1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Başbakan ve İsviçre Bankaları
Başbakan ve İsviçre Bankaları

Başbakan ve İsviçre Bankaları

İsviçre bankaları konusu, Başbakan Erdoğan’ı ve hatta AKP’yi çok yoracağa benziyor. Wikileaks belgelerinin doğru olduğunu kabul edenler, Erdoğan’ın parasını neden Türk bankalarına yatırmadığ

A+A-

İsviçre bankaları konusu, Başbakan Erdoğan’ı ve hatta AKP’yi çok yoracağa benziyor. Wikileaks belgelerinin doğru olduğunu kabul edenler, Erdoğan’ın parasını neden Türk bankalarına yatırmadığı, bu paraların ne kadar olduğu ve ayrıca haklı kazanç sonucu mu edinildiğini merak etmektedirler. Bu merak çok doğal, insani bir durumdur.

Bir de bu belgeler konusunda ortada kalanlar var. Onlara göre belgeler doğru da olabilir, yanlış da. Bir üçüncü grup daha var. Onlar da araştırıp soruşturmadan, belgelerin doğruluğuna inanmayanlardır.

Örneğin, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu belgelerin doğru ya da yanlış olduğunu söylemiyor. Başbakan’la ilgili söylentilerin açıklık kazanması için, Erdoğan’dan “İsviçre bankalarında hesabının olmadığına dair” belge almasını istiyor. Bir suçlama var mı burada? Yok. Ben de aynı düşüncedeyim. Erdoğan’sa “Olmayan şeyin belgesi mi olur?” diyor. Burada duralım.

Sayın Başbakan! Verem dispanserlerinden az mı belge aldık verem mikrobu taşımadığımıza dair? Örneğin, hepsinde bende verem mikrobu yoktu; ama belgeyi aldım. Demek ki olmayan şeyin belgesi alınabiliyormuş. Arabamızı satarken “borcu yoktur” diye belge alıyoruz. Borcu olmayan da bu belgeyi almak zorunda. Borç yok, ama belgesini alıyoruz. Bu örnekler çoğaltılabilir.

Sayın Başbakan! Siz bu belgeyi alın ve suçlamalardan kurtulun; çünkü bu belge alınmadığı sürece yıpranacaksınız. “Elâlemin ağzı torba değil ki büzesin” demiş atalarımız. Sizi suçlayanları susturmanın yolu “Olmayan şeyin belgesi mi olur?” sözünüzden vazgeçerek “İsviçre bankalarında hesabınızın olmadığına dair” bir belge almanızdır.

Sanırım çok da kolaydır böyle bir belge almak. Bekliyoruz…

Meteoroloji’nin Ayıbı

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğümüz saygınlığını yitiriyor mu acaba? İsabetli tahminleri nedeniyle dünyanın övgüye değer kurumları arasındaydı. Bugüne dek bu konudaki iki yazımda, Meteoroloji’nin tahminlerinde eski tutarlılığını koruyamadığını belirtmiş ve düşüncemi, yapılan tahminlerde büyük çapta değişiklik olduğunu rakamlarla kanıtlayarak açıklamıştım.

Bir yanlış daha gördüm ki ciddiyet sözcüğünün önemini tekrar anımsattı bana. Bu denli önemli bir kurumda çok daha ciddi çalışmalısınız; dünyanın gözü üstünüzde çünkü.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün internette “www.dmi.gov.tr” başlıklı bir sitesi var. Bilgisayar kullanıp meteorolojiye ilgi duyan herkesin zaman zaman yararlandığı bir sitedir bu. İkamet ettiğim Değirmendere semti Gölcük’e bağlı olduğundan, belirttiğim sitenin Gölcük sayfasına sık sık girmekteyim. Geçen çarşamba ve perşembe günleri bir ciddiyetsizlikle karşılaştım bu sayfada. Pazar günüyle ilgili tahminde, en yüksek sıcaklık 8 derece, en düşük sıcaklıksa 11 derece gösterilmiş. Gözlerime inanamadım. Orada çalışan ve bu verileri yazan kişinin mesleğine saygılı olması gerekir. 11 derece 8 dereceden düşük mü? İleride yalancılıkla suçlanmamak için, hemen bu sayfanın fotoğrafını çektim.

Şimdi uyarıyorum Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünü: Biraz daha ciddiyet lütfen!

Afrodisyas-Sanat’ın 24. Sayısı

Bu sayıyla dördüncü yılını tamamlayan Afrodisyas-Sanat’a (64 sayfa, Kasım-Aralık 2010) nice sayılar diliyorum. Ne zordur bir dergiyi yaşatmak. Bu anlamda, Afrodisyas-Sanat’ı edebiyatımızda diri tutan Tahsin Şimşek (Yazı İşleri Müdürü) ile Ahmet Zeki Muslu’yu (Yayın Yönetmeni) yürekten kutluyorum.

Bu sayıda yine birbirinden güzel şiir ve düzyazılar var. Okunulası bir dergi Afrodisyas Sanat. “İçindekiler” sayfasına göz gezdirince bana hak vereceğinizi sanıyorum. İşte, derginin içindekiler:

Tahsin Şimşek–Ahmet Zeki Muslu “Afrodisyas-Sanat’tan Merhaba!”    Öner Yağcı “Kitap Aşkıyla!..”    Özbek İncebayraktar “Atatürk’ün Beyaz Kuşu”    Ömer Demircan “Sanal Ortamda Türkçe ve Yazın.”    Mehmet Rayman “İstiridye”    Müşerref Saatli “Hızla Savrulan Edebiyat”    Bülent Güldal “Irmakların Konuşması”    Coşkun Karabulut “Teknolojiyi Göz Ardı Etmek Çağı Iskalamak Olur!”    Ahmet Zeki Muslu “Gediz Ovası”    Hüseyin Yurttaş “Kayıp Resimler”    Ahmet Günbaş “Kırk Yıl Geçti mi Hüseyin?”

