1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Başkan, seçimi garantiledi
Başkan, seçimi garantiledi

Başkan, seçimi garantiledi

Bu sütunlarda, bizim “Kızılderili Çetesi” adını verdiğim arkadaş grubunun maceralarından pek sık söz ettim. En az ayda bir toplandığımızı, kafa çektiğimizi birlikte gezmeye gittiğimizi falan ballandıra

A+A-

Bu sütunlarda, bizim “Kızılderili Çetesi” adını verdiğim arkadaş grubunun maceralarından pek sık söz ettim. En az ayda bir toplandığımızı, kafa çektiğimizi birlikte gezmeye gittiğimizi falan ballandıra ballandıra anlattım.

Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, benim yazıların önemli müdavimlerinden biridir. Okumaz sanırdım ama genellikle kafa çekme muhabbeti içeren Kızılderili Çetesi yazılarını da meğerse okurmuş. Geçenlerde danışmanı Ömer Polat’a talimat vermiş, “Bir organizasyon yap da şu çeteyle ben de oturayım” demiş.

Aslında aramıza kimseyi sokmuyoruz. Zaten, yavaş yavaş biz eksilmeye başladık. 1999’da Arif Kobak’ı, bu yıl Nusret Uğur’u kaybetmiş,  topu topu beş kişiye düşmüştük. Ama talep, koskoca Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan geliyor.

Yine de biraz nazlandım. Ömer Polat’a,  “Bizim muhabbetimiz Başkan’a uymaz. Biz içkili lokantalarda yemek yiyoruz” diyerek bahane yarattım. Polat, Başkan’a aktarmış. Başkan, “Bu defa da benim için içkisiz bir lokantada otursunlar” demiş. Yani, bu davetten kaçış yok.

Geçen hafta Çarşamba akşamı için sözleştik. Saat 18.30’da Derince Çenesuyu Kaşık mevkiindeki bir-iki ay önce açılan, Konya usulü  “Etli ekmek” ve mükemmel döner yapan lokantada buluştuk. Ömer Polat, baştan gidip bir teftiş yapmış. Lokantanın üst katındaki geniş salon, sadece bize ayrılmış.

Başkan, yanında sadece Ömer Polat’la geldi. Bizim çete tam kadro; ben, Metin Karan, Sedat Sapmaz, Ahmet Kobak, Ahmet Küçükörs. Başkan’la oturacağız ya, mümkün olduğu kadar temizpak, efendi giyinerek-özellikle Ahmet Kobak, ceket giyip, kravat takmış- Başkan’ın randevusuna katıldık.

Bizim ekibin, kimseden 5 kuruşluk talebi olmaz. Siyasetle falan da öyle haşır neşir değillerdir. Gençliklerinde özellikle Sedat Sapmaz ve Küçükörs, İbrahim Artvinli’nin peşinde siyaset yapmışlardı. Artık o defteri de kapattılar. Dünya görüşü olarak, merkez sağcıdırlar. Bir lokma, bir hırka ile yetinebilen, kimse için kötü düşünmeyen, muhabbetleri çekilen insanlar.

Başkan, ortamdan büyük keyif aldı. Zaman zaman kahkahayı patlattı. Siyasetten anılar anlattı. Çenesuyu Kaşık’taki bu lokantada size ne ikram ederlerse, hepsi mükemmel. Güzel yedik. Özellikle Başkan, “Ben bugün işe daldım. Sabahtan beri ağzıma bir şey girmemişti. Çok açım” diyerek her gelenden bol bol yedi.

Sohbet içinde sık sık bana sataşma vardı. Başkan dönüp dönüp, “Sen bizim yaptıklarımızı beğenmezsin. Bu kentteki herkesin takdirini aldık, senin gözünde beceriksiz, vizyonsuz kişiler olarak kaldık” diye laf soktu. Bizim çete de baktım, güçlüden yana. Genellikle Başkan’a hak verdiler. Özellikle D-100 konusunda Başkan bana dönüp, “Sana beğendiremedik ama, D-100’ü herkes çok beğeniyor” deyince Ahmet Kobak’ın çıkıp, “Bence de D-100 mükemmel oldu” demesi, sesimi çıkartmadım ama, içime oturdu. Kobak’a bunun hesabını mutlaka bir yerde soracağım. 

Yemek bitti. Ne geldiyse yedik, süpürdük. Çay ikramı başladı. Vay canına, bu kadar güzel yemek sıfır alkolle gitti, şimdi de arka arkaya demli çaylar geliyor. Hiç tarzım değil. Ama muhabbet güzel. Başkan’ın haberi yok, arada bir Ahmet Kobak kaş göz ediyor, “Kocaelispor muhabbeti açayım mı?” diye soruyor. Başkan o kadar keyifli ki, hiç bozulsun istemedim. Kocaelispor muhabbeti açtırmadım. Kobak, Başkan’ın 2009 seçimleri öncesi kent halkına dağıttığı projeler kitabını getirip, önüne koydu; “Başkanım, bu kitapta söylediklerinizin yüzde 80’ini yapmışsınız” dedi. Başkan yine sevindi, “Bu kitapta olmayıp da yaptığımız çok şey var” dedi. Kobak gaz veriyor. Tabii bana göre, 2009’da bu kent halkına verilen sözlerin hiç biri tutulmamış. Bunu sık sık yazıyorum. Masada her laf, dönüp dolaşıp, bana çakıyor.

Düşünün 18.30’da oturduk, ben eve 22.30’da vardım. Bizim içki masalı muhabbetler bu kadar sürmezdi. Demli çaylardan, kabız oldum.

Yemek biterken Başkan’a, “Efendim, siz önümüzdeki seçimi de garantilediniz. Benim ve Metin Karan’ın oyu için garanti veremem. Ama Kobak, Sapmaz ve Küçükörs size hayran kaldılar. Üç oy garanti” dedim. Başkan “Sen zaten CHP’den başkasına oy vermezsin” dedi. “Yok” dedim. “CHP iyi aday bulamaz, Saffet Sancaklı Kocaelispor için söz verirse,  MHP adayı Saffet Kaptan’a da oy verebilirim.”

1999 seçimlerinden önceydi. Bizim Kızılderili Çetesi o zamanlar da vardı. Bir gün Sefa Sirmen aramış, “Senin grubu topla, bir yemek yiyelim” demişti. Aynı ekip, tabii rahmetli Arif Kobak ve Nusret Uğur da dahil, 1999 seçimlerinden birkaç ay önce Tuzla’daki Mercan Balık Lokantası’nda Sefa Sirmen’in misafiri olmuştuk. Tabii konsept farklıydı. Deniz böcekleri, nadide balıklar, bolca rakı. Sefa Sirmen, o seçimlerde 3 ncü zaferini elde etmiş,  rakiplerine fark atmıştı. Bizim ekibin siyasetçilere böyle şans getirmesi de söz konusudur. Hoş bu defa etli ekmek, döner ve çaya razı olduk ama Sedat Sapmaz, Ahmet Küçükörs ve Ahmet Kobak’ın oylarını cebine koyan aday, bu kentte seçim kaybetmez. Mart-2014’de dediklerimin doğru çıktığını görürsünüz. Bundan sonra da her yerel seçim öncesi iddialı adayların yemek davetine açığız. Şimdiden söyleyeyim, Tuzla’daki Mercan’ı, ya da İzmit’teki Hamdi’yi tercih ederiz. Ama okurlara tavsiyem. Çenesuyu Kaşık mevkiindeki lokantada ailece bir yemek yiyin. Çok beğeneceksiniz.

Geçen Çarşamba akşamı Başkan Karaosmanoğlu’nun konuğu olduk. 4 saatlik çok hoş sohbet ve mükemmel yemekte bir araya gelenler toplu halde. Soldan itibaren Ömer Polat, Metin Karan, Ben, Başkan, Sedat Sapmaz, Ahmet Küçükörs ve Ahmet Kobak. Başkan’ın yüzünden, bu siyaset üstü buluşmadan aldığı keyfi okumak mümkün.

-İsmet Çiğit-

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.