İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bilemezsin

A+A-
Tek atı kaçıp giden yaşlı bir çiftçiyle ilgili kadim bir Çin hikâyesi vardır. Atının tek geçim kaynağı olduğunu bilen komşuları, onu teselliye koşarlar. Yaşlı adam teselli edilmeyi reddederek, Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?” der. Gerçekten de, birkaç gün sonra atı geri döner, hem de yanında vahşi bir atla birlikte. Yaşlı adamın dostları bu sefer onu kutlamaya gelirler. Kutlamaları reddeden ihtiyar, “Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?” der. Ve gene birkaç gün sonra yaşlı adamın oğlu vahşi ata binmeye çalışırken düşerek bacağını kırar. Dostları oğlunun talihsizliğinden duydukları üzüntüyü bildirmek için yine gelirler. “Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?” der ihtiyar. Aradan birkaç hafta geçer ve kasabaya, komşu ülkeyle savaşacak güçlü erkekleri askere almak için ordudan adamlar gelir, ama yaşlı adamın oğlu savaşacak durumda olmadığı için paçayı kurtarır. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?
Bilemezsin, bilemeyiz ne iyi, ne doğru, ne yanlış, ne hatalı bizler için, kendimiz için. Varsayımlar, planlar üzerine yaşanmaz ki bu hayat.. Göre göre, yaşaya yaşaya, anlaya anlaya, sindire sindire yaşıyoruz ve böylece bir şeyleri idrak ediyoruz, anlıyoruz. İlla ki bu olsun, şöyle olsun, bir de böyle olsun diyoruz ama bilmiyoruz ki hayırlı mı değil mi? İsteğimizin belki de bizim için çok da doğru olmadığını, bizim için hali hazırda başka güzelliklerin bekliyor olduğunu göremiyoruz bazen. Bazen diretiyoruz olmayacak bir şey için, bazen de hiç olmayacak bir şeye hiç düşünmeden evet diyoruz, onay veriyoruz. Hızlı davranıyoruz, bazen de gerçeği kavramadan hareket ediyoruz. Hayatın aslında bizim için en doğrusunu zaman içinde bize göstereceğini, yaşatacağını unutuyoruz ya da es geçiyoruz. Perdenin arkasını fark edemiyor, hatta hiç bir şeyi genel olarak görmek istemiyor, inkar etsek de aslında ayrıntılarda boğuluyoruz, yıpranıyoruz.. Bazen birisinin hayatını irdeliyor, yaptıklarını eleştiriyoruz. Bilebilir miyiz neler yaşıyor? Bazen birinin herhangi bir seçimini yadırgıyor, yargılıyor, anlamamakta direniyoruz. Bilebilir miyiz o bunu, bu kararı nasıl seçti, hangi aşamalardan geçti?  Bazen elimizdekinin yanlış, istediğimizin doğru olduğunu sanıyoruz. Bilebilir miyiz hangisi hayırlı? Bazen bir ağızdan çıkacak iki çift söz için yanıp tutuşuyoruz. Bilebilir miyiz o söz doğru? Bilemeyiz.. Hiç birini bazen yaşamadan, bazen okumadan, bazen görmeden, bazen de hiç tatmadan bilemeyiz. Gerçeği hatta “hangi gerçeği” bilemeyiz yaşamadan. O nedenle en doğrusu akışa bırakmak bazı şeyleri. Tabi bir de olduğu gibi yaşamak , anı , şu anı.. Anda kalmak ve düşünmemek, irdelememek ve elbette bir de güvenmek hayata. Her şeyin en iyisi ve bizim için en doğrusu olacak inancıyla, hissiyle..ve elbette “ Sevgiyle” ..
Güzel Bir Hikaye-  Tavam Küçük

Balıkçı üçüncü defa oltasına takılan alabalığı dereye geri fırlatır. Sonraki denemelerinde serçe parmağından büyük olmayan bir alabalık çeker, sevinçle gülümseyip Balığı sepete atar. Yanında balık tutmakta olan başka bir adam dayanamaz ve sorar : “Üç tane kocaman alabalık tuttun ve bunları tekrardan dereye attın, sonra da bu küçücük balığa sevindin ve onu sepetine attın. Hiç anlamadım bunu,  neden böyle bir şey yaptın?”  Balıkçı cevaplar:” Evet ama tavam küçük.” 
“Öğrendiklerini bir saat gibi cebinde taşı; ikide bir saati olduğunu göstermek isteyen insanlar gibi ortaya çıkarma; eğer birisi sana saati sorarsa söylersin; ama her saat başında saat kulesi gibi ötme!”
(Lord Chesterfield)
Bu yazı toplam 497 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.