1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Başkan’la anılar
Başkan’la anılar

Başkan’la anılar

Dile kolay; 15 yıl. İbrahim Karaosmanoğlu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı, ben bu kentin en çok okunan, en çok güvenilen şehir gazetesinin başyazarı ve yöneticisi.

A+A-

Geçen hafta Başkan Karaosmanoğlu, gazeteye geldi, veda ziyareti yaptı. Şöyle dedi:
“-Siz gazeteci olarak işinizi hep doğru yaptınız. Bel altına vurmadınız. Hakaret etmediniz. Şantaj yapmadınız, yalan yazmadınız. Ama İsmet, sen bazen beni çok kırdın. Bizi küçümseyen, yaptıklarımızı aşağılayan yazılar yazdın. Zaman zaman bunlara kırıldım.”
İbrahim Karaosmanoğlu, iyi veya kötü yönetici, başarılı veya başarısız Belediye Başkanı olabilir.
Ama benim 20 yılı aşkın süredir tanıdığım, son 15 yıldır ister istemez çok içli-dışlı çalışmak zorunda kaldığım İbrahim Karaosmanoğlu iyi insandır. Duygusal adamdır. Başkan’ın bu ziyaretinden ve bu sözlerinden sonra, gece başımı yastığa koyunca düşündüm. Başkan’la aramızdaki pek çok anının bir kısmı hafızamdan geçti. Bunların bazılarını aktarmak isterim.
……………………..
Karaosmanoğlu, 2004 yılı mart ayında Başkan seçildikten sonra ilk ziyareti gazetemize yapmıştı. Aday adaylığı sürecinde aslında ben, Cengiz Özdemir’den yanaydım. Karaosmanoğlu aday ilan edildi, seçimi kazandı. Eski binaya ziyarete geldi. Tesadüf, yanımda Sefa Sirmen vardı. 2004 seçimlerinde Karaosmanoğlu, Erenkaya ile yarışmıştı. O seçim döneminde Sirmen rakibi değil, hatta bir bakıma müttefikiydi. Benim odamda kucaklaştılar. Birbirlerine iyi dileklerini ilettiler. Bana da o günler için müthiş bir haberi yazma onuru düşmüştü. Benim için önemli anıdır.
…………………
Yine 2004 yılıydı. Karaosmanoğlu, birkaç haftalık Başkan. Akşam saat 20.00 gibi telefonum çaldı. Baktım, “Başkan” yazıyor. “İsmet” dedi. Günlük programı tamamladım. Eve geçerken bir seninle görüşmek isterim.” Ben o sırada bir aile dostumla sahildeki balıkçılardan birinde balık yiyip, kafa çekiyorum. Durumu anlattım. “Tamam, ben geliyorum” dedi. 10-15 dakika içinde geldi. Herkesi selamladı, bizim masaya oturdu, “Sen balıktan anlarsın. Bana da yemeği sen söyle” dedi. Benim önümde rakı kadehi. Başkan’ın yanında elime almaya utanıyorum. “Sen keyfine bak” dedi. 
Ben Başkan Karaosmanoğlu’nun masasında rakı içmiş adamım. Başkan’a da dil şiş söyledim. Büyük bir keyifle yemişti.”
………………….
Çok anı var. Büyük bölümü benim açımdan onur verici şeyler. Mesela, yine başkanlığın ilk yılı. Karaosmanoğlu aradı. Ben kimim ki, ama insan olarak güveniyordu. Telefonda, “İsmet elimizde önemli miktarda para var. Ama hemen başlayacak proje yok. Ben de elde proje olmadan bir işe başlamak istemiyorum. Para repoda duruyor. Bir fikrin var mı ne yapalım?” 
O an aklıma geleni söyledim. O sıralarda sahildeki Bayındır Holding’e ait binanın inşaatı yarım kalmış, enkaz gibi duruyordu. “Başkanım al o binayı. Sefa Bey, Büyükşehir binası olarak düşünüyordu. Siz alıp, yapabilirsiniz. O Belsa yetmez” dedim. 
Başkan Ankara’ya gitti, binanın sahipleri ile anlaşıp, repoda yatan para ile binayı aldı. Orası bugün Belediye Sarayı. 
………………………
Kızdığı, kırıldığı zamanlar oldu. Ama ağzından kötü söz duymadım. Kızdığı, üzüldüğü zamanlarda da hiç çekinmeden sözünü söylemiştir. Bazı verdiği sözleri tutamadı. Misal, Büyükşehir Belediyesi Karamürsel’in Ereğli sahilinde Türkiye’de ilk “Kadınlara özel tesettür plajı” yapmak için kumsalın bir kısmını tahta perde ile çevirdi. Bu olay, ulusal basında büyük tepki gördü. Özellikle Hürriyet’te, Ayşe Arman çok ağır yazılar yazıyordu. Yine bir sabah Başkan beni aradı:
“-İsmet sence kadınlar plajı yapmak yanlış mı? Böyle bir talep var, ben de yapıyorum. Yanlış mı yapıyorum?” dedi.
Başkan’a şunları söylemiştim:
“-Hayır efendim. Talep varsa doğru yapıyorsunuz. Günümüzde kadınlar plajı da bir ihtiyaç. Benim annem de Değirmendere’de gece hava kararınca elbise ile denize girerdi. Böyle bir plaj olsun isterdi.”
“Sağol” dedi. “Ben de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum, yapacağım.”
“Ama efendim” dedim. “Benim de bu kentte yaşayan bir insan olarak talebim var. Sekapark’ta hiç değilse bir mekanda akşam vakti bir bardak buz gibi bira içebileyim” 
“-Haklısın” dedi. “Bu da bir talep, yapacağım”. En az 5 yıl geçti, yapmadı. 
……………………….
Başkan beni ABD’ye götürdü. 15 saatlik yolculukta kendisi ekonomide uçtu, bana gidiş dönüş VIP bileti aldırmıştı. Birkaç kez yüzmeye gitti. Her fırsatta yürüyüşe çağırdı. Ayaklarım ağrıdığı, Başkan’ın temposuna uymam mümkün olmadığı için her defasında mazeret buldum, gitmedim. 
Yürüyüş yolundan tramvay geçecekti. Benim isyanıma kulak verdi, güzergahı değiştirtti. 
Bir zamanlar özellikle Kocaelispor konusunda çok eleştirdiğim için gönül koydu. Birkaç ay hiç aramadı, sormadı. Yine çok eleştirdiğim dönemlerde, yağmurlu ve soğuk bir kış günü eski gazete binasının önündeki havuz başında oturmuş, ıhlamur içiyorduk. Başbaşa. Bana baktı, şunları söyledi:
“-Sen benden ne istiyorsun.  Neden her yaptığımı eleştiriyorsun. Ben Yuvacık’ın köyünden bir Din Dersi hocasıyım. Bu kadar yapabiliyorum.”
………………
Sayın Karaosmanoğlu, benim hayatımda iz bırakan, bana pek çok şeyi öğrenme ve tecrübe etme fırsatı veren, benim için çok değerli bir insandır. Benim için Din Dersi hocası değil, Hayat Bilgisi hocasıdır. Vedalaşırken söz verdim, “Bayram seyran ben arayıp, hatır soracağım.” 
Yaptıklarında beğenmediğim çok şey olmuştur. Bana göre yanlışları da olmuştur. Ama Başkan Karaosmanoğlu, mevkii ve makamı ne olursa olsan, hayat boyu benim için çok değerli bir ağabey olarak kalacaktır. Umarım, O bana hakkını helal eder.

mektup-foto-007.jpg

İKİMİZ DE YAŞLANDIK- Karaosmanoğlu, 2004 yılında ilk seçildiğinde ilk ziyaretini gazeteye yapmış, benimle buluşmuştu. Aradan 15 yıl geçti. Giderken de bana uğradı ve onur verdi. 15 yıl, dile kolay. İkimiz de yaşlandık. Ama ben her zaman Karaosmanoğlu’na karşı saygımı ve sevgimi sürdüreceğim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum