• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 7 °C

Batı’dan kopacak mıyız?

İsmet ÇİĞİT
Dünyada çok hızlı ve çok ürkütücü değişim rüzgarları esiyor. Kim ne derse desin, kim nasıl nutuk atarsa atsın, bütün dünyada  “İslamafobi” dehşet verici bir şekilde yayılıyor, büyüyor.
Rahata alışmış, refah içinde, güven içinde yaşayan, özgürlükleri sınırsızca kullanan,  çağdaş hukuk devleti normlarını en üst seviyede kullanan toplumlar tedirgin. 
Avrupa’da, Hıristiyan dünyasında, ırkçı, şiddet yanlısı siyasi partiler güçleniyor. Müslümanlara, sırf Müslüman oldukları için nefret duyan, şiddet uygulayan gruplar çeteleşiyor.. 
Atatürk Türkiye’si, bu konudaki dengeleri çok büyük özenle koruyup, kollayan bir devletti. Geçmiş yıllarda bizim ülkemizde “Laik devlet” “Kemalizm” kavramlarının abartılı ve yanlış kullanımı ile, inançlı insanlar üzerinde haksız ve abartılı baskı uygulandığını, Türkiye’nin bugünkü siyasi görünümünün de bu hatalardan kaynaklandığını gönülden kabul etmiş ve pek çok kez bu görüşü açıkça ortaya koymuş biriyim. 
Ama bugün de ülkemizde ters yönde çok yanlış ve aşırı uygulamalar yapılıyor. 
………..
Dünyanın bugünlerde en çok konuştuğu, en büyük sıkıntı haline gelen terör olaylarının hortlamasındaki en büyük sorumlunun İsrail ve ABD olduğunu da her zaman kabul etmişimdir. Filistin’de insanlar özgür olabilse, kendi vatanlarında kendi devletlerinin bayrağı altında özgürce yaşıyor olabilse; Filistin topraklarında, Afganistan’da, Irak’ta,  diğer Müslüman ülkelerde sıradan, yoksul insanlar batılı güçlerin silahları ile bir böcek, bir sinek gibi öldürülmemiş, onların yaşam tarzlarına müdahale edilmemiş, onlara kendi geleceklerini hazırlama imkanı sağlanmış, çoluk çocuklarının açlıktan ölmeleri önlenmiş olabilse, hiç kuşkusuz bugün dünya, özellikle Avrupa çok daha güvenli ve huzurlu olabilirdi. 
Dünyaya terörü biz getirmedik. Dünyadaki terör korkusunun temel nedeni, başlangıç noktası Müslümanlar değildir. Bütün bunları peşinen kabul ediyorum. Terörün her türünü de şiddetle lanetliyorum. 
Ama çok hızlı gelişen kabus ortamında ülkemizin nereye doğru sürüklendiğini, orta ve uzak gelecekte ülkemizin başına nasıl çoraplar örülebileceğini de korkarak hissediyorum. 
Bugün ükemizde yaşayan hiçbir yabancının, hiçbir gayrimüslüm insanın riski yoktur. Ama gidin Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya, sokaktaki Müslüman için artık yaşam garantisi yoktur. 
Geçen gün, çok saydığım, sevdiğim bir büyüğümden duydum. 65 yıldan beri Avustralya’da yaşayan, orada hayat kuran, Avustralyalı eşi bulunan akrabası aramış, “Bana oralardan bir ev satın al. Artık burası bizim için yaşanamaz hale geldi. Vatanıma geri dönmek istiyorum” demiş. Bu ürkütücü bir durumdur. Bugün Avrupa’ya yayılmış milyonlarca soydaşımız, vatandaşımız da çok zor durumdadır. 
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ipler kopmak üzeredir. Aslında Türkiye, bu durumu lehine çevirebilecek imkanlara da sahiptir. Çünkü, bizim ülkemizin çok önemli, çok stratejik bir durumu var. Hala daha Allah’a şükürler olsun ki, demokratik, laik bir devlet düzenimiz var. İslam alemi içinde bu konuda tek örnek durumundayız. 
