vardı. Ne olduğunu anlayamadım. Yanlış açmışım. İçinde zeytinyağı-salata için- varmış. Yanlış sıkınca, zeytinyağı üzerime aktı. Yanımda Başkan, yemeğini bitirmiş. Ben üzerime zeytinyağını sıkıp, dökmüşüm. Birkaç lokma alıp, yemeği bıraktım.
Karaosmanoğlu, Büyükşehir’in iyi işler yaptığını, yapmaya devam edeceğini söylüyor. Bol bol Mardin’i, Mardin insanını konuştuk. Terörden duyduğu üzüntüden ve sıkıntıdan söz etti. Ailemi sordu. Sağlığımı sordu. Gazetede işlerin nasıl gittiğini, “sıkıntım olup olmadığını” sordu. “Her şey yolunda” dedim. Söz bir ara KEV’e geldi. Başkan’ın şu sözlerinin önemli olduğunu düşünüyorum:
“-KEV’e ait tesisler otel olarak kullanılıyor. Ama ruhsatı yok. Bırak ruhsatı, otelin bize usulen bir başvurusu bile yok. O otel, tamamen yasa dışı. Gerekeni yapmak zorundayız. Otel’i kapatacağız.” 
Biz konuşurken, yanımıza Derince Belediye Başkanı Bulut geldi. Öncelikle belirteyim. Bulut ile Karaosmanoğlu’nun arası gayet iyi. Bulut, önümüzdeki boşluğa, pilotların bulunduğu kokpitin önündeki alana çömeldi. Başkan pazartesi günü (dün) Derince’ye gidecekti. Bulut’a “Ben gelmeden bazı projeleri hazır et. Üzerinde konuşalım” dedi. Karaosmanoğlu, “Kentsel Dönüşüm için hemen çalışmalara başla. Elimizde bir arazi var. 25 dönüm kadar. Orada özel sektöre su parkı yaptıralım- Mardin’de bile 2-3 tane su parkı görmüştük “Hem İzmit’e, hem Körfez’e hem Derince’ye hizmet eder” dedi. Bulut Başkan’ın her sözüne, “Tamam Başkanım. Sen merak etme. Hepsini hazırlarım” diyor. Başkan şu nasihati de ihmal etmedi:
“-Önümüzde iki buçuk yıl kaldı. Şimdi başladığımız işleri seçime kadar ancak bitiririz. Artık elimizi çabuk tutmalıyız.” Bulut hak verdi, “Geride kalan iki buçuk yıllık dönemde üst üste seçimlerin içinde kaldık. Çok fazla bir şey yapamadık” dedi.
Başkan, kafasındaki bir önemli konuyu daha bana açtı:
“- İzmit’te Mannesmann taşınırken boşalan geniş ve önemli bir arazi var. Boru Fabrikası arazisinin sahildeki kısmını Büyükşehir’e hibe etmişlerdi. Üst kısmı için çok para istediler. Ama satamadılar. Mannesmann ile anlaşıp, o arazinin kalan bölümünü de Büyükşehir’e almak istiyorum.”
Bir önemli proje daha anlattı:
“-Uzuntarla’da çok büyük bir arazi var. Doğal orman. Bu alanı ıslah edeceğiz. Doğal ormanın içine, yabani hayvanlar alıp bırakacağız. Bir süre bu hayvanları da biz besleyeceğiz. Bazı yerlerine piknik alanları, çocuk parkları yapacağız. İnsanlar, doğal ortamdaki geyik, karaca, tavşan, tilki, sincaplar arasında dinlenebilecek. Türkiye’deki en güzel doğal yaşam alanını yapacağız.”
Ben Başkan’a, “İşler yavaş gidiyor. Bu tramvay işi İzmit’i çok sıkıyor” diyorum. Başkan’a göre, işler yolunda gidiyor. Gereken her şey yapılıyor ve başlayan bütün işler bitecek. Ama Bulut’a söylerken hissettim. Başkan Karaosmanoğlu da,  2019 seçimlerinden önceki son iki buçuk yılda herkesten biraz daha tempo bekliyor.

İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI
Mardin gezisinde,  İzmit ve Başiskele Başkanları dışında ilçe belediye başkanları da vardı. Zaman zaman,  Mardin’e ilçe belediye başkanları ile de sohbet fırsatı bulduk. Kesinlikle söyleyebilirim ki, içlerinde en karizmatik olanı Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker. Köşker ile sohbetimiz olmadı. İlçe Belediye Başkanları’nın bir kısmını zaten tanımıyorum. Kartepe Belediye Başkanı Üzülmez’i çok sessiz, hatta biraz içine kapanık gördüm. En sempatik olanlardan biri, Kandıra Belediye Başkanı Ünal Köken. Köken, “Abi aylar önce yazmıştık. Senin Kandıra’ya girerken kullandığın,  ana yoldan ilçe merkezine, Sanayi Sitesi’ne girişi sağlayan 3 kilometrelik yolun ihalesi yapıldı. Önümüzdeki sonbaharda Kerpe’ye gelirken Kandıra’ya girmek için bu yolu kullandığında pırıl pırıl asfalt bulacaksın” dedi.
Karamürsel Belediye Başkanı Yıldırım, ihale yasasından şikayetçi. Yıldırım, “İhale yasasının mevcut hali, bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. Bu yasanın mutlaka değişmesi lazım. Başkan Sirmen’in başına iş açan konu da bu ihale yasası ile ilgilidir. Bu yasaya bağlı kalsan, iş yapamıyorsun. İş bitsin diye uğraşırsan, başın yasalarla derde giriyor. Bu büyük bir sıkıntı” dedi.
Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut, havasını bulmuş, kendisine güveni yerine gelmiş. Ama o da ihale yasasından şikayet etti. Derince’de yaptırmak istediği yeni büyük proje (kültür merkezi, kafe. Dubai’deki Yelken biçiminde) ihalesini kazanan firmanın yetersiz çıktığını, bu ihaleyi iptal etmek zorunda kaldıklarını söyledi, “Bu yüzden işler gecikiyor” dedi.
………..
AK Parti heyeti ile yaptığım bir günlük Mardin gezisi ile ilgili daha pek çok şey yazabilirim. Ama benim gözlemlerim sonucu kafamda oluşan genel tabloyu şöyle özetlemek isterim:
Ben AK Partili değilim. Hatta belki, onları en çok eleştiren insanlardan biriyim. Onlar da bunu biliyorlar. Ancak bu gezide bir kez daha gördüm ki, AK Partililer “kötü insanlar”, “öcü” falan değiller. İyi insanlar. Çalışkan ve davaları yolunda kesinlikle fedakar insanlar. Başka hiçbir siyasi partide insanların bu kadar gönülden çalışmalarını göremezsiniz. Kuşkusuz ekonomik açıdan güçlüler. Devletin her kurumunu, gayet iyi yönetecek iradeye ve organizasyonu sahipler. Kendilerinden olmadığını bildikleri insanlarla da, eğer o kişinin insanlık kalitesine güveniyorlarsa, gayet güzel diyalog kurabiliyor ve sevgiyle yaklaşabiliyorlar. Mardin gezisinde gördüm ki,  kafiledeki hemen herkes en çok benimle ilgilendi. Ben ortadan kaybolunca, Bakan Işık, İl Başkanı Ceyhan, önce benim nerede olduğumu, rahat olup olmadığımı sordular. Tabir yerindeyse, beni el üstünde tuttular. Türkiye’nin siyasetten alabildiğine kutuplaştığı bir dönemden geçiyoruz. Aslında oturup konuşsak, birbirimizi çok daha iyi anlayabiliriz. Birbirimizi sevmek, sarılmak, koklaşmak zorunda değiliz. Ama biz, onların çalışkan ve büyük bölümünün iyi niyetli insanlar olduğunu; onlar da bizim bu ülkenin düşmanı değil, sevdalısı olduğumuzu anlayabilirler.

MARDİN’DE DİKKATİMİ ÇEKENLER
x- Mardin havaalanı Kızıltepe ilçesinde. Şehir merkezine 15 kilometre mesafede. Bizim Cengiz Topel Havaalanı’na göre çok daha büyük ve modern. Her gün İstanbul, Ankara, İzmir’den sefer var. Mardin Havaalanı’nın dış hatlar bölümü de bulunuyor.
x- Mardin şehir merkezinde, özellikle eski Mardin’de çok fazla erkek berberi salonu dikkatimi çekti.
x-Yine Eski Mardin’de çok fazla küçük ekmek-pide fırını var. Belirtmeye gerek yok. Ekmek ve pide fiyatı, bizim buradakilerin yarısından daha ucuz.
x- Tarih, kültür nasıl korunur Mardin’de görüyorsunuz. Bizim konuştuğumuz insanların hemen hepsi, HDP’li Belediye’yi şikayet etti. Ama Mardin çok temiz, düzenli.

Bu yazı toplam 2724 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37