1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bir bayram daha geçip gitti...
Bir bayram daha geçip gitti...

Bir bayram daha geçip gitti...

Televizyonlarda izledik, gazetelerde gördük... Her yıl olduğu gibi, bu Kurban Bayramı’nda da soluk soluğa bir kovalamaca izledik... Kurbanlık kaçtı, başta sahibi ve kasap olmak üzere hayvanın

A+A-

Televizyonlarda izledik, gazetelerde gördük... Her yıl olduğu gibi, bu Kurban Bayramı’nda da soluk soluğa bir kovalamaca izledik...

Kurbanlık kaçtı, başta sahibi ve kasap olmak üzere hayvanın peşine düşen düşene... Sonra kurbanlık kovaladı, peşindekiler kaçıştı... Kovalamacada kurbanlık üstün çıkınca, “Oley!..” diye bağıranlar oldu...

Ve de anguslar, bizim tosunlardan daha yaman çıktı!..

Bu kez kurbanlık sahibi ile kasaplar hüküm yürüttüler:

“Bunlar hayvan değil, canavar!..”

Yaşlı insanlar, kurban ve Kurban Bayramı üstüne hikâyeler anlattılar ve de derinden bir ‘aaahhh’ çekip, “Nerede o eski bayramlar” diye söylendiler...

Köşe yazarlarından bazıları da köşelerini fıkralarla süslediler... Bu yazarlardan biri de Milliyet’ten Hasan Pulur’du...

Hasan Pulur, “Ne haldeyiz?” başlıklı yazısının bir yerinde şöyle diyordu:

“Arife günü kahvede, laf kurbandan, kurbanın tarihçesinden açılmış...

Çok bilenlerden biri anlatmaya başlamış...

‘Efendim, çocuğu olmayan Hazreti Davut, Allah’a yakarmış:

- Yarabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeceğim.

Davut’un duası kabul edilmiş, Allah ona bir kız çocuk göndermiş, adını Ayşe koymuş...

Zaman geçmiş, çocuk  büyümüş, Allah’a kurban edilecek yaşa gelmiş, Davut kızını yatırmış, tam kesecek, meleklerden Azrail, gökten bir keçiyle inmiş:

- Ey Davut, kızının yerine bu keçiyi kurban et!

“Çok bilen, her şeyi bilen adam etrafına bakmış:

‘Şimdi anladınız mı?’

Dinleyenlerden biri ayağa kalkmış:

‘Ulan neresini düzelteyim? Hazreti Davut değil, Hazreti İbrahim, kurban edilecek çocuk kız değil erkek: Hazreti İsmail, gelen melek Azrail değil Cebrail, kurban edilen de keçi değil koç!

Ulan hangisini düzelteyim!”

Hasan Pulur’un yazı başlığı, “Ne haldeyiz?” değil miydi?

Ne halde olduğumuzu Ömer Hayyam yüzyıllar öncesinde gözümüze sokuvermiş:

“Bir elde kadeh, bir elde Kuran

Bir helaldir işimiz, bir haram

Şu yarım yamalak dünyada

Ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman.”

Bu haber toplam 634 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.