1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Başbakan Klinik Vaka mı?
Başbakan Klinik Vaka mı?

Başbakan Klinik Vaka mı?

Son günlerde siyasal arenada ilginç sözler dolaşıyor. Siyasetçiler zehir zemberek açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan birisi de Başbakan’ın doktora gitmesi gerektiği, klinik vaka olduğu iddias

A+A-

Son günlerde siyasal arenada ilginç sözler dolaşıyor. Siyasetçiler zehir zemberek açıklamalar yapıyorlar.

Bunlardan birisi de Başbakan’ın doktora gitmesi gerektiği, klinik vaka olduğu iddiasıdır. Bu değerlendirme CHP’den geliyor. Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Batum aynı düşüncedeler; Başbakan hastadır, diyorlar.

Bunlar, ülkemdeki kırık dökük siyasetin cilveleri. Başbakan hasta falan değil bence. Her hareketini bilerek ve isteyerek yapıyor. Örneğin, toplumu germekten yarar umduğu için sertleşiyor. CHP halkı isyana teşvik etmediği halde, ediyormuş izlenimi vermesi de bunlardan biri. AKP’nin yaptığı, oy alıcı yıpratma politikası. Acı olan yanıysa, bu tepkinin doğrulara dayanmaması.

CHP’ye şöyle seslenmek gerekir: “Başbakan hastadır” diyerek oyunuzu yükseltemezsiniz. Havanda su dövmek dedikleri işte bu.

Evet, Başbakan hasta falan değil. Ama Başbakan Erdoğan’ın yanlış bir düşüncesi var. Yargıyı siyasallaştırıyor. Son anayasa değişikliğiyle hedeflenen de buydu zaten. Çok tehlikeli bir düşünce olan bu yol, ülkeyi sivil diktatörlüğe götürür.

Anımsarsınız, bazı ileri (!) solcular da son anayasa oylamasında “evet” demişlerdi. 12 Eylül’e, Evren’e hesap sorulacaktı güya. Özellikle o solcular, yargının gittikçe siyasallaştığını yaşadığımız bugünlerde, yaptıklarından memnun mudurlar bilmiyorum; ama çok merak ediyorum şu andaki düşüncelerini.

Son gelişme çok önemli. Yirmi dört baro, yeni anayasamızın getirdiği yeni hukuk düzeni hakkında olumsuz düşüncelerini dile getirdi. Adana, Amasya, Ankara, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Denizli, Edirne, Eskişehir, Giresun, İstanbul, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Manisa, Muğla, Sinop, Tekirdağ, Tunceli ve Uşak baroları adına “Demokrasi ve Hukuk Devleti İçin Kamuoyuna Duyuru: Çok Geç Olmadan!” başlığı altında ortak açıklama yapıldı. Durum içler acısı.

Neden içler acısı bir durumla karşı karşıyayız? Çünkü bu ortak açıklamada “HSYK’nın (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) yeniden yapılandırılmasından sonra, Yargıtay ve Danıştay’ın üye sayısının görülmemiş şekilde arttırılmak istenmesinin nedeninin siyasi iktidara bağımlı bir yüksek yargı yaratmak olduğu” öne sürüldü. Bu saptamanın doğru olduğunu anlamak için, hukukçu olmaya gerek yok. Ülke sorunlarına duyarlı ve demokrasiden yana her yurttaş bunun farkındadır. İktidara bağımlı yargı, demokrasiyi ortadan kaldırır. Buna “dur” diyecek olan, halkın genel seçimlerdeki tavrı olacaktır.

Gelelim başlığımızdaki soruya. Tekrar ediyorum: Bence Başbakan hasta falan değil. Her adımını bilinçli atıyor; ama ülkemiz bir çıkmaza sürükleniyor. Sözleriyle gerginlik yaratmak, hukuk sistemini bile germek onun taktiği. Başbakan’ın bence zayıf yönü, en az yüzde 42 muhalifi (son anayasa oylamasından çıkardığımız) olduğunu zaman zaman unutmasıdır. Hatırlatırım.

Prof. Dr. Füsun Yıldız’ı Kutluyorum

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Füsun Yıldız European Respiratory Society (ERS) Ulusal delegeliğine seçildi. Avrupa Solunum Derneği'ndeki delegeliği 3 yıl devam edecek olan Prof. Dr. Yıldız 28 Eylül 2011 yılında göreve başlayacak. Ulusal ve uluslararası çok sayıda yayını bulunana ve çok sayıda kongrede yer alan Prof. Dr. Yıldız çok sayıda ödülün de sahibi.

Prof. Dr. Füsun Yıldız

Çeşitli projeler yürüten, Kocaeli ve çevresinde yapılan bilimsel ve eğitsel amaçlı çeşitli konuşmalar yapan, Türk Toraks Derneği, Kocaeli Tabip Odası, Avrupa Solunum Derneği gibi bilimsel kuruluşlara üyeliklerin dışında Turkish Respiratory Journal, Türkiye Klinikleri, Toraks Dergisi, Akciğer Arşivi, Tüberküloz ve Toraks, Tıp-Med gibi dergilere danışmanlık hizmeti veren Prof. Dr. Yıldız'ın son dönem sigarayı bırakma kampanyalarına verdiği destekler de oldukça dikkat çekmiştir. Geçtiğimiz yıl Kocaeli Kenti Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi (SSUK) tarafından ödüllendirilen Prof. Dr. Yıldız'ın Avrupa Solunum Derneği'ne delege olarak seçilmesi Kocaeli Üniversitesi tarafından memnuniyetle karşılandı.

Not: Bu yazı ve fotoğraf, Kocaeli Üniversitesi internet sitesinden (www. kocaeli.edu.tr) alınmıştır.

2011 Raşit Kara Şiir Yarışması

Bu hafta kitap ya da dergi tanıtımlarına ara vererek, özellikle amatör şairleri yakından ilgilendiren “2011 Raşit Kara Şiir Yarışması” hakkında bilgi vermek istiyorum:

Yarışma Koşulları: 1-Yarışma her yaştan, tüm şairlerimize açıktır.    2-Yarışma şiir dalında yapılacak, bu dalda birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri    verilecektir. (Seçici kurul gerek görürse bir kişiye de özendirme ödülü verebilir.)    3-Her şair, en fazla 3 (üç) şiiriyle yarışmaya katılacaktır. Şiirler A4 kâğıdına 12 ya da 14 puntoyla yazılacaktır.    3-Şiirlerde konu sınırlaması yoktur. Ancak daha önce ödül almamış olması koşulu aranacaktır.    4-Ödüller her yıl “22 Temmuz Raşit Kara Anması”nda sahiplerini verilecektir.    5-Birincilik ödülüne: 1000. TL+Plaket, ikinci ve üçüncülük ödüllerine: 500. TL+Plaket verilecektir.    6-Şiirlerde Rumuz kullanılacaktır. Yarışmacılar iki zarf hazırlayacaktır. Bu zarflardan birinde şiirler ve şiirlerin altında rumuzları bulunacaktır. Bu zarfın üzerine sadece rumuz yazılacaktır. Diğer zarfta ise, yarışmacının adı, soyadı, özgeçmişi, iletişim (adres ve telefon) bilgileri ve yarışmaya katıldığı şiirlerin adı ve kullandığı rumuz yazılacaktır. Bu zarfın üzerine de Rumuz yazılacak ve “Kimlik Bilgileri Zarfı” notu düşülecektir. Her iki zarfın ağzı kapalı olacaktır.    7-Her şiirden 5’er adet çoğaltılarak gönderilecektir.    8-Başvurular en geç 20 Haziran 2011 tarihine kadar, “Türkan Kara, Bahariye Caddesi, Miralay Nazım Sokak, Cenan Apt. Kadıköy/ İstanbul” adresine elden ya da posta yoluyla yapılacaktır.

Raşit Kara

Seçici Kurul Üyeleri: 1-Ahmet Saraçoğlu (Cemal Süreya Derneği Başkanı-Şair)    2-Niyazi Yaşar (Kar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni-Yazar)    3-İsmail Biçer (Şair-Yazar)    4-Gülderen Canyurt (Şair)    5-Türkan Kara (Raşit Kara ailesi adına kızı-Avukat)    İletişim: [email protected]

Fıkra

Şirket ortağı iki patron, küçük bir kasabadan şehre yeni gelmiş olan güzel sekreteri birkaç gün önce işe almışlar.    Ortaklardan biri:

- Mary çok güzel bir kız. Bize hayli yararı olur, ama çok saf. Ona neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğretmeliyiz.

Diğer ortak:

- Harika bir fikir. Sen doğruları öğret.

Meşhur bir şarap üreticisinin çeşnicibaşısı ölünce, yeni bir çeşnicibaşı bulmak için ilan verilir. Kirli görünümlü, saç baş dağınık bir ayyaş fabrikaya başvurur. Patron, adamı başından savmak için, önüne bir kadeh şarap koydurur. Sarhoş adam kadehi kafasına diker ve açıklama yapar:

- Muscatel kırmızı üzüm, güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmıştır.    Fabrika müdürü şaşkınlıkla patrona döner:

- Doğrudur. İkinci kadehi uzatırlar. Sarhoş adam şarabı içtikten sonra, açıklamasını yapar:

- Güneybatı eğimli yamaçlarda yetişmiş cabarnet kırmızı üzümden. 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmıştır.    Müdür, daha da büyük bir şaşkınlıkla:

- Gene doğru.

Patron, sekreterinin kulağına bir şeyler fısıldar. Genç kız, doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba benzeyen bir bardak dolusu çişle geri döner. Sarhoş düşünmeden kafasına diker ve açıklamasını yapar:

- Bir sarışın, 26 yaşında, dört aylık hamile. İşi bana vermezseniz, babasının adını da açıklarım.

Sağlık

Vücutta şekerin düzenlenmesinde rol oynayan bir hormonun etkisiz hale getirilmesi, şeker hastalığının belirtilerinin ortadan kalkmasını sağladı.

Teksas Üniversitesi'nden bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, pankreasın salgıladığı glükagon hormonunun etkisini ortadan kaldırdı ve insülin yokluğunun tip 1 diyabete neden olmadığını gördü.

“Diyabet” dergisinin gelecek ay yayımlanacak sayısında yer alan araştırmada, Dr. Roger Unger ve ekibi, “Hepimiz insülinin çok güçlü bir hormon olduğu ve onsuz yaşamın olamayacağı fikriyle yetiştirildik, ancak burada durum farklı” dedi.

Glükagon alıcıları ve insülin üreten hücrelerden yoksun bırakılan genleri değiştirilmiş farelerin, tip 1 diyabete yakalanmadığını belirten Unger, bu sonuçların, vücutta glükagon bulunmadığında ensüline ihtiyaç duyulmadığını gösterdiğini vurguladı.

Bilimadamları, gelecekte, insanlardaki glükagonun etkisini de durdurarak insülin iğnelerini azaltmayı hatta tamamen ortadan kaldırmayı umut ediyor.

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 30 Ocak 2011)

Bu haber toplam 1254 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.