1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Başbakan'dan “Ağır tahrik”
Başbakan'dan “Ağır tahrik”

Başbakan'dan “Ağır tahrik”

12 Haziran seçimlerinin hemen ardından Türkiye yeni ve önemli bir siyasi krizin içine girdi. CHP listelerinden milletvekili seçilen Zonguldak milletvekili Mehmet Haberal ile İzmir milletvekili

A+A-

12 Haziran seçimlerinin hemen ardından Türkiye yeni ve önemli bir siyasi krizin içine girdi. CHP listelerinden milletvekili seçilen Zonguldak milletvekili Mehmet Haberal ile İzmir milletvekili Mustafa Balbay’ın, Ergenekon çetesi davası nedeniyle tutukluluk halleri kaldırılmayınca, Genel Başkan Kılıçdaroğlu, CHP'li milletvekillerinin yemin etmemesine karar verdi. CHP'liler Genel Kurul Salonu'na girdi ama yemin etmediler. Bu durumda, CHP milletvekilleri TBMM'de yasama faaliyetinde bulunamayacaklar.

Türkiye'nin siyaseten bu tabloyu sürdürebilmesi çok güç. Meclis'te ana muhalefet olmayacak, Türkiye bu şekilde yeni anayasa yapacak, Meclis bu hâliyle sadece AKP ve MHP milletvekilleri ile yasama görevini sürdürecek. Olabilir mi?.. Olsa bile işe yarayabilir mi?..

Herkes bu tablonun biran önce düzelmesini istiyor. Kimileri sert biçimde eleştirerek CHP'yi yola getirmeye çalışıyor. CHP'yi eyleminde haklı bulan, destekleyen siyasetçiler, gazeteciler, düşünürler bile Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun kararından dönmesini, CHP milletvekillerinin yemin edip Meclis çalışmalarına başlamasını telkin ve tavsiye ediyorlar.

Amaç, sistem işlesin. Amaç, Türkiye kriz yaşamasın.

Ama bir istisna var: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan, CHP milletvekillerinin yemin etmeyip, Meclis çalışmalarına katılmamasından siyasi fayda çıkartmanın peşinde. Pazar günü deprem yaşayan Kütahya Simav'a giden Başbakan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun “İki arkadaşımız meclise gelip, yemin edene kadar biz yemin etmeyeceğiz” sözlerini hatırlattı. “Göreceksiniz, tükürdüklerini yalayacaklar” dedi.

Umarım bu ağır tahriğe rağmen Kemal Kılıçdaroğlu sağduyulu davranır. Yaşanan sorunun çözümü için uzlaşma kapılarını açık tutmaya devam eder…

İzmit'te ilk yaz pazarını yaşadık

Normal şartlarda İzmit'te yaz rehaveti Haziran ayı ile başlar. Ancak bu yıl 12 Haziran'da genel seçim vardı. Okulların kapanması uzadı, üniversite giriş sınavları Haziran sonlarına sarktı. Bu nedenle İzmit'in boşalması bu yıl biraz gecikmişti.

3 Temmuz Pazar günü, İzmit'te bu sezonun ilk “Yaz Pazarı” yaşandı. Hava tam anlamıyla bir yaz havasıydı, oldukça sıcaktı. Öğlen saatlerinde şehri dolaştım. O alıştığımız, o insanı izlerken bile yoran araç trafiğinden eser yoktu. Şehrin bütün ana caddeleri, sokakları rahattı. İsteyen, istediği yerde arabasını park edebiliyordu.

Yürüyüş Yolunda, şehir merkezinde insan sayısı da çok azdı. Kafelerde sadece birkaç masa doluydu.

İzmit'in o çok kalabalık hâlinde yaşamak zor. Ama böylesine tenha, adeta terkedilmiş izlenimi veren hâline alışmak da çok zor. İzmit artık yaz tatilinde. Özellikle Ramazan ertesine, bayram haftasına kadar Pazar günlerinin şehir merkezinde çok tenha geçeceğini tahmin etmek de kehanet değil. Geçen yıllarda yapılan, hiçbir işe yaramayan “Pazar günleri şehir merkezinde dükkanları açalım” türünden yapay kampanyalara hiç gerek yok.

Aslında İzmit'in yaz pazarlarındaki bu boş hâlini değerlendirmek lazım. Bazı bölgelerde kanalizasyon kanallarından pis koku geliyor. Bazı yerlerde hâlâ yağmurda su birikme sorunu var. Trafikte yeni düzen için arayışlar olabilir. Şehrin ana caddelerinde, sokaklarındaki çukurlar onarım bekliyor. Bütün bunlar yaz günleri hafta sonu tatillerinde onarılabilir, yeni denemeler yapılabilir.

İzmit boşaldı. İzmit yaz tatiline girdi. Ama belediyeler de tatilde.

Cep telefonuna servet harcıyoruz...

Türkiye ekonomisinin günümüzdeki en ciddi sıkıntısı dış ticaret açığı. Üretemeyen Türkiye, geçmişe göre çok yüksek ihracat geliri elde ediyor olsa da, hemen her şeyini dışarıdan aldığı için, dış ticaret açığı da sürekli artıyor.

Cep Telefonu aletleri, Türkiye'nin en çok para akıttığı ithalat kalemlerinden biri. Resmi kayıtlara göre, Türkiye sadece bu yılın ilk beş ayında yurt dışından 5 milyon 682 bin adet cep telefonu ithal etmiş. Bunlar için ödenen para miktarı 939 milyon Euro'yu bulmuş.

Türkiye'de artık bebelerin de dedelerin de cep telefonu var. Ama yine de en çok telefon değiştiren toplumlardan biriyiz. Yeniye meraklıyız. Modası geçti diye eski telefonu fırlatıp atıyor, bütçemizi zorlayıp, uzun taksitleri göze alıp en yeni, en modern cep telefonunu cebimize sokmaya çalışıyoruz.

Türkiye hâlâ basit bir cep telefonu bile üretemedi. Zaten üretse de pazarda pek fazla talep bulamaz. Bizim insanımız Avrupa ve ABD malı telefona meraklı. Pek çok fonksiyonunu, özelliğini hiç kullanmıyor olsa da, son teknoloji telefonu taşımak istiyor.

Sadece beş ayda 6 milyon adete yakın cep telefonu ithal edip, bunlar için 1 milyar Euro'ya yakın para ödeyen başka bir ülke daha olduğunu sanmıyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.