• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli 8 °C

Bayram haftasına girerken

İsmet ÇİĞİT
Bu şehirde doğdum, büyüdüm, yaşadım. Neredeyse 40 yıldır aynı işi yapıyorum. 
Kaç bayram, kaç seçim gördük. Ne seller, fırtınalar yaşadık. Ne heyecanlı maçlar, ne şampiyonluklar, ne hüzünlü küme düşmelere tanık olduk. Büyük depremi yaşadık..
Yıllardır her konuda ahkam kesmek üstümüze düşen görev oldu.
Bazen, ister istemez tekrara düşer insan. Aşağıdaki yazının benzerlerini, geçmiş bayram haftaları öncesinde de okumuş olabilir benim yazılarımın müdavimleri. “Bu adam artık kendini tekrarlıyor” diye düşünmeyin.. Yaş ilerledikçe fiziki durumda elbette gerilemeler oluyor da şimdilik zihnimden çok fazla kaygım yok.. 
………..
Yarından itibaren Bayram Haftasına giriyoruz. Kurban Bayramları’nın da kendisine özgü önemi vardır ama bizim hayatımızda mübarek Ramazan çıkışına rastlayan Ramazan Bayramı daha önemli ve hareketlidir. Alışveriş hele hele bu Ramazan Bayramı mevsim dönüşümüne rastlarsa canlanır. 
Yukarıdaki girizgahta da belirttiğim gibi, buna benzer yazıları geçmiş bayramlarda çok yazdım. Ama bu ve benzeri yazıların, bizim kentimizde her geçen bayram daha da önemli ve gerekli hale geldiğini düşünüyorum. 
………
Benim çocukluğumda Ramazan Bayramı gelirken, arefeden bir ya da iki gün önce rahmetli babam elimden tutar, bayram alışverişi için çarşıya çıkartırdı. Babam, Seka’da bir garip işçi. Bayram alışverişi için öyle çok parası olmazdı. Ben, üç çocuğundan en büyüğü ve en güvendiği oğlu… Benimle bayram alışverişine çıkmak babam için, babamla bayram alışverişine çıkmak benim için büyük bir gururdu ve özel bir durumdu. 
Biz alışverişe çıkmadan önce rahmetli babaannem oturduğu köşesinde şöyle bir gözlerini kapar, parmaklarıyla sessizce hesap yapar- Bayram ziyaretine gelmesini beklediği komşu çocukları, torunlar, hasım akraba çocukların sayısını hesaplar-“Bana şu kadar adet beyaz mendil, şu kadar çift çocuk çorabı” diye kendi siparişini verirdi. 
Birinci geçit mevkiinden başlardık Babamla bayramlık çarşı turuna. Tadlan Şekerleme’den bayram çikolatasıyla. Sarı metalik kağıda sarılı, içi nuga ve fındık, üstü çikolata kaplı Figaro
-ki en pahalı çikolataydı- benim favorimdi. Mutlaka, içi üzümlü, fındıklı, fıstıklı, portakal kabuklu küçük drajelerden alınırdı. O zamanlar bir de sarı altın renkli ambalaj içinde para şeklinde yuvarlak çikolatalar, şemsiye çikolatalar vardı. Pantolon, gömlek, kılık kıyafet 2’nci geçit mevkiinde, karşı cadde üzerindeki Küçükörs Konfeksiyon’dan alınırdı. Rahmetli İbrahim Küçükörs’ün dükkanının vitrininde bayramlıklar yerini alırdı. 
Bayramlık alışveriş, Küçükörs’te uygun gömlek bulunamamışsa az ilerideki Güngör Derman’ın Renk Mağazası’nda devam ederdi. Sıra ayakkabıya gelince, vazgeçilmez adres, elbette Moralı olur, Ateş Ağabey’in tezgahına otururduk. 
Bayramlık alışverişimiz, İstiklal Caddesi’nde rahmetli Avni Şener’in tezgahı çevresindeki manifaturacılardan beyaz mendil ve çocuk çorapları alıp, babaannemin siparişlerini tamamlayınca biterdi, Aladağ’dan pastırma; Camcı’dan karpuz bayram alışverişinin tuzu biberi olurdu. İstiklal Caddesi’nden Alemdar’a doğru yürürken o zamanlar moda olan Bayram kartlarının envai çeşidini görmek için PTT binasına yaslanmış tezgahlardaki kutlama kartlarına da mutlaka göz atardık. 
……….
Artık bu anlattıklarımın hiç biri yok. Elbette şekerci, konfeksiyoncu, gömlekçi, ayakkabıcı,  manifaturacı var. Ama eski bayramların heyecanı yok. Eski tatlı bayram telaşı yok. Yukarıda saydığım, hepsi İzmitli insanlara ait mağazaların, markaların pek çoğu yok. Tek tek pes ettiler, kapandılar.. Bayram, yılbaşı kartları zaten cep telefonu mesajlarına, sosyal medya geyiklerine kurban olup gitti. 
Esnaf zorda sevgili dostlar. Hele bu şehrin esnafları çok zorda… Büyük bölümü pes etti. Kapattı dükkanı, indirdi tabelasını, dükkanını kiraya verdi ya da sattı. AVM’lerle kuşatıldı şehrimizin her tarafı. İzmit çarşısına araba ile giremez, girsek arabayı koyacak yer bulamaz hale geldik. 
Kolayımıza geldi AVM’ler. Otoparkı var. İçerisi küfür küfür klimalı.. Şekercisi, konfeksiyoncusu, ayakkabıcısı, mendilcisi, çorapçısı hepsi aynı çatının altında. Üstelik hepsi ya ulusal, ya uluslar arası markalı. 
Alışveriş yaptıktan sonra, köftecisi, pidecisi,  lahmacuncusu, kebapçısı da orada... Dondurma, muhallebi, baklava elinin altında. Çocuklar ayak altında vıdı vıdı etmiyor, AVM içindeki oyun alanında kendi kendine vakit geçiriyor. 
……………
Yanlış anlaşılmasın.. AVM’lere karşı değilim.. İnternet çıktı, bizim meslek de geriledi, kimilerine göre kağıt gazeteciliğin sonu geldi. Devir değişiyor.. AVM’ler, ulusal, uluslar arası markalar kaçınılmak birer gerçekler. Ama şehirlerin ruhunun korunması için, insanların da biraz duyarlı olması gerekiyor.. Biraz zorluğu, hatta belki birkaç lira fazla para ödemeyi göze alın.. Arabanıza park yeri bulmakta biraz sıkıntı çekin. Fethiye Caddesi, İstiklal Caddesi, İnönü Caddesi’ne, kentin doğusundaysanız, Turan Güneş; Zincirlikuyu, Bağdat Caddesi’ne biraz şans verin. Yürüyün biraz. Bu şehrin esnaflarının dükkanlarına girin.
İhtiyacı var İzmit esnafının size, bize… Bu bayram öncesi alışveriş için girip çıkacağınız şehir merkezindeki dükkan, belki bir sonraki bayramda olmayacak. 
Bir hayat öpücüğü verin.. Yerli esnafın bize, bu şehrin insanlarına ihtiyacı olduğu kadar; bizim, bu şehrin insanlarının da o yerli esnafa ihtiyacı var.. 
İyi pazarlar. 
Bu yazı toplam 224 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37