1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Baykal, gecekonduya gider miydi?
Baykal, gecekonduya gider miydi?

Baykal, gecekonduya gider miydi?

CHP'nin olağanüstü kurultayı Cumartesi günü yapıldı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, blok liste yöntemiyle belirlediği 80 kişilik Parti Meclisi listesini kurultaya onaylattı. Birileri hâlâ...

A+A-

CHP'nin olağanüstü kurultayı Cumartesi günü yapıldı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, blok liste yöntemiyle belirlediği 80 kişilik Parti Meclisi listesini kurultaya onaylattı.

Birileri hâlâ direnmeye çalışıyor. Adamlarına listeden Gürsel Tekin'i silmelerini öğütlediler. Nitekim kurultayda oy kullanan CHP delegelerinden 360'ı, Gürsel Tekin'in adını çizdi. Aslında hedef Tekin değil, Kılıçdaroğlu'ydu. O'nu yıpratmak “İktidar yürüyüşü” olarak adlandırdığı yeni başlangıcı örselemekti.

Tutmadı oyunları. İtirazları fayda etmedi. Kılıçdaroğlu'nun listesi delinmedi, Gürsel Tekin Parti Meclisi dışına atılamadı.

Kurultay sinir harbiydi. Hazırlıkları, süreci elbette çok yıpratıcıydı. Kılıçdaroğlu, kurultay yorgunluğunu çıkartmak için içkili lüks bir restauranta, Ankara'nın ünlü balıkçı lokantalarından birine gidebilirdi. Ne de olsa önemli bir zafer kazanmıştı. Ama eşinin elinden tuttu, Ankara'nın gecekondu bölgesi Tuzluçayır'da Yozgatlı alevi bir ailenin evine misafir gitti.

Eski CHP'yi, Baykal'ın CHP'sini düşünün. Deniz Baykal kalkıp bir gecekonduya, bir gariban ailenin evine misafir olabilir miydi?.. Ya da Önder Sav böyle bir eve gidebilir miydi?..

Gitseler, oturamazlardı. O insanlarla konuşamaz, o insanların ikramlarını yiyemezlerdi. Kılıçdaroğlu'na ise bu tavır yakışıyor. Baykal ve Önder Sav'ın CHP'si bu nedenle halkın içine karışamıyordu. Kılıçdaroğlu, bütün kapıları çalacak. Alevi evinde aşure de yiyecek, camiye gidip namaz da kılacak. CHP'de böyle bir genel başkana kesinlikle ihtiyaç vardı.

Şimdi çok utanmaları gerekiyor

Geçen yıl bu sütunlarda Eski Gölcük Yolu üzerinde, Outlet Center karşısındaki alanda yapılan imar planı değişikliği hakkında pek çok yazı yazmıştım.

Büyükşehir Belediyesi, bütün yasaları, kuralları yok sayarak, yol kenarındaki arazinin imar planını değiştirmiş, burada akaryakıt istasyonu yapılmasına izin vermişti. Üstelik, yasalara aykırı biçimde imar planı değiştirildikten hemen sonra bu alanda akaryakıt istasyonunun inşaatı için ruhsat da verilmişti.

AKP içinde de bu imar planı değişikliğine, göz göre göre rant aktarımı olduğu için karşı çıkanlar vardı. Karar İzmit Belediye Meclisi'nden geçmemiş, imar komisyonunda AKP'lilerin oyları ile reddedilmişti.

Başkan Karaosmanoğlu bastırdı. Çünkü bu arazide akaryakıt istasyonunu çok sevdiği bir dostu yapacaktı. Başkan Karaosmanoğlu, belki de bilerek ilk kez böyle bir rant aktarımı için taraf olmuştu.

Karar Büyükşehir Meclisi'nden çıktı. Ama CHP'li Ali Haymanalı peşini bırakmadı. Bu imar planı değişikliğini İdare Mahkemesi'ne götürdü.

Mahkeme oy birliği ile imar planı değişikliğini ve akaryakıt istasyonu inşaat ruhsatı ile ilgili işlemi durdurdu. Çok büyük olasılıkla arkasından iptal kararı da gelecek.

İdare Mahkemesi'nin üç sayfalık gerekçeli kararını gördüm. Yürütmenin durdurulması kararı, üç hakimin oy birliği ile alınmış. Çünkü bilirkişi raporları çok açık. Nereden bakarsanız bakın, yol kenarındaki bu alanın imar planının değiştirilmesi, burada akaryakıt istasyonu yapılmasına izin verilmesi, yasalara aykırı. Kamu menfaatine aykırı. Bu değişikliğin sadece rant aktarmak, birilerini kayırmak için yapıldığı ortada.

Başkan Karaosmanoğlu, hangi türden baskıların altında o zaman bu işte bu kadar ısrar etmiş, göz göre göre büyük bir yanlışa alet olmuştu hâlâ anlayamıyorum.

Maraş'ta unutulmayan acılar

Üzerinden uzun zaman geçti, 40'lı yaşlardan küçük olanlar hatırlamıyorlar, bilmiyorlar… Ama Türkiye 12 Eylül 1980 öncesi gerçekten çok sıkıntılı, çok karışık günler yaşadı. Üstelik bu dönemde çok insan acı çekti, can verdi. En kötüsü bu olayların arkasında maşaları tutan ellere, olayları bahene ederek darbe yapanlara hesap sorulamadı.

12 Eylül 1980 öncesi Türkiye tarihindeki en karanlık dönemlerden biri, 19-25 Aralık tarihleri arasında Kahramanmaraş'ta yaşanmıştı. 19 Aralık 1978 günü akşamı, kentteki bir sinemaya yapılan bombalı saldırı ile başlayan olaylarda, hemen hepsi Alevi 111 kişi hayatını kaybetti.

Bu olayların, Türkiye'de askeri darbeyi davet etmeye çalışan derin devlet tarafından organize edildiği öne sürüldü. Hatta halen devam eden Ergenekon Davası içinde de Kahramanmaraş Katliamı ile ilgili dosyalar var. 12 Eylül 1980 sonrası, Kahramanmaraş olayları ile ilgili 804 kişi hakkında dava açıldı. Dava 11 yıl sürdü. 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak daha sonraki dönemlerde çıkan af yasaları ile hükümlülerin büyük bölümü erken salındı.

Önceki gün 1978 yılında katledilen 111 kişinin yakınları, bu acı günün yıldönümünde protesto için Kahramanmaraş’ta toplandılar. Kentte yine gerilim yükseldi. Hatta, katliamın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller'in, bu katliamı protesto edenleri meydana hakim binadaki ofisinin balkonundan izlediği görüldü.

Türkiye ne yazık ki, 12 Eylül'ün yaralarını hâlâ sarabilmiş değil.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.