• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 28 °C

Başbakan çok şık gol attı

İsmet ÇİĞİT
Aslında bütün demokrasilerde siyaset yapan insanlar, halkın seçtiği milletvekilleri için “Dokunulmazlık” zırhı bulunur. Bu bir bakıma demokrasinin olmazsa olmazıdır. Halkın seçtiği milletvekili, milletin kürsüsünde rahat rahat konuşabilmeli,  siyasi rakiplerini eleştirebilmeli, bu nedenle de hakkında yasal takibat yapılmalıdır. 
Ben bildim bileli, Türkiye’de bu “Milletvekilliği dokunulmazlığı” konusu hep tartışılır. Çünkü bizdeki dokunulmazlık, çok küstahça kullanılır. Geçmişte, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı için hakkında fezleke hazırlanan milletvekillerinin dokunulmazlık zırhına büründüklerini gördük. Yolsuzluk yaptığı yolunda çok ciddi iddialar, hatta deliller bulunan siyasetçilerin, Bakanların milletvekilliği dokunulmazlığı ile kurtulduklarını, yargı önüne bile çıkmadıklarını gördük. 
Hatta, kendi kullandığı arabası ile, kırmızı ışık ihlali yapıp, yaya vatandaşın ölümüne neden olan milletvekili bile, dokunulmazlık sayesinde kurtulabildi. Bizim ülkemizde milletvekillerine çok büyük imtiyazlar veriliyor. Bu da toplum vicdanını yaralıyor, siyaset kurumuna olan güveni törpülüyor.
Milletvekilliği dokunulmazlığı ile ilgili son büyük tartışma, HDP’li bir milletvekilinin, kendisini canlı bomba yapıp, masum insanları öldüren bir teröristin ailesine taziye ziyareti yapması ile patladı. Elbette o milletvekilinin yaptığı kabul edilemezdi. Ama dokunulmazlık nedeniyle yargı önüne çıkartılamıyordu. 
HDP’li milletvekilleri üzerinden dokunulmazlık tartışması devam ederken, Cumhurbaşkanı da devreye girdi, adeta Meclis’e talimat verdi. HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığının hemen kaldırılmasını, bu kişilerin yargı önüne çıkartılmasını istedi.
Ama çok hassas günlerden geçen, siyasetin pamuk ipliği üzerinde yapıldığı Türkiye’de, iktidar partisinin yanına muhalefeti almadan HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırması pek kolay değildi. Siyasi riskleri vardı. Ya geçmişte olduğu gibi, dokunulmazlıkları kaldırılan HDP’li milletvekilleri apar topar gözaltına alınıp, cezaevine konulursa ne olacaktı?.. Toplum vicdanında pek çok kişi böyle olmasını isteyebilir. Ama böyle bir tablo, Türkiye’yi daha büyük sıkıntılara sokabilirdi. 
CHP, AK Partili milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarını da gündeme getirdi, “Bütün dokunulmazlıkları kaldıralım” dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da geçen gün sürpriz bir çıkış yaptı, bence muhteşem bir gol attı. Davutoğlu, “Tamam, gelin bütün dokunulmazlık dosyalarını işleme koyalım “ dedi.
Meclis’te 113 milletvekili ile ilgili 459 fezleke bulunuyor. Bunların büyük bölümü basit suçlar.  HDP’li 41, CHP’li 43, AK Partili 22, MHP’li 6, Bağımsız 1 milletvekilinin mahkemeye çıkartılması isteniyor. Suçlamaların büyük bölümü basit konular. Seçim yasakları döneminde, hava karardıktan sonra kıraathane önünde konuşma yaparak yasayı ihlal etmek gibi. Yeri gelmişken belirtelim; halen görevde olan ilimizin 11 milletvekilinin hiçbiri hakkında bir fezleke bulunmuyor.
HDP’li 41 milletvekili hakkındaki suçlamalar ciddi. Terörü teşvik suçlaması var, teröre yardım ve yataklık suçlaması var. Şimdi, özellikle CHP’nin, Başbakan’dan gelen “Bütün dokunulmazlıkları tek bir madde ile bir günde kaldıralım” önerisine CHP’nin de itiraz etmesi mümkün değil. Zaten Başbakan bu çıkışı yaptıktan hemen sonra, CHP de topu kaleden çıkarttı,  kabul ettiğini söyledi.
Başbakan’ın tezi haklı. Tek tek bütün dokunulmazlık dosyaları ele alınacak olsa, Meclis’in 5-6 ay bu konuya kilitlenmesi, sadece bu konuyu tartışması gerekiyor. Oysa ülkenin ciddi ve öncelikle konuları var. Özellikle Avrupa Birliği ile ilgili düzenlemelerin kısa zamanda Meclis’ten geçmesi gerekiyor. 
Öyle görünüyor ki, bir maddelik bir Anayasa değişikliği ile Meclis’teki bütün dokunulmazlıkların kaldırılması, bütün fezlekelerle ilgili adli işlemlerin önünün açılması mümkün olacak. Aslında bunu yaparken, dokunulmazlık konusunu en baştan ele almak, milletvekilliği dokunulmazlıklarını kürsü dokunulmazlığı ile sınırlamak da söz konusu olabilir. 
Başbakan Davutoğlu, çok önemli ve çok doğru bir çıkış yaptı. Umarım, çok uzayan, çok can sıkıcı hale gelen dokunulmazlık konusundaki bütün tartışmalar, bu yeni çıkış ile birlikte son bulsun. Muhalefetin kıvırmak, topu taca atmak gibi bir şansı yok. Keşke Türkiye’de siyaset temiz olsa, hiç bu dokunulmazlık tartışmalarına gerek kalmasaydı.

*Başiskele Belediyesi Yine arsa satıyor
İlimizdeki belediyelerin,  Hazine’nin gayrimenkul satışlarına çok fena kafam takılıyor. Bu şehir küçük. Bu şehrin en önemli sıkıntısı arsa sorunu. Her yıl yeni okullar yapmak gerekiyor. Her yıl, yeni sosyal konutlar yapmak gerekiyor. Kamu hizmetleri için bina lazım, arsa bulunamıyor. Ama belediyeler, devlet sürekli arsa satıyor. Arsa bitince, denizin üzeri satılıyor.
Son olarak Başiskele Belediyesi, sahibi olduğu 4 parça arsayı daha ihaleyle satışa çıkartmış.  Sepetlipınar’da 4.3 dönümlük bir arsa. İmar planında ilköğretim okulu alanı gözüküyor. 
Kılıçaslan Mahallesi’nde 6.6 dönümlük arsa konut alanı gözüküyor. 
Barbaros Mahallesi’nde 2.3 dönümlük konut alanı. 
Kullar Yakacık Mahallesi’nde 3.2 dönümlük yine başka bir konut alanı. 
Başiskele Belediyesi’nin iyi bir bütçesi var.  Ek gelire ihtiyaç duyulduğunu sanmıyorum. Belediye’ye dolayısı ile ilçe halkına ait bu 4 parça arsanın 30-31 Mart tarihlerinde yapılacak satışında, muhammen bedeller üzerinden alıcı gelse, Belediye kasasına 5.5-6 milyon TL para girecek. Değer mi?.. Başiskele Belediyesi daha önce de değerli araziler sattı. Yuvacık Su gibi önemli bir iştirakini sattı. Belediyeler neden satıyor bu arsaları?. Kim alıyor?.. Gelecekte bu gayrimenkuller ne kadar değerlenecek?.. Mevcut Belediye Başkanlarının misyonlarından biri de kendilerinden sonra o görevlere gelecek kişilere  bazı zenginlikleri, değerleri bırakmak değil midir?..
Kamuya ait gayrimenkullerin böyle keyfi şekilde satılması konusunda bazı engeller olmalıdır. Belediyelerin sattığı arazileri, daha sonra devlet çok daha yüksek bedeller ödeyerek geri almak zorunda kalabiliyor.

*Bu akşam 20.30-21.30 arası “Dünya saati etkinliği” var 
19 Mart Cumartesi günü, bugün “Dünya Saati Etkinliği” günü olarak kutlanıyor. Dünya Saati Etkinliği Günü’nün, ülkemizdeki uygulaması bu akşam 20.30-21.30 saatleri arasında gerçekleşecek. 
Dünya Saati etkinliği, dünyadaki iklim değişikliklerine dikkat çekmek, enerji tasarrufunun önemini insanlara anlatmak amacıyla geliştirilmiş bir insani tepki yöntemi. 2015 yılında, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 172 ülkede 2 milyar insan bu etkinliğe katılıp, insanlığın bir parçası olmuş.
Yapılması gereken tek şey, bu akşam 20.30-21.30 saatleri arasında bulunduğunuz yerde, evinizde veya işyerinizde lambaları kapatmak. Bir saat karanlıkta oturmak. 
Dünya Saati Eylemi etkinliğinin Türkiye’de bu yılki sponsoru “VİKO by Panasonic” firması. Hatırlarsınız, geçmişte Susurluk Kazası sonrası, Türkiye’de derin devlet ilişkilerini protesto için lambaları açıp kapatma eylemleri yapılmıştı. Bu öyle değil. 20.30-21.30 arası elektrikler kapatılacak, karanlıkta oturulacak. Eylemin herhangi bir siyasi yönü yok. Bir siyasi parti, bir iktidar falan protesto edilmiyor. Zaten Türkiye’den kurumsal katılım da olacak. Belirtilen saatler içinde Boğaz Köprüleri, Dolmabahçe Sarayı, Sultanahmet Camii gibi anıtsal yapılar, Efes Antik Kenti, Selimiye Camii, Peri Bacaları gibi bölgelerde de ışıklar kapatılacak. Maksat, çevreye karşı hoyrat insanlığı, iklim değişikliklerini, enerji kaynaklarının tükenişini protesto etmek, dikkat çekmek. Bir saat ışıksız oturmak sorun değil. Düşünün ki,  mevsimleri değişmiş, baharları görmeyen bir dünya, enerji kaynakları tükenmiş bir dünya riski var. Bir saat ışıksız oturmaktan çok daha ürkütücü değil mi?


*O robotlardan Birlikspor’a alalım 
İstanbul’da Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) bir toplantı düzenledi. “Sanayi 4.0” konulu toplantıda, üretime yakın gelecekte girecek robot teknolojileri, bu konuda devam eden Ar-Ge çalışmaları ele alındı.
Ar-Ge konusunda gerçekten çok önemli çalışmalar yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da ülkemizin robot teknolojileri konusundaki çalışmalarını anlatmış. Yakın gelecekte, robotların pek çok alanda hayatımıza gireceğini söylemiş.
Fikri Işık, yeni nesil robotların özellikle futbol sektöründeki kullanımlarını da örnekler vererek anlatıyor. “Artık teknik direktörlerin yerini robotlar alacak. Gelişmiş robotlar maç taktiklerini verecek” dedi. 
Gerçekten mükemmel bir teknoloji. Bakan Işık, bu robotları geliştirebilir, hayatın içine sokarsa, önce Birlikspor’a kullanmalı. Belki teknik direktörü, hatta bütün futbolcuları robot olursa, Birlikspor da şampiyon olur. Üstelik robotların maliyeti, insanlardan daha düşük olacağı için, Birlikspor’a destek için kapı kapı dolaşıp para toplamak da gerekmeyebilir. 

*İzmit sahilinde umumi tuvalet önemli bir ihtiyaç 
Çok sadık bir okurum var. İzmit sevdalısı, emekli iş makinası operatörü Niyazi Biçer..Terzibayırı’nda oturur. Her gün, sabahın erken saatlerinden itibaren İzmit’i karış karış dolaşır. İzmitli bir araya gelsin, İzmitli birbirine sahip çıksın, İzmit güzelleşsin diye çırpınır. Sık sık gazeteye gelip, bana uğrar. Bir çayı güçlükle ısmarlarım. O bana, her seferinde daha az sigara içeyim diye cebinden çıkarttığı naneli şekeri ve çikletleri verir. Her gördüğü aksaklığı, bu şehirdeki her sorunu da mutlaka bana anlatır. Sayesinde çok yazı yazacak konular bulmuşumdur. 
Niyazi Biçer geçen gün yine gazetedeydi. Yıllardır İzmit sahilinde, Marina bölgesinde umumi tuvalet bulunmamasının ne denli büyük sıkıntı olduğunu anlatmıştır. Biçer, “Yeni bir bahar ve yaz sezonu geliyor. İnsanlar, yine sahile inecekler. Ama sıkışsalar, küçük su dökecek tuvalet yok” diye anlattı. 
Sekapark alanında umumi tuvalet var. Ama Marina bölgesinde, Gayret Gemi Müze’den başlayın, N City AVM’ye kadar olan bölgede, bir tane umumi telefon yokmuş. Ciddi bir eksiklik.. Büyükşehir Belediyesi için bu bölgede bir, patta iki tane umumi tuvalet yapmak, hiç sorun olmasa gerek. O kadar plaj düzenlemesi, sahil düzenlemesi yapıldı. İzmit Marina bölgesinde insanlar yürüyecek, hava almaya, deniz kokusu almaya inecekler. Ama tuvalet ihtiyacı olsa, ya bölgedeki kafelerin içine girmeleri, işletmecilere sıkıla sıkıla tuvalet ihtiyaçlarını anlatmaları, ya da N City’e girmeleri gerekiyor.
Benim sadık ve sağlam okurum, İzmit sevdalısı emekli Niyazi Biçer, marina bölgesinde umumi tuvalet istiyor. Lütfen biran önce yapın. 
*Fenerbahçe de çok kötüydü 
Geçen gece, televizyon başında kahrolduk. Avrupa kupalarında yoluna devam eden tek takımımız Fenerbahçe’nin Portekiz’de Braga’ya yenilmeyeceğine, Turu geçip, Türkiye’ye çeyrek final heyecanı yaşatacağına inanıyorduk. Maçın ilk yarısı da istediğimiz gibi bitti. İkinci yarı başlarken, “Fenerbahçe artık bu turu geçti” diye düşünüyorduk. 
Evet hakem çok kötüydü. Hırvat Bebek, sanki Fener’i eletmek için sahaya çıkmıştı. Braga’nın ilk golü ofsayt, penaltı haksızdı. Kırmızı kartlar, Volkan Şen’e gösterilen hariç haksızdı. Ama Fenerbahçe de kötüydü. Van Persie kötüydü. Nani kötüydü. Kaleci Volkan çok kötüydü. Fenerbahçe, maçı rakibin antrenörü yönetiyor olsa, yine bu takımdan 4 gol yememeliydi. Vitor Perreira hatalar yaptı. Sahaya yanlış kadro sürdü, değişikliklerde yanlışlar yaptı. Volkan Şen, adeta atılmak için sahaya çıkmıştı. Oysa, o sıralar F.Bahçe bir gol atsa-ki atabilirdi- turu geçecekti. Perşembe geceki maçla ilgili olarak Hırvat Hakem’e kızalım, lanetleyelim de, Fenerbahçe’nin de çok kötü olduğunu kabul etmek zorundayız. 
Bu yazı toplam 528 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37