1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BATAN GEMİNİN MALLARI BUNLAR
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BATAN GEMİNİN MALLARI BUNLAR

A+A-

Hani hepimiz  bazen  anne, baba  veya  çocuklarımıza   birer  hediye  almak  veya alışveriş yapmak için  Çarşı,  Pazar  veya  AVM’lere  gidip  alışverişler  yapıyoruz. Tabi ki     bu alışverişler esnasında  da  başımızdan  birçok ilginç  ve  trajikomik olayların  geçmemesi mümkün değil. Çünkü  alışveriş merkezleri ve pazarlar insan müzesi gibi her türlü insana rastlamak mümkün. Öncelikle  izlenimlerimde gördüm ki bizim halkımız en kaliteli malı her zaman en ucuza almaya çalışır. Onun içinde  pazarlık yapmadan  asla bir şey almaz. Esnafımızda bunu iyi bildiği için ona göre fiyat söyler zaten. Vitrinlerin çoğunda  dikkat  ederseniz  fiyat etiketi olarak şöyle bir rakam görürsünüz 49.99 TL. Niye çünkü 50.00 TL yazsa vatandaşın gözüne çok görünür diye. Yahu arkadaş  arada 1 kuruş  oynuyor. Şunu düz yazsan olmaz mı? Olmaz çünkü göz yanıltma taktiğidir o rakam. Çoğu insanımızda maalesef yutuyor bu taktiği. Ama ne yapsın o kadarcık fark için mağazanın ortasında çocuğunu mu ağlatsın. Tabi ki ağlatmaz mecburen alır. Hadi gelin bu bağlamda sizlere çarşı pazar alışverişlerinde yaşanan birkaç tane  komik olay anlatayım isterseniz.     

         Amcamızın birinin  herhâlde   bir cemiyeti var ki fırıncıdan  49 tane ekmek ister. Fırıncı da amca şunu düz yapalım 50 ekmek olsun der. Amcamızın cevabı hazır. Yok oğlum kim yiyecek o kadar ekmeği der. Hadi buradan yakın böyle bir cevap karşısında siz ne yaparsınız.

        Teyzemizin biri bir alış veriş merkezinin manav bölümünden alışveriş yaparken tezgahlardaki bütün meyvelerden birer tane alıp tatlarına bakıyormuş. O bölümün müdürü de o anda güvenlik kamerasından olan biteni izlerken dayanamayıp teyzemizin yanına gelmiş hayrola teyzecim afiyet olsun istersen bir karpuzda keselim demiş. Teyzemiz bakmak serbest ya, herhalde tatmakta serbest anlamış olmalı.

           Yine yaşlı bir teyzemiz balık pazarında bir balıkçıya, oğlum balık nasıl tazemi diye sorar. Balıkçı da taze ne demek teyze canlı bunlar canlı bak oynuyorlar. Oğlum bırak canlıyı sen, ben sana tazemi diye soruyorum. Teyze anlatamadım galiba bak canlı diyorum sana deyince, teyzemiz dayanamamış oğlum bak bende canlıyım ama taze miyim deyivermiş.

          Valla onu bunu bilmem ama Türk milleti olarak çok hazır cevap bir milletiz, bunun yanında zor durumlarda kaldığımızda da çok güzel sıyrılmayı da iyi biliriz hani.

           Bayanın biri mefruşatçı dükkanına girmiş. Dükkan sahibine efendim bir yünlü battaniye almak istiyorum demiş. Dükkan sahibi tabi efendim deyip raftan battaniyeyi indirmiş, bayan müşteri biraz dikkatli bakınca, battaniyenin üzerindeki etikette pamuklu yazdığını görmüş, birden parlamış siz burada insan mı kandırıyorsunuz hiç utanmıyor musunuz deyince, dükkan sahibi mahcubiyetini hissettirmeden hemen cevabı yapıştırmış. Yok, efendim ne münasebet ne insan kandırması, biz güveleri kandırıyoruz, battaniyelerimizi yemesinler diye demiş. Hani dedik ya sıkışık durumlarda hemen sıyrılmayı iyi biliriz diye.  

        Satıcının biri tezgahında ucuz fiyata yağmurluk satıyor. Müşterinin biri çocuğuyla birlikte tezgaha yanaşıp çocuğun  bedenine uygun bir yağmurluk almış. Almış  almasına da çocuk daha ilk yağmur da yağmurluğu giyince kumaş  bir çekmiş ki kolunun yarısına kadar gelmiş. Adam sinirlenip bir hafta sonra çocuğunu kolundan tuttuğu gibi soluğu satıcının yanında almış. Satıcıya dönerek bak bakalım bu çocuğu bir yerden tanıyacak mısın deyince. Satıcı çocuğun kolunun yarısına kadar çeken yağmurluğu görünce hemen  manzarayı anlamış ve arkasından hemen cevabı yapıştırmış. Maşallah çocuğunuz bir haftada ne kadar da büyümüş  deyivermiş. Pişkinliğin bu kadarına da  pes doğrusu. Ama büyüklerimiz boşa söylememişler doğrusu “Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti” diye.

        Onun için her tezgahın başında gel abla gel batan geminin malları bunlar diyenden mal almayacaksınız. Hani  ayakkabı satıcının biri tezgahının başında gel vatandaş gel ayakkabılar altı kâğıt, yetişen alıyor diye bağırınca millet sıraya girip altı lirayı verip ayakkabıyı alan gidiyormuş. Tabii  eve gidince herkes bir bakıyor ki hakikaten ayakkabının altı mukavva kağıdı. Şimdi ayakkabıyı geri getirince satıcı size ne diyecek arkadaş ben satarken size altı kağıt demedim mi dedim. Hadi ayıkla şimdi pirincin taşını.

         Hadi ilginç bir hikayeyle daha bu haftaki yazımızı noktalayalım isterseniz. Satıcının biri pazarda zeytin satıyor. Müşterinin biri soruyor. Usta zeytinin nasıl güzel mi? Satıcıda tat bak abi diyor. Müşteri oruçluyum tadamam deyince o zaman al git haftaya parasını verirsin diyor. Diyor ama sonra aklına geliyor. Ramazan ayı değil bu oruç ne orucu acaba diye müşteriye soruyor. Af edersiniz ama bu tuttuğunuz oruç ne orucu. Valla nasıl söyleyeyim üç sene evvelki ramazan ayından bir borcum vardı. Onu ödüyorum deyince satıcı müşteriye hemen zeytini bırakmasını söyler. Müşteri biraz bozularak hayrola bana güvenmiyor musun deyince, satıcı kusura bakma arkadaş sen Allah’a olan borcunu üç senede ödüyorsan, bana olan borcunu Allah Kerim kim bilir ne zaman ödersin kusura bakma veremem der. Yüzünüzden tebessümünüz eksik olmasın. Herkese iyi pazarlar.

Bu yazı toplam 929 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.