1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3.  BAŞARILI   DOSTLAR  MUTLULUK  KAYNAĞIMIZDIR..
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

 BAŞARILI   DOSTLAR  MUTLULUK  KAYNAĞIMIZDIR..

A+A-

Hayat  kendi  arzusuna  göre  karşımıza  çıkarttığı  acı  tatlı   bir  çok  sürprizlerle  bizi   ardından  sürükleyip  duruyor.. Bazen  üzülüyoruz  yana  yakıla,   bazen   mutlu  oluyoruz  güle   oynaya..
Yani  anlayacağınız   böyle  bir  döngü  içinde  geçiyor  günlerimiz.. Gecenin  karanlığından  arınarak,  güneşin   hayrına  büründüğünde  dünya,  hep  güzel  şeyler  olsun  istiyoruz..          

     Hep  iyi,   hep  müjdeli  haberler.. Bilmiyoruz ki  o  kapkara  gecenin  şerrinde  ne  acılar  yaşandı  kim bilir.?  Üzücü  kayıplar,  sonsuza  yolcu  etmek  zorunda  kaldığımız  dostlar   bizleri  sarsıyor  derinden.. İşte  tam  bu  tür  bir  ruh  sarsıntısının  ardından  gelen  iç  açıcı   tatlı  bir  olay,  serum  oluyor  yaralı  yüreğimize.. Acısını  hafifletiyor.. Üzerine   rahatlatıcı  bir  merhem  etkisi  gibi  adeta.. Hayat  böyle  enteresan  bir  film  şeridi  ne  çare..
   Geçtiğimiz  hafta  ilimizde  bir  çok  acı  kayıp  yaşandı  yine.. Sevilen,  sayılan  bir  kaç  İzmitli  bırakıp  gitti  sevdiklerini.. Üzüldük,  ancak  bir  o  kadarda  çok  etkinliklerle  dopdolu  günler  geliyordu  ardından.. Hani  derler  ya  “ Hayat  devam  ediyor”  diye.. Aynen  öyle..              

          Çok   keyfim  olmasa da  benim  için  önem  arz eden  etkinliklere  katılmalıydım.. Notlarıma  göz  gezdirmek  için  açtığım  zaman,  ilk  gözüme  çarpan  sevgili  kardeşim  Nazım  Çelik’in  başarıyla  yazmış  olduğu  kitabının  imza  gününü  gördüm.. Hepsi  bir  yana  ama  ben  Nazım  kardeşimin  mutlu  gününde  yanında  olmalıydım..  İl  dışında  olduğum  için  o  günün  sabahı  erkenden  İzmit’e dönmek  zorundaydım.. Vee  erkenden  eşimle  yola  çıktık.. Eve  dönmemiz  öğlene  doğru  olabilirdi.. O  nedenle  eşime  eve  girmeden   Nazım  Çelik’in  imza  gününe  katılacağımı  söyledim.. Arabada  gözlerimi  kapattım.. Gözümün  önünde eski  yıllar  canlandı  birden.. 1987- 90   yıllarına  gittim.. Gencecik   gazete  muhabiri  çocuklar  yaptığımız  her  faaliyette  yanımızda  olurlardı.. Birisi  Murat  Yoldaş,  diğeri  Nazım  Çelik’ti  bu  gençlerin..İnanılmaz  zor  şartlar  içersinde  öyle  bir  koşuştururlardı,  öyle  bir  güç  sarf ediyorlardı ki  bu  genç  muhabirler,  onlara  kimseler  yetişemezdi.. O  kadar  çok  severdik ki  onları.. Tahminimce,  onlarda  bizi..Nazım  sessiz,  kibar  ve  soyadını  doğrulayan  çevik  bir  gençti.. Çok  gülerdi  ama  az  konuşurdu.. Sonra  bir  çok  başarılı  çalışmalara  imzasını  attı.. Evlendi,  iyi  bir  baba  oldu.. Ve  en  büyük  arzusu  olan  romanını  yazarak  başarısını  tescilledi.. Bunları  düşünürken  zamanın  nasıl  geçtiğini  anlayamadım.. Gelmiştik  İzmit’e.. Arabamdan  iner  inmez   Nazım  Çelik’in  imza  gününe  koştum.. Nazım  masasının  başında  yine  gülen  yüzüyle  misafirlerini  karşılıyor,  imzasıyla  ölümsüzleştirdiği  kitabını  sunuyordu.. İnanılmaz  hoşuma  gitti  bu  manzara.. Anne  çocuk  ilişkisi  gibi  ben  onları  küçük  görüyordum  galiba  kendimce.. O  duygularla  gururlandım  ve kısa  bir  sohbetten  sonra imzalı  kitaplarımı   alarak   Sanat  Galerisinden  ayrıldım.. Nazım  kitabının  adını  “Potoger  Taşına  Veda”  koymuştu..  Vee,  kitabının  altında   “ Yaşanmış  bir  aşk, savaş  ve  göç  romanıdır”  yazıyordu.. Haaa,  kitabın  adıysa  başka  bir  merak  konusu  yani.. Balkanlar  ve  dolayısıyla  Makedonya.. Nazım  Çelik  bu  coğrafyada  önemli  hizmetler  sunacağa  benzer.. Hem de  kitaplarından  elde  ettiği  geliriyle.. Kutlarım  değerli  kardeşim.. Sen  hep  o  genç,  mütevazi,  kibar  ve  çalışkan   gazeteci  çocuksun.. Bu   başarı  ve  hizmet  aşkıysa,   başlangıç.. Arkası  çok  güçlü  gelecek  buna  inanıyorum..

    Bundan  birkaç  gün  önceyse   kargo  bir  paket  bırakmış  eşime.. Eve  geldiğimde  paket  masanın  üzerinde  duruyordu.. “ Sevcan  bak  sana  bir  şey  geldi  kargoyla ”  dedi  eşim.. Elime  aldığımda  ne  olduğunu  anlayamadım  ama  bir  kitaba  benziyordu  içindeki.. Açtım..    Evet  bu  bir  kitaptı.. Adı  “ Sen  Hiç  Aşık  Oldun mu  Leyla”?  idi.. Onun  kapağında da  aynı  Nazım  Çelik’ in ki  gibi  kuşlar  uçuşuyordu..Bu  güzel  öykülerle  dolu  kitabı  bana çok  eski  fakat  asla  eskimeyen,  uzaklarda  olsa da  daima  yanımdaymış  gibi  hissettiğim   sevgili  arkadaşım,  kıymetli  dostum  şair  ve  yazar  Fatma  Türk  Kuşkaya  yollamıştı..1960  lı  yıllardan  beri  en  büyük  tutkusu  olan  şiirleri  ona  bir  çok  ödül  kazandırmıştı.. Şimdi  ise  bu  güzel  öykü  kitabı  ile  çıkmıştı  okurlarının  karşısına.. Çok  mutlu  etti  beni.. Düşünmesi  bile  çok  kibar  bir  yaklaşım  değimliydi.?  Bu  dostlarım.. Hayatımda  izi  olan  insanlar..  Başarılarının  meyvelerini  toplarken  bir  miktarda  bana  ikram  etmişlerdi  alın  terleriyle  elde  ettiklerinden.. Ne  güzel  bir  şey  ama.. Dostların  başarısı   insanı  ancak  bu  kadar  mutlu  edebilirdi.. Tekrar  kutlarım  sizi  canlarım.. Siz  başarılarınızın  devamını  getiriniz ki,  biz de  mutlu  olalım..  Tıpkı  yaralarımızın  acısını   hafifleten  etkili  bir  ilaç  gibi…                     
 

Bu yazı toplam 1922 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum