1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bildik öğrenci olayları, provokatörlük ve “YÖK” başkanının talihsiz aç
Bildik öğrenci olayları, provokatörlük ve “YÖK” başkanının talihsiz aç

Bildik öğrenci olayları, provokatörlük ve “YÖK” başkanının talihsiz aç

Eleştirel yaklaşım ya da eleştirel akla çağrıda bulunmak herkes gibi öğrencilerin de en doğal hakkıdır. Yeter ki, şiddet ve hakaret içermesin. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak son zamanlarda

A+A-

Eleştirel yaklaşım ya da eleştirel akla çağrıda bulunmak herkes gibi öğrencilerin de en doğal hakkıdır. Yeter ki, şiddet ve hakaret içermesin. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak son zamanlarda üniversitelerde yaşanan olaylar, yumurta atma eylemleri, demokratik eleştirel hak olmaktan öte, tamamen aşağılayıcı, ürkütücü ve şiddeti özendirici eylemlerdir. Bu gençleri, bu tür kabul edilemez davranışlara sürükleyen örgütlü bir mihrakın olduğu göze çarpmaktadır. Her zaman olduğu gibi, şimdi de, kimi şer odakları kanı kaynayan gençleri kendilerine maşa yaparak kirli emellerine alet etmektedirler. Gençlerin, bu oyunlara gelmemesi gerekir. Tabi, güvenlik kuvvetleri de orantısız güç kullanarak provokatif eylemleri bastırmak adına abartılı şiddet kullanması da kabul edilemez. Daha yumuşak bir üslup ile eylemler püskürtülmelidir. Kaldı ki, o tür şer odaklarının isteklerinden bir tanesi de, polisin şiddet kullanmasıdır. Zira, böylelikle onların istekleri ve mağdur görüntüleri de bir ölçüde gerçekleşmiş olur.

Gerek CHP Genel Sekreteri Sayın Süheyl Batum’a ve gerekse Anayasa Komisyonu Başkanı ve Ak Parti milletvekili Sayın Burhan Kuzu’ya karşı yapılan davranış son derece çirkin bir davranıştır ve geleceğe yönelik tehlikenin ayak sesleridir. Tüm bu davranışlar toplum tarafından hoş karşılanmamaktadır. Kaldı ki, her ikisi de akademisyen kökenli ve üniversite camiasına yabancı değiller. Velev ki, öyle olmasa bile… Bu işin bir yönü…

İşin diğer bir yönü de, YÖK Başkanı Sayın Yusuf Ziya ÖZCAN’ın garip ve talihsiz açıklaması. Gönül isterdi ki, Sayın YÖK başkanı,  -Gereken tedbiri alamadık, keşke böyle tatsız olaylar yaşanmasaydı, üzgünüm” tarzında açıklamalar yaparak mağdurlardan özür dilesin.  Âcizane, YÖK başkanının “Siyasiler bu aralar üniversitelere gelmesinler” mealindeki açıklamalarını talihsiz bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Türkiye’de herkes, her zaman istediği yere özgürce gidebilmeli, kimse kimseyi aşağılamamalı, hakaret etmemelidir. Ne demek yani bu aralar siyasiler üniversitelere gelmesin? Bana göre, bu acziyetin ifadesidir. Üniversiteler kurtarılmış bölgeler midir? Polis teşkilatının görevi, olası bu tür girişimler karşısında tedbir almak değil midir? İstihbarat elemanları bunun için çalışmıyorlar mı? Düğmeye basıldığı ve bir takım provokatif eylemlerin gerçekleştirilebileceği istihbari bilgisi ilgililere ulaşmadı mı? Muhakkak ulaşmıştır. Yapılması gereken şey, tedbir alınarak ve sayıları bilinen provokatörlerin etkisiz hale getirilmesidir.

Eğer siz, -bu aralar siyasiler üniversitelere gelmesin- diyorsanız ve bunu da sağlarsanız, provokatörlerin ekmeğine yağ sürmüş olmuyor musunuz? Bence, böylelikle tam da onların isteklerini yerine getirmiş oluyorsunuz.

YÖK Başkanı maksadını aşan bu açıklamasından dolayı özür dilemeli ve üniversiteleri herkesin rahatlıkla gidip konuşabildiği mekânlar haline getirmek için çaba sarf etmelidir. Bu, onun görevi. Yoksa siyasileri üniversitelere sokmayıp tedbir aldığını zannederek rahat oturmak değildir görevi. Risk almadan tatlı su “YÖK” başkanlığını herkes yapar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.