Perihan Baykal “Uzun Yol Meseli”    Tahsin Şimşek “ ‘Kendi Gök Kubbemiz’ in Şiir Gökadası: Yahya Kemal Beyatlı”    Tan Doğan “Şair”    Halit Payza “Yaban’da Toplumsal Yapı ve Aydın Sorunu”    Ali Dündar “Türkçesi Varken”    Edit Tasnadi “János Pilinszky”    Yaman Örs “Atatürk, Freud, Felsefe ve Eleştirel Gerçekçilik”    A. Kadir Paksoy “Ayağı Kayıp Düşse Mustafa Kemal’den Bilenler    Takımından Bir “İleri Gerici”ye Gecikmiş Yanıt”    Ruşen Hakkı “Aknehir’de Kıyısında Asi’nin”    Emine Çakır “Can Gülleri”    Osman Bolulu “Söz ve İnsan”    Danyal Nacarlı “Halının Altına Süpürmek”    Dilber Noyan “Zamanın Yüreğinden Dökülen Mektuplar”    Mustafa B. Yalçıner “Gramofon Avrat ve Sabahattin Ali”    Zehra Ünüvar “Deli Kız”    Bünyamin Durali “Onlar Aşkına”    Ekrem Ekşioğlu “Civcivin Yaşam Öyküsü”    Necati Albayrak “Pencere”    Yaşar Atan “Baştanrı Zeus’un Kurbanı Güzel İo”    Sabahattin Yalkın “Birleşir”    Dilek Değerli “Ateş ve Su”    Zeynep Hüma “Evvel Zaman Masalları”    Arda Cevahir “Arşivdekiler”    Şenay Ekin “Irmağın Öğüdü”    Kadir İncesu “M. Güner Demiray ile Yaşamı ve Sanatı Üzerine Söyleşi…”    Hasan Akarsu “Edebiyatın Belleğinde    ‘1. Karacasu Afrodisyas-Sanat Edebiyat Günleri’ ”    Nesrin İnankul “Amacımız Aşk”    Atilla Yaşrin “ip koptu”    Süleyman Erol “Yaz Bitti”    Yunuş Yaşar “Bir Yudum Öykü”    Rabia Deveci “Güze Düşen Gazel”    Etem Oruç: “2. Karacasu ‘Afrodisyas Sanat’ Edebiyat Günleri (fotoğrafla)”

Bize Gelen Yayınlar

Afrodisyas-Sanat dergisi, Karacasu Geliştirme ve Eğitim Vakfı yayınıdır. Karacasu, Aydın’ın küçük bir ilçesi. Dergi İzmir’de basılıyor.

Sürdürümcü (abone) olmak ya da dergiye yazı göndermek isteyenler, derginin elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Yazımı, dergide yayımlanan güzel bir şiirle noktalamak istiyorum:

IRMAĞIN ÖĞÜDÜ

Sidarta’ya öykünerek…

öldür içindeki o karanlık köşeyi

ihtiyar düşünceleri

dinle ırmağı

dünya bildiğin gibi yaşanırken

bulanıp sayfalarda

ne var ne yok

bir anız gibi

yak yol kenarlarında

bir zaman anlam kattığın

o büyük hiçliği

suya bak ve gör

telaşsız

başın serin olsun

gövden diri

“karmaşaya yanaşma

affet düşmanını

merhamet et”

madalya gibi tak kalbine

ırmağın öğüdünü

Şenay EKİN

Fıkra

Başbakan Erdoğan, açılışına gittiği pek çok üniversitede protesto edildi. Bu protestolarda polisin sert tavrı eleştirildi. Son olarak ise Erdoğan’ı protesto eden 18 İTÜ öğrencisi 15’er ay hapis cezasına çarptırıldı.

Kamuoyunda konuşulan bu olaylardan sonra, üniversite öğrencileri arasında bir fıkra kulaktan kulağa yayılıyor.

İşte o fıkra:

Başbakan, Karadeniz gezisinde bir üniversiteyi ziyaret etmiş. Sınıfın birinde öğrencilerle tanışmış. O karizmatik duruşuyla beden dilini de kullanarak bir konuşma yapmış. Etkili konuştuğunu düşünerek,

- Sorusu olan var mı? demiş.

Temel:

- Ben size üç soru soracağım. Birincisi: Bu kadar yıpranmış olmanız gerekirken, oylarınız nasıl oldu da arttı? İkincisi: Özelleştirme adı altında bütün önemli kurumları yabancılara sattınız, bunlardan ne kadar para kazanıldı? Üçüncüsü: Bu paralar nerede?    Tam bu sırada zil çalmış. Başbakan “İkinci derste devam ederiz” deyip çıkmış. Derse yeniden girince “Nerede kalmıştık?” diye sormuş. Bu sefer, Temel değil de Dursun ayağa kalkmış:

- Bizim sorularımızı yanıtlayacaktınız.

Başbakan:

- İyi, tekrar sorun bakalım.

Dursun:

- Size beş sorum olacak. Birincisi: İktidarda yıpranmış olmanıza rağmen, oylarınızı nasıl artırdınız? İkincisi: Bütün önemli kurumlarımızı sattınız. Ne kadar para kazanıldı? Üçüncüsü: Bu paralar nerede? Dördüncüsü: Teneffüs zili neden yarım saat erken çaldı? Beşincisi: Temel nerede?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.