1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bankaların promosyon şikesi
Bankaların promosyon şikesi

Bankaların promosyon şikesi

Türkiye'de son yıllarda en kârlı sektör bankacılık. Hükümetin karar ve uygulamaları ile bankacılık sisteminin önemi arttı. Artık her bireyin, her kurumun bankalarla zorunlu olarak yoğun

A+A-

Türkiye'de son yıllarda en kârlı sektör bankacılık. Hükümetin karar ve uygulamaları ile bankacılık sisteminin önemi arttı. Artık her bireyin, her kurumun bankalarla zorunlu olarak yoğun ilişkisi var.

Türkiye'de eskiden kamu çalışanları, öğretmenler, polisler, bütün memurlar maaşlarını zarf içinde mutemetlerden alırdı. Özel sektör işyerlerinde de ücretler yine şirket muhasebesinden, bordro zarfı içinde elden verilirdi. Artık bütün ücretliler, maaşlarını bankalardan alıyorlar. Hem kamu kurumları, hem de özel sektör, personel maaşlarının dağıtımı için bir banka ile anlaşıyor. Bankalar, kısa süre öncesine kadar maaş dağıtımını almak için büyük promosyonlar veriyorlardı. Son zamanlarda, bankalar promosyon musluğunu bir hayli kapattılar.

Türkiye'de Rekabet Kurulu diye bir kurul var. İlgili yasa uyarınca kurulmuş çok geniş yetkileri olan bir kurul. Piyasada rekabet ortamının tüketici lehine gelişmesi için çalışıyor. Eğer rekabeti ortadan kaldırıyorsa şirketlerin el değiştirmesine engel olabiliyor. Aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak karar alıp fiyat belirlediğini fark ederse ceza kesiyor.

Bu kurula bankalar ile ilgili bir şikayet ulaşmış. Türkiye'deki sekiz büyük bankanın promosyon konusunda aralarında anlaştıkları ihbar edilmiş. Piyasaya hakim sekiz büyük bankanın yöneticilerinin, tamamen serbest rekabet ortamında belirlenmesi gereken promosyon tekliflerini aralarında anlaşıp, düşürme kararı aldığı iddia edilmiş.

Hatırlarsınız, Sosyal Güvenlik Bakanlığı, emekli maaşları dağıtımı için özel bankalara teklif götürmüştü. Hâlâ emekli maaşlarını çok büyük oranda kamu bankaları dağıtıyor. Bakanlık, emekli maaşı dağıtımı karşılığında, emeklilere yaklaşık bir aylık ekstra maaş kadar promosyon almayı da hedefliyordu. Ama büyük özel bankalar, bu işe girmediler.

Türkiye'de hem çok büyük oranlarda kâr edip, hem de kendi aralarında anlaşarak rekabet ortamını kaldıran büyük bankaların başı şimdi dertte. Rekabet Kurulu suçu sabit görürse, sekiz büyük bankaya çok yüksek para cezaları kesecek. Borsa'da da bankaların hisse senetleri bu nedenle düştü.

“Hep bana” ilkesini benimsemiş bankalarımız bu cezayı öderken çok bağıracaktır.

Hangi yöntem daha hesaplı

İl Sağlık Müdürlüğü, Kocaeli'nin tamamında ambulans servisi hizmetini gayet güzel veriyor. Günün hangi saatinde, ilimizin neresinden olursa olsun (112) Acil'i aradığınızda, çok uygun bir süre içinde verdiğiniz adrese ambulans geliyor.

112 servisi, her türlü kazaya da anında müdahale ediyor. Eskiden şehir merkezindeki en yakın adrese ambulans gelmezdi. Ambulansa ihtiyaç duysanız, hangi telefonu arayacağınızı bilemezdiniz. (112) Acil' in verdiği bu hizmeti takdir etmek gerekiyor.

Artan ihtiyaçlara paralel olarak İl Sağlık Müdürlüğü yeni ambulans talep etmiş. Ambulanslar yılda ortalama 100 bin kilometre yol yapıyor, yıpranıyor, çabuk eskiyorlar. Bu nedenle İl Sağlık Müdürlüğü bu yıl için altı yeni ambulansa ihtiyacı olduğunu belirtti.

Kocaeli'nin Özel İdare bütçesi, ilin ihtiyaçlarına oranla çok kısıtlı. Sağlık Müdürlüğü'nün talep ettiği altı yeni ambulans için de bütçeden ancak 300 bin TL ödenek ayrılabilmiş. İl Genel Meclisi'nin Mart ayı birinci toplantısında bu konu gündeme geldi.

Eldeki 300 bin TL para ile Sağlık Müdürlüğü'nün istediği standartlarda iki veya biraz zorlasanız üç tane ambulans alınabiliyor. Sağlık Müdürü ise hizmet standardının düşmemesi için en az altı yeni ambulans alınmasında ısrar ediyor. Bu durumda Sağlık Müdürü “300 bin TL ödenek ile altı tane ambulans satın alamayız. Zaten satın almak akıl kârı değil. Çok masraf çıkıyor. Bu 300 bin TL ile 6 tane ambulans kiralayalım. Böylesi daha ekonomik olur” diyor.

Bu hesap bana biraz yanlış geldi. 300 bin TL'ye altı ambulansı bir yıllık süre için kiralayabiliyorsunuz. Bir yıl bittiğinde, aynı ambulansları kullanabilmek için yeniden 300 bin TL ödemek gerekiyor. Oysa Sağlık Müdürlüğü adına ambulanslar satın alınsa, bunlar devletin malı olacak. Eskiyene, yıpranana kadar kullanılabilecek.

İl Genel Meclisi'nde CHP'li üyeler her şekilde bütçeden ayrılan ödenekle ambulans satın alınmasını öneriyor ve ısrar ediyorlar. Ama AKP grubu “Olmaz, kiralayalım” diyor.

AKP'nin bu kiralama konusundaki saplantısı gerçekten dikkat çekici. Bu konuda tartışmaya girseniz hemen “Araç kiralayınca tamir, bakım masraflarından kurtuluyorsunuz, çok daha az harcama yapmış oluyorsunuz” diye anlatmaya başlıyorlar. Özel firma olsa vergi avantajı falan oluyordur diye anlayacağım. Ama resmi kurumun böyle bir avantajı da olmaz. Arada kiralayan şirket de para kazandığına göre araç kiralamanın, satın alma işlemine göre daha kârlı olmasını benim aklım hiç almıyor…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.