1. YAZARLAR

  2. İlksen ÇAĞLAYAN

  3. Beklenti Duymadan
İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Beklenti Duymadan

A+A-
En son ne zaman karşılık beklemeden sevdiniz birisini? Karşılıksızca, hesap kitap yapmadan, beklenti içine girmeden sevebilmeyi , hoş görebilmeyi , güvenmeyi en son ne zaman ya da şöyle diyeyim hiç denediniz mi? 
Sevginin  hep iki kişi arasında olduğunu düşündük belki de.. Halbuki bu böyle değildi..Bir de bir arkadaşı, eşi, akrabayı ya da bir küçüğü sevebilmek için hep anlamsızca bir neden aradık. Sevmenin  hep bir  beklenti içine girerek , bir arayış  olduğunu düşündük. “Bugün de arar mı?” diye sorduk kendimize. Halbuki biz de onu aramadan sevmeyi devam ettirebiliyorduk gizliden gizliye , bunu unuttuk. Gülümsemenin de karşılıklı olduğunu düşündük. Güldükçe karşımızdaki de güler sandık, yine girdik bir beklentiye. Hep bir stresle, hep bir heyecanla aldık nefesleri. Yardımın ve iyiliğin sevginin bir parçası olduğunu düşündük. Minik bir yardımı bile ilk başlarda düşünmeden yapıyorsak, sonraları hesaplı kitaplı yapar olduk. Hep bana dokunmayan yılan bin yaşasın istedik ama kendi başımıza  bir felaket geldiğinde bir yardım eli arar olduk, beklenti içine girdik, kendimizle ters düştük.
Hayatın hep sevmekle devam ettiğini, sevmenin , sevilmenin bir karşılık olmadan da sürebileceğini en kısa sürede hatırlamamız lazım. Gülümsemeyi , ne olursa olsun, ne yaşanmışsa yaşansın yine de eksik etmememiz gerektiğini hatırlamamız lazım. Kurnazlık yerine akılla cevap vermeyi ve her şeyden önce bu dünyayı sevginin döndürdüğünü, kalbimizin sevgi için çarptığını kendimize hatırlatmamız lazım. Tek bir farkla.. Beklentisizce ve doya doya severek..


Güzel Bir Hikaye – Üç Arkadaş
Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti; “Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız”, dedi. “Lütfen içeri gelin, size yiyecek bir şeyler  hazırlayayım.”
Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu. Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; “Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz”, dedi.
Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. “Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler” dedi. Yaşlı adamların bu davranışlarını  öğrenince, kadının eşi üzüldü. “Bir bakıversene dışarı”, dedi. “Hâlâ oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve.”
Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. “Eşim geldi, şimdi evde” dedi ve onlara davetini yineledi; “Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?”
Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; “Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz”, dedi ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; “Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, zenginliktir. Bu yanımda oturan arkadaşımın adı başarı, benim adım ise sevgidir.
Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu “Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın”, dedi. “İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin, kararınızı bize bildirin.”
Kadın, sevginin önerisini eşine anlattığında, adam sevinçten göklere fırladı. “Aman ne güzel, ne güzel”, dedi. “Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur.”
Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi. “Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?”, dedi.
Annesiyle, babasının  bu konuşmasına, içerideki odada bulunan kızları  da kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi; “En doğru karar, sevgiyi davet etmek değil midir?”, dedi. “Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak”
Kızlarının bu önerisi, annenin de, babanın da  çok hoşlarına gitti. “Tamam, en doğru karar bu olacak” dediler. Sevgiyi davet edelim…”
Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; “İçinizde hanginiz sevgiydi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun…”
Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve sevginin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, zenginlikle başarıya sordu; “Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız sevgiyi davet etmiştim.”
Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler; “Eğer içimizden yalnız zenginliği ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat siz sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize.”
Ve kadının “niçin?” diye sormasını beklemeden, zenginlik ve başarı sözlerini şöyle sürdürdüler; “Çünkü sevginin olduğu her yerde, biz zenginlik ve başarı da her zaman, onun yanında oluruz.
“ Acı  duyabiliyorsan canlısın. Başkasının acısını duyabiliyorsan insansın.” Tolstoy
Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.