Ama son yıllarda IŞİD’lerle, Hamas’gillerle öyle fazla içli dışlı, sıkı fıkı olduk ki,  Avrupa’daki terör olaylarından sonra gözler hemen bize dönmeye başladı. Artık Türkiye’den, İstanbul’dan kalkan uçaklarla Avrupa kentlerine giden insanlar gittikleri yerde ıstırap çekiyorlar. Bazı Avrupa ülkelerinde Türk vatandaşları, sadece Türk vatandaşı oldukları için gözaltına alınabiliyorlar. Avrupa’da devletlerin bu baskıları artarken, ırkçı, faşist gruplar da Türklerin, Müslüman ailelerin evlerini kundaklıyor, işyerlerini basıyorlar. 
Avrupa Birliği, Türkiye ile ilgili zehir zemberek raporlar açıklıyor. Çok açık biçimde Türkiye Avrupa’dan kopuyor ve biz bu durumu düzeltmeye çalışmak yerine Osmanlı’dan, tarihteki 16 devletimizden bahseder oluyoruz. 
………
Benim Avrupalı olmak gibi bir tutkum, sevdam hiç olmadı. Kesinlikle ve ısrarla yıllardır bir Avrupa ülkesine gitmedim. Vize başvurusu için Avrupa ülkelerinin konsolosluğuna gitmeyi bile reddediyorum. Çok sıkıldığım, bunaldığım, tatil ihtiyacı duyduğum zaman KKTC’ye kaçıyorum. 
Ama Avrupa olmak, Avrupa Birliği içinde olmak,  sadece Roma’ya gidip Pizza yemek, Paris’e gidip Eyfel’e karşı kafede oturmak değildir. Avrupalı olmak, demokrasinin, insan haklarının, hukuk devletinin teminatıdır. Türkiye, Avrupa’dan, Atatürk’ün işaret ettiği “Çağdaş medeniyetler” hedefinden koparsa,  şuna emin olun ki, çok uzun olmayan bir gelecek içinde bu toplum için Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, insan hakları  gibi kavramların tamamı  yok olup gidebilir. 
O zaman bize  petrol zengini dindaşlarımız, Araplar, Hamas, IŞİD falan sahip çıkar, destek verir mi sanıyorsunuz?.. Kıllarını kımıldatmazlar. Bir damla ham petrol,  bir küçük hurma bile bedava vermezler. 
Gidişat bugünkü gibi devam ederse,  Türkiye’nin hep rüzgardan yana dönen büyük zenginleri,  medya patronları, holding sahipleri de evlerinin, saraylarının, rezidanslarının hatta bankalarında yüklü hesaplarının bulunduğu Avrupa ülkelerine gidemez, giremez hale geleceklerdir. Türkiye, ticaretini Avrupa ile yapan,  ekonomik manada Avrupa’ya göbekten bağlanmış bir ülkedir. 
Avrupa’dan kopmak demek, sadece huzurun, istikrarın, demokrasinin, hukuk devleti ve laik devlet ilkelerinin ortadan kalkması değil, aynı zamanda ekonominin çöküşü demektir. Daha büyük işsizlik, daha derin yoksulluk demektir. 
Eski soğuk savaş yıllarında olsak,  Avrupa ve ABD’den kopup, komünist Rusya’nın gölgesine sığınırdık ki, emin olun 77 milyon insanla eşit şartlarda gerçek manada bir komünist sistem içinde yaşamak da beni rahatsız etmezdi.
Böyle giderse, şimdilerde çok güvendiğimiz Suudi Arabistan, Katar, Yemen, hatta İran bile batıyla yakınlaşır da, biz iyot gibi ortada, açıkta kalıveririz. 
Dikkatli olmamız lazım.. Aklımızı başımıza almamız, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’in yoluna girmemiz lazım. Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin TC vatandaşlarının itilip kakılmasını, dışlanmasını kabul edemeyiz. Kendi değerlerimize, elbette dinimize, geçmişimize, ecdadımıza da sahip çıkarak, çağdaş dünyanın içindeki yerimizi koruyacak adımlar atmamız lazım. Gidişat böyle sürerse, “90 yıllık reklam arası”nın ardından çok kanlı bir korku filmi başlar. 
Bu yazı toplam 224 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37