• BIST 90.118
  • Altın 146,473
  • Dolar 3,6280
  • Euro 3,9373
  • Kocaeli 13 °C

Banliyö tren mecburiyettir

İsmet ÇİĞİT

Geçen gün, Ulaştırma B:akanı açıkladı. Uzun süredir boş olan; büyük bir yangın da geçiren Haydarpaşa Gar’ı yeniden Tren Garı olarak kullanılacakmış. Bakan, İstanbul-Edirne arasında da hızlı tren yolu yapılacağını açıkladı.

Aslında AK Parti hükümetleri döneminde demiryollarına yapılan yatırımları takdir etmemek, mümkün değil. Hiç tren gitmeyen yerleri trenle tanıştırdılar. Hızlı Tren konusunda çok önemli yatırımlar yaptılar.

Ama bizim bir banliyö trenimiz vardı. Haydarpaşa-Arifiye arasında çalışırdı. Pisti vagonları. İçinde seyyar satıcılar, serseriler cirit atardı. 1 saatlik yolu bazen 2 saatte giderdi. Ama çok işe yarardı. “Hızlı tren yapıyoruz” diye kaldırdılar banliyö trenimizi.  Ama daha sonra 2014 yılı yazından itibaren yeniden başlayacağına söz verdiler.

Hiç yok değil.. İzmit Garı’ndan Hızlı Tren’in yanısıra banliyö treni de geçiyor.  Ama Arifiye-Pendik arasındaki banliyö tren günde karşılıklı 5 sefer yapıyor. Ara durakların hiç birinde durmuyor. Pendik-Gebze-İzmit- Sapanca-Arifiye duraklarından duruyor.

Oysa bu bölgeye gerçek Banliyö Tren lazım. Gün içinde karşılıklı 8-10 sefer yapan banliyö tren lazım. Daha önemlisi,  Tavşancıl-Hereke-Yarımca-Derince’de  duran; İzmit’i geçtikten sonra Derbent’e uğrayan gerçek banliyö tren..

Bizim bölgemizde ulaşım çok büyük sorun. Okul dönemi geliyor. İzmit-İstanbul arasında gidip gelen onbinlerce öğrenci var. İzmit- Adapazarı arasında gidip gelen binlerce öğrenci var. Her gün evleri ile işyerleri farklı olduğu için İstanbul-İzmit-Adapazarı arasında gidip gelen pekçok insan var. Dünyanın her yerinde böyle bir güzergahta banliyö tren çalışır. Bize söz verdiler. Ama hala gerçek bir banliyö trenimiz yok.

Gerekirse, İstanbul-Ankara arasındaki Hızlı Tren seferi sayısını azaltsınlar. Ama bizi gerçek banliyö tren hizmetini getirsinler. Diyorlar ki, “Sabredin.. Kuzey Marmara Otoyolu yanına bir de yeni demiryolu yapacağız. Yavuz Sultan Selim Köprüsünden geçecek bir demiryolu bitince, Hızlı Treni tamamen bu hatta alacak, aşağıdaki mevcut hatta banliyö trenlerini çalıştıracağız.”

Hep beklemek bize düşüyor. Ama İzmit-İstanbul arasında karayolunun işkencesi büyüdü. Bu hatta yolcu taşıma tekelini ele geçiren otobüs firmaları diledikleri gibi fiyat belirliyorlar. Halk ulaşımda sıkıntılar yaşıyor, büyük paralar ödüyor.

Biz gerçek banliyö trenimizi istiyoruz. Şimdilik Pendik’e kadar olsun. Pendik-Haydarpaşa arasındaki yol bitince, eskisi gibi Haydarpaşa-Arifiye arasında çalışsın. İstanbul’a rahat gidip gelelim. Öğrenciler çile çekmesin. Büyük bedeller ödemesin.

Uçak istedik vermediler.. Deniz yolu ulaşımını geliştirin dedik, beceremediler. Bizim aksak da olsa işleyen, çalışan banliyö trenlerimiz vardı. Bunu da elimizden aldılar. İstanbul-Arifiye arasında gerçek banliyö trene kesinlikle ihtiyaç vardır. Hatta bu hizmete, Kocaeli ve Sakarya Büyükşehir Belediyeleri talip olabilir. Bu hatta banliyö tren çalışırsa, Otoyol ve D-100’deki artık tıkanan trafik de rahatlayacaktır.

7 Haziran’ın gereği yapılsaydı

15 Temmuz’daki kahpe ve kanlı darbe girişimini, ulusça hep birlikte savuşturduk. FETÖ’nün darbe girişimini savuşturduk ama, yine kanlı terörün etkisi altındayız. Her gün nerede bomba patlayacak, kaç kişi hayatını kaybedecek diye bekler hale geldik.

Özellikle 15 Temmuz sonrasındaki kanlı terör eylemlerine bakıldığında çok açık şekilde gözüken bir gerçek var:

Türkiye’de iç savaş çıkartılmak isteniyor. Halk birbirine girsin, Türkiye bir Suriye, Mısır, Irak, Libya haline gelsin istiyorlar. Bu çok büyük, çok kahpe bir plan.. Özellikle son dönemlerde önce Elazığ, ardından Gaziantep’te gerçekleştirilen ve büyük kitleleri yok etmeyi hedefleyen terör saldırıları, Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesini ve böylelikle bölünmesini hedefleyen hareketlerdir.

Ulusça bu kahpeliğin farkına vardık. Dik duruyoruz.  Siyaset de Türkiye’nin başındaki belanın farkında. Suriye politikamızın yanlışlığı kabul edildi. İktidar ile muhalefet birbirine yakınlaştı. Ama bütün bunların başımıza neden geldiğini, Türkiye’nin nasıl bütün terör örgütlerinin hedefi haline getirildiğini daha iyi analiz etmek zorundayız.

Türkiye, 2015’de iki büyük genel seçim yaşadı. 7 Haziran seçimlerinde, aslında çok önemli bir sonuç ortaya çıkmıştı. AK Parti’nin oyları yüzde 40 seviyesine inmiş, tek başına iktidar şansını kaybetmişti. Muhalefet, tamamen AK Parti’yi dışarıda bırakan bir hükümet kurabilirdi. AK Parti-CHP koalisyonu kurulabilirdi. AK Parti-MHP koalisyonu kurulabilirdi. AK Parti-CHP-MHP üçlü koalisyonu kurulabilirdi.

Bırakın bütün bunları, muhalefet kendi arasında anlaşıp, TBMM Başkanlığını bile AK Parti’den alamadı. Türkiye’de tek parti iktidarı yıkılıyor diye, birileri düğmeye bastı, terör patlatıldı. Halka, “Bakın tek parti iktidarı olmazsa, istikrarsızlık olur. Türkiye kaos içine girer. Gelin siz yine AK Parti’yi tek başına güçlü iktidar yapın, bütün bu sorunlar bitsin” mesajı verildi.

CHP ve MHP liderleri basiretsiz davrandı. HDP düşman ilan edildi, devre dışı bırakıldı. Oysa Türkiye’nin artık bir dönem tek parti iktidarına değil, kuvvetli koalisyona ihtiyacı vardı. Aslında AK Parti’ye oy veren pek çok seçmen bu gerçeği görmüş, 7 Haziran’da sandık başına gitmeyerek veya MHP ve HDP’ye oy vererek tek parti iktidarını devirmek için hareket etmişti. Ama 7 Haziran-1 Kasım arasında bütün tablo değiştirildi. Halk, “Bu muhalefetten bir şey olmaz” dedi. Yeniden AK Parti’ye yöneldi. Eskisinden daha kuvvetli bir tek parti iktidarına yetki verdi. FETÖ, IŞİD, PKK, Türkiye’nin bütün düşmanları tek parti iktidarı döneminde kendilerine çok daha uygun zemin buldular. “İstikrar” olarak adlandırılan tek parti iktidarı, aslında istikrarsızlık yarattı. AK Parti, kendi içinde bile başbakanı değiştirmek zorunda kaldı.

Yanlış düşündüğümü söyleyenler olabilir. Ama bence Türkiye’nin bugün içine sürüklendiği durumun temel nedeni 7 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkan tablonun değerlendirilmemiş olmasıdır. Elbette bu tablonun sorumluları da öncelikle 7 Haziran’da halkın verdiği mesajı ve sorumluluğu algılayamayan, gereğini yapamayan Kılıçdaroğlu ile Bahçeli’dir. Egolar kenara bırakılıp, 7 Haziran sonrası güçlü bir koalisyon kurulsaydı, Türkiye bu hallere düşmezdi. Öyle sanıyorum ki, o dönemin Başbakan’ı Ahmet Davutoğlu bile böyle düşünüyordu. 1 Kasım’dan yeniden tek parti iktidarı çıktı. “İstikrar” değil, tam tersine istikrarsızlık hortladı. Artık hepimiz, bu ulusun bütün fertleri çok dikkatli olmak zorundadır. Çünkü hedef açıkça ortaya çıktı: Türkiye’yi bölmek, bu vatanın evlatlarını bir iç savaş kaosu içine sokmak istiyorlar. Dik duracağız. Korkmayacağız. Sinmeyeceğiz. Bu oyunu bozarsak, hep birlikte bozacağız. 

Bu yazı toplam 3427 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37