• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli -5 °C

Başkanlık sistemine muhalefet de destek vermeli

İsmet ÇİĞİT
Görünen o ki, 7 Haziran’daki genel seçimlerin temel konusu Türkiye’deki sistem değişikliği olacaktır. Türkiye’nin çok kapsamlı bir Anayasa değişikliğine, daha doğrusu yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı var. 2011 genel seçimleri öncesinde seçime giren bütün siyasi partiler, liderler bu Anayasa konusunda halka söz verdiler. Ama 4 yıllık dönem biterken, elde “Halkoyu ile seçilmiş Cumhurbaşkanı” dışında bir şey bulunmuyor. Anayasa’da büyük çaplı değişiklik yapılmamış olmasının temel sorumlusu da iktidar değil, muhalefet partileridir. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, öteden beri “Başkanlık “ sistemini savunuyor. Yani bu konu şimdi seçim yaklaşırken ortaya çıkmış bir şey değil. Muhalefet, bu sistemde Recep Tayyip Erdoğan Devlet Başkanı pozisyonuna geçeceği için karşı çıkıyor. Oysa, tartışılması gereken kimin Devlet Başkanı olacağı değil, hangi sistemin daha iyi olacağıdır. 
……….
Önce şu açıdan bakalım: Türkiye’deki mevcut ucube sistemi savunmak mümkün mü?.. Bizde uygulamadaki sistemin parlamenter, demokratik, çoğulcu sistem olduğunu söyleyemezsiniz. Bu uygulanan model, çok daha büyük bir diktatörlük modelidir. 
Düşünün ki, iktidar partisi,  herhangi bir ilçede kadın veya gençlik kolları kongrelerinde bile parti içi demokrasi uygulamıyor. Milletvekilleri, iktidar ve muhalefet partilerinde genel başkanlar tarafından belirlenir. Bu sistemin değişmesi şart. 
Başkanlık sistemi, dünyanın pek çok ülkesinde uygulanıyor. Üstelik çok başarılı uygulanıyor. Başkanlık sisteminin her türlüsüne “Diktatörlük” demek, en azından cahilliktir. Eğer, 
7 Haziran seçimlerine gidilirken, halkın önüne Erdoğan’ın önerdiği “Başkanlık” sistemi ile, muhalefetin savunduğu bugünkü ucube sistem iki seçenek olarak konulursa, hiç kuşkum yok ki, halk yine Erdoğan’ın peşinden gidecek, tercihini daha ağırlıklı olarak AKP’den, yani Başkanlık sisteminden yana kullanacaktır. Bu durumda, AKP ve Erdoğan, kendi kafasındaki Başkanlık modelini getirir ki, işte bu ilerliye yönelik riskler oluşturabilir. 
Muhalefet, özellikle CHP ve MHP;  Türkiye için yeni bir sistemi, yeni bir modeli, AKP’den ve Erdoğan’dan daha fazla savunmak zorundadır. 
Adı Başkanlık sistemi olsun. Devletin başında, halkın seçtiği (4 ya da 5 yıl için) Devlet Başkanı olsun. Devlet Başkanı Bakanları atasın.  Bunların hiç birine itirazın anlamı yok. Tabii, devlet başkanının en fazla iki dönem seçilmesi şartı mutlaka konulmalı. 
Sistem iyi dizayn edilmelidir. Başkanlık sistemine geçiş,  mutlaka “Dar bölgeli, barajsız” seçim modeliyle birlikte yapılmalıdır. Siyasi partiler yasasında, partilerin aday belirlemede ön seçim zorunluluğu getirilmelidir. Türkiye 550 seçim bölgesine ayrılmalı, her seçim bölgesinde siyasi partilerin adaylarını o bölgedeki parti üyeleri belirlemeli, halk seçtiği milletvekilini, seçilen milletvekili kendisini seçenleri tanımalıdır. 
ABD’deki gibi iki ayrı meclis oluşturulabilir. Halkın seçtiği milletvekillerinin yürütmeyi daha yakından denetmeyebileceği koşullar oluşturulabilir. Önemli olan yargı bağımsızlığını koşulsuz hayata geçirebilmektir. 
………
Türkiye’nin bugünkü sistemi bir ucubedir. Bu sistemde, halk istemediği insanları seçmek zorunda kalıyor, seçilenler kendilerini sadece parti genel başkanlarına karşı sorumlu görüyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bu sistemle yola devam edemez” derken doğruyu söylüyor. 
AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sistemin doğru olduğu, Türkiye’nin Devlet Başkanlığı modeliyle çok daha hızlı büyüyüp kalkınacağını, 7 Haziran’a kadar halka çok güzel anlatabilir. Sırf “Erdoğan Devlet Başkanı olmasın” tezinden hareketle bu sisteme karşı çıkanlar ise, sadece  “Erdoğan ve AKP düşmanlığını yaşam biçimi” olarak benimsemiş kitleleri kendilerine inandırabilirler. 7 Haziran’da AKP, tek başına anayasa yapacak çoğunluğa ulaşır, istediği gibi Anayasayı yapar. 
Muhalefet mutlaka “Başkanlık sistemine geçilsin” demeyebilir. Ama bu mevcut ucube sistemin bir alternatifini geliştirmek zorundadır. Muhalefet başkanlık sistemini,  yargıda tam bağımsızlık, seçimler ve siyasi partiler yasalarında gerçek demokrasi işleyişi, gerçek ve batılı manada basın özgürlüğü gibi unsurlarla birlikte önerebilir. Hatta daha ileriye götürülür, iki meclisli (Meclis+Senato)  formül üretilebilir. Bu büyük ve geleceği çok yakından ilgilendiren seçim öncesinde, AKP “Başkanlık sistemi” derken, muhalefetin “Mevcut yönetim modeli devam etsin” tezini savunması, siyaseten yapılabilecek en büyük hatadır. Üstelik, AKP’nin ve Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürecektir. 
………
Bakın basit bir örnek vereyim.  TBMM, liderlerine sıkı sıkıya bağlı, siyasi kaderleri genel başkanlarının iki dudağı arasında duran milletvekillerinden değil de; dar bölge sistemiyle doğrudan halk tarafından seçilmiş, kendilerini halka karşı sorumlu hisseden  milletvekillerinden oluşuyor olsaydı geçenlerde Meclis’te yapılan oylamada  yolsuzlukla suçlanan 4 eski Bakan’ın tamamı Yüce Divan’a sevk edilirdi. 
Türkiye’nin birinci sorunu, halka değil, genel başkanlarına bağlı milletvekillerinin seçiliyor olması sorudur. Üstelik Genel Başkanlar da zaman zaman kendileri açısından çok yanlış tercihler yapabiliyorlar. AKP’de Hakan Şükür ve arkadaşları, CHP’de Emine Ülker Tarhan ve arkadaşları çok açık ve taze örnekler değil midir?..
Bu ülke, bu ucube sistem içinde ne milletvekilliği transferleri gördü. Başkanlık sistemi doğru, çok daha pratik ve faydalı sistemdir. Üstelik süreyi sınırlarsınız, bir Başkan en fazla 8 yıl görev yapabilir. Önemli olan, halkın seçtiği Başkan’ın, yine doğrudan halk tarafından seçilenlerden oluşmuş meclis ve gerçek manada siyasi etkilerden arındırılmış bağımsız yargı tarafından denetleniyor olabilmesi, basının ve bireysel özgürlüklerin batılı normlarda garanti altına alınmasıdır. 
Bu tartışma “Başkanlık sistemi olsun”, “Başkanlık sistemi olmasın”  ekseninde devam ederse, 7 Haziran’dan Erdoğan ve arkadaşları çok daha büyük bir zaferle çıkarlar ki,  hiç kimsenin kalkıp, vatandaşa laf söyleme hakkı da olamaz.
Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37