1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Benim sandığın seçim sonuçları…
Benim sandığın seçim sonuçları…

Benim sandığın seçim sonuçları…

Karabaş Mahallesi'nde oturduğum için oyumu yıllardan beri Ulugazi İlkokulu'nda kurulan sandıklardan birinde kullanıyorum. 2009 Yerel seçimlerinde 1107 nolu sandıkta kullanmıştım. 12 Haziran

A+A-

Karabaş Mahallesi'nde oturduğum için oyumu yıllardan beri Ulugazi İlkokulu'nda kurulan sandıklardan birinde kullanıyorum. 2009 Yerel seçimlerinde 1107 nolu sandıkta kullanmıştım. 12 Haziran'da sandık numaram 1117 idi. Sandığın numarası değişse de, sandıkta oy kullananlar çok küçük değişiklik gösteriyor. Son iki yılda bizim civar binalara yeni gelen veya giden olduysa sadece bu seçmenler değişiyor.

2009 yerel seçimlerinde benim sandıkta İl Genel Meclisi oyları şu şekilde dağılmış: CHP: 147, AKP: 64, MHP: 15, Saadet: 8, DSP: 5, ANAP: 3, TKP, DP, MP ve ÖDP: 1.

12 Haziranda ise dağılım şöyle: CHP: 140, AKP: 78, MHP:24, Saadet: 8, Has, TKP ve DSP 1 oy.

Benim sandıklara bakıp iki seçim arasında nelerin değiştiğine dair bir yorum yapılacak olursa son dönemde çok dillendirilen “CHP'den MHP'ye oy kaydı” teorisine hak verilebilir. Çünkü CHP 7 oy kaybetmiş, MHP 9 oy kazanmış. AKP 64 olan oy sayısını 74'e yükselterek %20'lik bir artış sağlamış. Yerel seçimde küçük partilere giden oyların önemli bölümü AKP'ye kaymış, yeni gelen seçmenin oyları da AKP'ye gitmiş görünüyor.

İlginç sonuçlardan biri de Saadet Partisi'nin iki seçimde de 8 oy alması. Bizim komşular arasında Saadet'ten vazgeçip Numan Kurtulmuş'un yeni kurduğu HAS Parti'ye kayan olmamış…

Marina'daki iskeleye yaya geçidi lazım

Saçma bir başlık oldu değil mi?  “İskelenin üzerinde araç mı var da, yaya geçidine ihtiyaç olsun” diye düşündüyseniz, bizim Marina'da tekne lokantaların faaliyet gösterdiği iskeleyi görmemişsiniz demektir.

Bu iskelede vızır vızır işleyen bir araç trafiği var. Şöyle iskele üzerinde biraz dolaşayım ucuna gidip geleyim deseniz, zorlanırsınız.

Tekne lokantaların sahipleri, çalışanları, müşterileri iki adım yol yürümemek için araçlarını getirip iskelenin üzerine bırakıyor. Akşam saatlerinde gidin bakın en az 30 araç iskele üzerinde. Oysa iskelenin girişinde bekçi var. Araç geçmesin diye barikat var. Ama bunları kaale alan yok…

İskelenin üzerinde aracıyla gezinti yapana, aracını iskele üzerinde park edene laf anlatmak güç olur. O nedenle belediyeden yayalar adına bir talebim var… Şöyle 1 metre genişliğinde yayalar için bir yürüyüş kulvarı hazırlasınlar. Bari iskele üzerinde otomobil altında kalmak gibi dünyanın başka yerinde karşılaşılmayacak vukuata kurban gitmeyelim…

Baykal ve arkadaşlarının söz hakkı var mı?

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığında genel seçime giren “Yeni” CHP'nin aldığı sonuçlar üzerine yapılan tartışmalar bitmiyor. 12 Haziran gecesi Genel Başkan Kılıçdaroğlu parti genel merkezi önünde yaptığı açıklamada “Oydaş sayımız 3,5 milyon arttı. Milletvekili sayısını arttıran tek partiyiz” diyerek başarılı olduklarını savunmuştu.

Tabi Kılıçdaroğlu'nun üzerini örtmeye çalıştığı çok önemli bir gerçek var. CHP yakalama hatta geçme iddiasıyla yola çıktığı AKP'nin yarısı kadar oy toplayabildi. Bu nedenle 12 Haziran seçimi sonuçlarını CHP için başarı olarak görmek yanlış olur.

% 26'lık oy oranını CHP'ye gönül veren, CHP ile ilgili umut besleyen insanların eleştirmeye hakkı var. Bu partide yönetim kademesinde hiç görev yapmayanların “Şurada yanlış yapıldı” demeye hakkı var. Ama Baykal'ın, Önder Sav'ın, Kemal Anadol'un çıkıp “Kılıçdaroğlu başarısız” demeye hakkı yok. Çünkü sözünü ettiğim ekip yıllarca CHP'yi yönetti. Baraj altına düştüler başarısızlığı geçiştirdiler. Şartların en uygun olduğu seçimlerde aldıkları % 20 oyu başarı olarak gösterdiler.

Kılıçdaroğlu 6 ayda yapılabileceğin en iyisini yaptı. Yeni şeyler söyledi, umut verdi. Muhalefet görevini de başarıyla yapacağına, CHP'nin oylarını uzun vadede arttıracağına inanıyorum. “Eski” kafalılar gölge etmesin yeter…

Babalara selam olsun...

Sürekli okuyanlar bilir. Bu “Gün” meselesinden hiç haz etmiyorum. Anneler Günü, Sevgililer Günü, Öğretmenler Günü diyerek kapitalist sistemin “Tüketim çılgınlığı” na alet oluyoruz. Ama bu günlerden bazılarına öylesine özel anlamlar yüklenmiş ki köşede hiç yazmadan geçmek de olmuyor. Yıl boyunca pek çok “Özel” gün ile ilgili yazdım, söyledim. Şimdi Babalar Günü’nü atlarsak ayıp olur.

Zaten “Baba” lar bu gün işinde biraz üvey muamelesine tabi tutuluyor. Yaz aylarının ortasında Haziran’ın üçüncü pazar gününe savrulmuşlar, başka günlerde yapıldığının onda biri kadar bile gürültü çıkartılmıyor. Oysa “Baba”lar da yılda bir kez de olsa pohpohlanmayı hak ediyor. Bütün “Baba” lara selam yolluyorum. 20 yıl önce kaybettiğim babamı saygıyla anıyorum...

Bu haber toplam 2308 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.