1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. “Ben küstüm, oynamam” mantığı doğru değil
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

“Ben küstüm, oynamam” mantığı doğru değil

A+A-
7 Haziran seçimlerinden buyana Türkiye’de yaşanan siyasi olayların çok farklı değerlendirmeleri yapılabilir. Bence, 7 Haziran’da ortaya çıkan çok net siyasi tablo içinden bir koalisyon hükümetinin çıkartılmaması, ülkenin ısrarla  “Tekrar seçime” götürülmesi yanlıştır. Ne yazık ki, bu tabloyu, hiçbir zaman tarafsız olamayan Cumhurbaşkanı yaratmıştır. 
Seçim sonrası, 63 ncü hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun CHP ve MHP ile yaptığı koalisyon kurma pazarlıklarının şekli ve bu pazarlıklarda ortaya konan tavırlar da tartışılabilir. CHP 4 yıllık bir koalisyon kurulmasını istemiş, Başbakan’ın “birlikte kısa süreli bir hükümet kuralım, ülkeyi erken seçime götürelim” teklifi CHP tarafından kabul edilmemiştir. MHP başından itibaren HDP’nin varlığını reddeden, AKP ile koalisyon kurmayı kabul etmeyen, “Millet bize ana muhalefet görevi verdi” sözünü sahiplenen tavır izlemiştir.
Bütün bunlar, size göre doğru, bana göre yanlış; ya da bana göre yanlış, size göre doğru olabilir. Bütün bu gelişmeler, siyasi teamüller kapsamında, ama siyasi partilerin taktik hesapları içinde yaşanmıştır. 
…………
Gelinen nokta, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir “Seçim Hükümeti” kurulmasını zorunlu kılmıştır. 
Bir genel seçimden sonra seçimden birinci çıkan partinin genel başkanına hükümet kurma görevinin verilmesi, bu görevin verilişinden sonra 45 gün geçtiği halde hükümet kurulamaması halinde bir “seçim Hükümeti” kurulması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu’nun ya da AKP’nin dayatması değildir. Bir Anayasa hükmüdür, zorunluluktur.
Buraya kadar yaşanan olaylar içinde, Başbakan Davutoğlu’nun hükümeti kurma görevini aldıktan 40 gün sonra “Ben kuramıyorum” diyerek görevi iade etmesinin ardından, geride kalan 5 günlük süre için, seçimden ikinci çıkan CHP’nin lideri Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanı’nın hükümet kurmakla görevlendirmemesi de siyaseten, ahlaken elbette tartışmaya açıktır. Tarafsız olması ve yasaları, temayülleri uygulaması gereken ve beklenen Cumhurbaşkanı’nın, “Beştepe’nin yolunu bilmeyenlerle vakit kaybetmem” tarzı, demokrasimiz açısından pek şık olmamıştır. 
Ama tekrar vurgulamak istiyorum.. Buraya kadar geçen süreç her açıdan tartışılabilir. 23 Ağustos itibariyle, bir başbakanın görevlendirilmiş, ama hükümetin kurulamamış olmasının üzerinden 45 gün geçmiştir. Bu durumda Anayasa, Cumhurbaşkanına ülkeyi erken seçime götürme yetkisi veriyor. 
Cumhurbaşkanı bu yetkiyi kullanıyor. Zaten başka bir çare de kalmamıştır. 
Evet, keşke bu siyasi tablo içinden bir hükümet kurulabilse, çok büyük sıkıntılar ve sorunlar içinde bulunan, giderek daha fazla siyaseten kutuplayan ülkemizde siyasi partiler akılcı bir ortaklık modeli ile ülkenin sorunlarını çözmeye talip olsaydı. 
Eğer bu ilk seçenek yerine getirilemiyorsa, keşke erken seçim kararını Anayasa’ya dayanarak Cumhurbaşkanı alacağına, Meclis’teki partiler 4-5 aylık bir revizyon hükümeti konusunda uzlaşabilse, böyle bir koalisyon hükümeti kurulabilse, Türkiye, hiç değilse önümüzdeki ilk bahara kadar seçim yapmadan bir siyasi istikrarı yakalama imkanına ulaşsaydı. 
Olmadı.. Bu tablonun sorumlularını tartışmak, bu tablo üzerinde değerlendirmeler yapmak;  Cummhurbaşkanı’nı, ya da muhalefet partilerini bu tablodan sorumlu tutmak herkesin kendi  bakış açısı ve siyasi görüşü ile ilgili bir durumdur. 
………….
Gelinen nokta belli: Cumhurbaşkanı Anayasal yetkisini kullandı, Meclis Başkanı ile görüştü,  “Tekrar seçim” kararını ilan etti. Bu arada, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) devreye girdi, normalde 90 gün olan seçim süresini, 60 güne sıkıştırabileceğini açıkladı. Şimdi Türkiye çok büyük olasılıkla-kesin tarihi YSK açıklayacak- 1 Kasım’da yeniden seçime gidiyor. 
Anayasa’ya göre, 5 gün inde geçici hükümet kurulacak. Anayasa geçici hükümetin nasıl kurulacağını da belirlemiş. Bu Türkiye siyasetinde ilk kez yaşanan bir durum. Cumhurbaşkanı, Davutoğlu’nu yeniden görev verecek. Geçici seçim hükümetinde İçişleri, Adalet, Ulaştırma Bakanları tarafsız olacak. Hükümette 7 Haziran’da alınan oy oranlarına göre, AKP’nin 11, CHP’nin 6, HDP ve MHP’nin 3’er bakanı bulunacak. 
Bunları Cumhurbaşkanı belirlemedi. AKP belirlemedi. Oyunun Anayasa’da yazılı kuralı böyle. Şimdi kalktılar, CHP ve MHP, “Biz seçim hükümetine üye vermeyeceğiz” diyorlar. Bu tavrın temel nedeni bellidir. Türkiye bir terör sürecinden geçiyor ya.. Toplumsal algı yönetimi ile, bu terör patlamasının yegane sorumlusu olarak HDP gösterilmek isteniyor ya.. CHP ile MHP, geçici seçim hükümetinde AKP ile HDP’yi baş başa bırakıp, halka “Bakın AKP, HDP ile koalisyon kurdu” diyecekler. Bu tavır her şeyden önce 6 milyon oy almış HDP’ye yapılan bir hakaret ve haksızlıktır. 
………
Değerli okurlar, Türkiye alev alev yanıyor. Bir yandan terör kan akıtıyor. Öbür yandan ülkemiz ekonomik açıdan-Allah muhafaza- komşu Yunanistan’dan daha kötü bir duruma sürükleniyor. Cebinizdeki parayı hiç harcamıyor, yemiyor, içmiyor, eğlenmiyor olsanız da, her gün paranız eriyor. Her gün yoksullaşıyoruz. Pek çok sektör batmak üzere. 
Böyle bir ortamda Anayasa kuralları işletilirken, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasetçilerin, “Ben küstüm oynamıyorum” deme lüksü olamaz. Başbakan Davutoğlu, CHP’li 6, MHP’li 3 milletvekiline de kapalı zarf içinde Bakanlık görevi teklif edecek. Onlar kabul etmeyecekler. Bu durumda 5 gün içinde Başbakan meclis dışından, herhangi bir siyasi partiye üye olmayan isimleri CHP ve MHP kontenjanlarına ayrılan Bakanlık görevlerine atayacak. 
Oysa, hiç değilse bu aşamadan sonra siyasette aklıselim öne çıkmalıydı. Anayasa’nın öngördüğü seçim hükümetine CHP ve MHP kendilerine ayrılan kontenjan kadar Bakan vermeliydi. 1 Kasım seçimleri zaten çok zor geçecek. Seçim yaklaşırken, muhalefet partileri partizanlıktan, seçim güvenliğinden dert yanacaklar. Girsinler bu hükümetin içine. CHP, MHP ve HDP’nin bakan sayası, AKP’den fazla olacaktı. Seçim güvenliğini sağlasalardı. Terör ateşinin üzerine hiç değilse su dökselerdi. Ekonomik çöküşü hiç değilse durdurmak için çalışsalardı. “Ben küstüm, oynamıyorum” diyorlar. Hele CHP’ye bu tavrı hiç yakıştıramıyor ve hiç mantıklı bulmuyorum.
Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum