• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli 1 °C

Barışa sahip çıkmalıyız

İsmet ÇİĞİT
Bugün, 21 Mart… Orta Asya’dan  bu yana, Türkler’in “Bahar Bayramı”..
Son yıllarda 21 Mart Nevruz Bayramı da ülkemizde bir korku, kaygı günü haline gelmişti. Teröre, kargaşaya gerekçe olarak gösterilir olmuştu. Bugün, böyle bir kaygı ne mutlu ki yaşamıyoruz. Hatta bugün, bu yılki Nevruz Bayramı’nda daha gerçekçi barış adına yeni somut adımlar atılmasını, yeni söylemlerin ortaya çıkmasını bekliyoruz.
……….
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin bu devletin yol haritasını çizerken, “Yurtta sulh, dünyada sulh” sözünü boşuna söylememiştir. Günümüzde barış istemek, barışın önünü açmaya çalışmak çok kolay bir iş değildir. 
Biz, terörden, bölünmüşlükten çok acılar çekmiş bir ülkeyiz… Çok canımız yandı, çok şehitler verdik. Bu yoksul ülkenin çok parası gitti. Üstelik, ülkenin terörize olmasından, ülke içinde halklar arasındaki düşmanlıkları körükleyenler, bu düşmanlığa zemin hazırlayanlar dışında hiç kimse kazançlı çıkmadı. 
Bir yerden başlamak, bir şekilde oturup konuşmak, barışı zorlamak zorundaydık.. Bana göre, 2002’den buyana Türkiye’yi yöneten Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP iktidarının bu süreçte yaptığı en önemli iş, barışın önünü cesaretle açmış olmasıdır. Hani hep söyleniyor ya, şu kadar bin kilometre duble yol yapıldı; sağlıkta, eğitimde devrim niteliğinde kararlar alındı, ihracat  şöyle arttı, IMF’den borç alır değil de borç verir hale gelindi falan diye.. 
Hepsi bir tarafadır. Hükümetin,  Türkiye’ye halklar arası barışı getirmek yolunda siyaseten gerçekten çok büyük cesaret gerektiren adımları atmış olması Türkiye’nin geleceği için atılmış en önemli adım, en önemli siyasi irade gösterisi olmuştur. 
………
Barış kolay değildir. Barış, cesaret gerektirir. Fedakarlık gerektirir. Yerine göre taviz gerektirir. Elbette dengeleri korumak, elbette geçmişte olup bitenleri tamamen bir tarafa bırakmamak gerekir. Ama karşılıklı hataları, günahları da kabul etmek gerekir. Hiçbir savaşta, bütün suç taraflardan birine ait olamaz. 
Türkiye’nin geçmişinde büyük günahların bulunduğunu, bu ülkenin bütünlüğüne, huzuruna kast eden iç ve dış güçlerin oyununa fazlaca gelindiğini  hepimiz kabul etmek zorundayız.. Hiç kimse, bu ülkede uzun yıllar Kürt kökenli vatandaşların ayrımcılığa uğramadığını,  ötekileştirilmediğini söyleyemez. Sadece o insanların ana dilinde konuşmalarının engellenmesinin bile başlı başına büyük bir insan hakları sorunu olduğu inkar edilemez. 
Elbette ülkemizin resmi dili Türkçe’dir. Bundan taviz verilemez. Ama Kürtçe’den başka dil bilmeyen bir annenin, cezaevine düşmüş çocuğu ile ana dilinde konuşmasını engellemek de insanlıkla, devlet olmakla bağdaşmaz.
Ülkemizde yapılan hatalarla terör körüklendi. O terör ki yüz buldu, destek buldu. Gençlerimizi vurdu, öldürdü, şehit etti. Bebeklere kurşun sıktılar… Bu ülkede barış istiyor olmak, bütün bunları tamamen unutup, affetmek anlamına gelmez. Barışı istemek, barışı zorlamak, bütün bu yaşanmış acıların tekrarlanmamasını istemektir. 
Devlet de büyük hatalar yaptı. 2011 yılının bitimine yakın günlerde Roboski’de yaşanan acı olay bile başlı başına çok büyük bir devlet skandalıdır. Ne yazık ki, verilen bütün sözlere rağmen, Roboski olayının siyasi ve askeri sorumluları da yargı önüne bile çıkartılamamıştır. Taraflar bütün bu yaşanmışları bir kenara koyarak, yeni ve beyaz bir sayfa açmak için irade ortaya koyabiliyorlarsa, buna destek olmak vatandaşlık görevidir. Türkiye’nin geleceğinin iyi olmasını, bu ülkenin geleceğinde çocuklarımızın, torunlarımızın daha iyi yaşamasını, ülkemizin daha hızlı kalkınıp, gelişmesini istemek demektir. 
Bugün Nevruz.. Bugün barışı içten, yürekten istemenin, arzulamanın günü olmalıdır. Barışı, siyasete malzeme yaparak, barışı yaklaşan seçimler için oy hesaplarına dayandırarak tesis edemeyiz. Barışı samimiyetle istemeliyiz. 
Bu yolda son yıllarda gerçekten önemli adımlar atıldı. Bu aşamaya geldikten sonra barış sürecinin dağılması ülkemiz için çok daha büyük bir risk demektir.
Kuşkusuz barış çok geniş kapsamlı bir kavramdır. Sadece “Türk-Kürt” barışı, ya da sadece “İmralı-Devlet” barışı yeterli değildir. Türkiye’de siyaset, devlet topyekün barış dilini kullanmak zorundadır.
Komşumuz Suriye’de gerçek bir barışı samimiyetle istemek gerekir. Terörün her türlüsüne çok net biçimde karşı durmak, terörün hiçbir türüne en küçük bir destek vermemek gerekir. Türkiye’de herkesin yaşamına, siyasi fikrine gerçekten ve samimiyetle saygı duymak, özgürlüklerin her türünü savunmak gerekir. 
Misal, 21 Mart Nevruz Bayramı’nı  geçmiş yıllara göre daha huzurlu, daha umutlu yaşayacağız ya.. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın da bir kez daha bir gerilim günü olmaktan çıkartılması için, daha şimdiden 1 Mayıs’ta İstanbul Taksim Meydanının emekçilere açılacağını taahhüt etmek gerekir. 
Siyasette, özellikle ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyan kişilerde, kavga dilinin, öfkenin, ötekileştirme üslubunun terk edilmesi gerekir. Gerçek bir hukuk devleti, gerçek ve olabildiğince sınırsız şekilde basın özgürlüğünün tesisi gerekir. 
……..
Topyekün barışı savunmalıyız. Topyekün barış dilini konuşmalıyız. Karşılıklı hataları kabul edip, barış adına karşılıklı tavizleri çirkin siyaset uğruna silip atmamalıyız.. 
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vasiyetine kararlılıkla sahip çıkmalıyız. Bugün, 21 Mart Nevruz Bayramı.. Gerçek barışın, gerçekten başladığı ve hiçbir şekilde siyasete feda edilmediği bir gün olmasını diliyor, bu ülkedeki bütün halkların Nevruz Bayramı’nı kutluyorum.
 
Bu yazı toplam 193 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37