1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bebeklerimizin borçları
Bebeklerimizin borçları

Bebeklerimizin borçları

Yıl 1968, aylardan Mayıs. Askerliğimi yapmak için Sivas’a gidiyorum. Rize’nin Çayeli ilçesinin Karaağaç köyüne veda edip düşüyorum yola… Gidenler bilir; iki ay Temeltepe’de, iki ay da Kabak

A+A-

Yıl 1968, aylardan Mayıs. Askerliğimi yapmak için Sivas’a gidiyorum. Rize’nin Çayeli ilçesinin Karaağaç köyüne veda edip düşüyorum yola…

Gidenler bilir; iki ay Temeltepe’de, iki ay da Kabakyazı’da eğitim yapıyorum. 1948 – 2 tertibim ve Yılmaz Güney’le birlikte yapıyoruz eğitimimizi. Birlikte taş taşıyor, tüfek eğitimi alıyoruz…

Eğitimlerin sonrasında öğretmen olarak, er – öğretmen olarak tayinlerimiz çıkıyor. Benim şansımda Bitlis’i görmek de varmış demek ki. Gidiyorum Bitlis’e ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nden görev yerimi öğreniyorum; Hizan ilçesinin, Uçum nahiyesinin Çırçak köyü…

Şıh Selahattin’in, yani Kâmuran İnan’ların Gayda köyüne kadar araç yolu var. Sonrasında yaya olarak bir günlük uzun bir yol benim köyüme…

Tek öğretmenim. Okul binası tek katlı ve taş yapı. Yarısı lojman, yarısı derslik. Sorunlar diz boyu değil, gırtlağı aşmış ve ben henüz 20 yaşında bir delikanlıyım. Çocukların konuştukları dili bilmiyorum, köyde kimseyi tanımıyorum, yemeğim, ekmeğim bile sorun…

Alışıyorum yavaş yavaş. Akşamları köylüler geliyor lojmana, sohbet ediyoruz, çay içiyoruz. En çok da köyün bekçisi İkram geliyor. Yere bağdaş kuruyor ve can kulağıyla dinliyor konuşulanları. Yine böyle bir akşam sohbetinde, memleketin hallerini anlatırken, köylülerin anlayacağı bir dille;

“Doğan çocuklarımız borçlu doğuyor” diyorum ben ve İkram’ın bunu beynine not ettiğini unutuyorum.

Aradan günler geçiyor. Beni teftişe gelen müfettişi konuk ediyorum bir gece lojmanda. O akşam yine sohbet var her zamanki gibi ve müfettiş köylüleri dürtüyor hafiften;

“Nasıl, öğretmeninizden memnun musunuz?”

“Memnunuz” diyorlar ama, İkram’da bir kıpırtı. Bunu fark ediyor müfettiş ve İkram’a soruyor bu kez;

“Neden? Ne yapıyor ki öğretmen?”

İkram olanca temizliğiyle anlatıyor;

“Bize çok şey öğretiyor öğretmen. Mesela, bizim çocuklar borçlu doğuyormuş!”

Müfettiş iyice dikkat kesiliyor. İkram’ın ne söylediğini de anlıyor doğal olarak. Benim daha stajyerliğim kalkmamış ve endişeleniyorum. Ne ki, müfettiş aklı başında, anlayışlı ve aydın biri çıkıyor ve sorun çıkmıyor…

Sonraki yıllarda, çok sonraki yıllarda yazı yazmaya başlıyorum ve her doğan çocuğun 2 bin lira borçla doğduğunu not düşüyorum…

Ya şimdi!..

“Bebeklerimiz 9 bin lira borçla doğuyor” Bağımsız Sağlık – Sen ki; bunun bir araştırmanın sonucu olduğunu biliyorum.

Nereden nereye değil mi?

Ve Başbakan 2023 yılından söz ediyor daha. Hala daha kandırmaya çalışıyor insanları.

Kanacak mısınız?..

Bu haber toplam 1022 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.