• BIST 107.206
  • Altın 142,794
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli 28 °C

Barışı kim istiyor, kimler istemiyor?

İsmet ÇİĞİT
Türkiye’nin yanıbaşında, Irak ve Suriye’de devam eden iç savaşların bir şekilde ülkemize de sıçraması, ülkemizde de toplumsal çatışmaların fitilini ateşlemesi kaçınılmaz gözüküyordu.
Büyüyüp, palazlanmasında hiç kuşkusuz bizim ülkemizi yönetenlerin de sorumluluğunun bulunduğu terör örgütü IŞİD’in Suriye’nin Türkiye sınırındaki Kürt kenti Kobani’yi işgali, Türkiye’de hiç beklenmedik şekilde çok ciddi olayların başlamasına yol açtı.
……….
Önceki gün, Türkiye’nin güneydoğusunda uzun süreden beri devam eden barış, huzur havası tamamen dağıldı. Adeta iç savaş başladı. Sözde, Türkiye’nin, Türk ordusunun Kobani’ye giren IŞİD örgütüne savaş açmamasını protesto eden ayrılıkçılar, kendi şehirlerini yakıp yıkmaya başladılar. Her yerde güvenlik güçleri ile savaşa girdiler. Olaylar, Türkiye’nin batısına, İstanbul’a da sıçradı. 
Atatürk büstlerini, okulları, belediye otobüslerini yakmak ne demek?.. 
Güneydoğu’da başta Diyarbakır olmak üzere, pek çok kentte, ayrılıkçılar kendi insanlarının dükkanlarını, evlerini, arabalarını ateşe verdiler. Bu ne demek?..
Türkiye, demokratikleşme, barış için elinden geleni yaparken, başlangıçta içine sinmese de, bugün ülkenin her yerinde toplumun büyük bölümü “Barış süreci”ne destek verip, bu konunun nihai hedefe ulaşmasını desteklerken, Kobani bahanesiyle ülkeyi savaş alanına çevirmek ne demek?.. 
………
Hiç kuşkusuz, AKP hükümetlerinin bölgede izlediği politikalardaki ciddi hataların da bu gelişmelerde büyük payı var. Türkiye hükümeti, hala bu bölgedeki bütün olayların odağına Suriye Devlet Başkanı Esad’ı koyuyor. Hükümet, “Ben askerimi Suriye’deki savaşa bir şartla sokarım: ABD ve batılılar,  yapılacak harekat sonunda Esad’ın devrilmesini kabul etmelidirler” diyor. 
Esad konusu başka, IŞİD terör örgütü konusu başkadır.  Önce bölgenin terör örgütünden temizlenmesi lazım. 
Bu işin başka yönüdür. Ama Türkiye’de adeta bir yerden düğmeye basılmışçasına başlatılan olaylar,  Türkiye hükümetinin Esad politikası ile izah edilemez. 
Bölgedeki illerde zorunlu olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Okullar zorunlu olarak kapatıldı. Barış adına 2 yıldan beri yapılan işler, gösterilen fedakarlıklar, toplumda oluşmaya başlayan olumlu hava bir anda kara bulutların içine gömüldü. 
IŞİD’in Kobani işgalini ve bu işgale Türkiye’nin sessiz kalışını protesto gerekçesiyle başlayan olaylarda çok insanın öldüğünü öğreniyoruz. Yaklaşık iki yıldan beri yaşanan barış, uzlaşma ve hoşgörü havasının tamamen dağıldığını görüyoruz. 
Bu olayların salt bir hak arama, “Soydaşların, akrabaların haklarını savunma” hareketi olmadığını, doğrudan barış sürecini baltalamaya, bitirmeye yönelik olduğunu da elbette çok derin düşünmeye gerek kalmadan anlayabiliyoruz. 
…….
Ekim ayının başında hükümet, “Yurt dışına  asker gönderme” ile ilgili onay teskeresini Meclis’e getirdi. HDP, “Türk askeri Suriye’ye, Irak’a girip, Kürtlerle savaşacak” diye gerekçe gösterdi,  tezkereye red oyu verdi. 
Şimdi, “Neden Kobani’yi kurtarmak için Suriye’ye Türk askeri girmiyor” diye ülkeyi ateşe veriyorlar. Çok büyük çelişki değil mi?..
Türkiye hükümetinin çok iyi niyetli olmadığını, Suriye ve Irak politikalarında çelişkiler bulunduğunu kabul ediyorum. Ama bunların hiç biri, Türkiye’de yeniden yaratılmak istenen terör havasının, çok olumlu aşamalara gelen barış sürecini bitirme girişimlerinin gerekçesi olamaz. 
Kobani’de IŞİD’ten kaçan herkese, Türkiye kapılarını açtı. Mültecileri içeriye aldı. Türkiye’den, Kobani’de IŞİD’e karşı savaşmak için Suriye’ye geçmek isteyen Kürt grupların, yasa dışı geçişine de göz yumuldu. 
Türk askeri karadan Suriye’ye girecek, doğrudan bu savaşın içine girecekse, bunu uluslararası güçle, Birleşmiş Milletler onayı ile yapmak zorundadır. 
Bizim başbakanımızın hala,  “Eğer Beşar Esad devrilecekse askerimizi Suriye’ye sokarız”  diyor olması, IŞİD’i tek başına bölgenin en büyük sorunu ve en büyük düşman olarak görmemesi elbette eleştirilecek bir duruş biçimidir. 
Ama bu ülke, iki yıldan beri “Barış süreci” için gerçekten fedakarlık yaptı. Hükümet, toplumun önemli bölümünün içine sinmeyecek adımları cesaretle attı. Hala atmaya da devam ediyordu. Şimdi, Kobani’deki IŞİD işgalini gerekçe gösterip, Türkiye’yi ateşe vermek,  Güneydoğu’daki giderek yerleşmeye başlayan barış havasını tamamen ortadan kaldırmak, kabul edilebilir değildir. Bu olayların devamı, Türkiye’nin her yerinde huzursuzluk ve terör getirebilir ki, gerçekten Türkiye için çok ciddi bir tehlikedir. 
Doğrusu ben, yanıbaşımızda yaşanan olayların ve bu olaylar karşısında ülkemizi yönetenlerin yaptığı hataların, bizim ülkemizde “Mezhep” çatışmasını körüklemesinden korkuyordum. Ama olay, bir kez daha “Irk” çatışması haline getirildi. 
Bu ülkede gerçekten barışı kimin istediği, bu konuda kimlerin samimi olduğu ile, barış sürecini kimlerin baltalamak istediğini iyi ayırt etmek gerekiyor. 
Umarım, hepimizi çok üzen, televizyonlarda izlerken hepimizi ürperten olaylar çok fazla büyümeden sona erer. Bu devirde, ülkemizin bir bölgesinde “Sokağa çıkma yasağı” ilan edilmiş olması, okulların zorunlu olarak tatil edilmesi hiç hoş gelişmeler olmasa gerektir.
Bu yazı toplam 180 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37