1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Bir bayram gezmesi
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir bayram gezmesi

A+A-

Uzun bayram tatilinin çok büyük bölümünü işte geçirdim. Anne evi, kayınvalide evi. Birkaç büyüğümüzü daha ziyaret ettik. Daha bizde torun tombalak yok. Yani gelen gidenimiz de yok.

Pazar günü(Bayramın 3’üncü günü) evde istirahat planlanıyordu. Ahmet Kobak Mitsubishi minibüsü ile Datça’daki tatilinden bayram öncesi döndü. Ahmet Küçükörs de zaten kurtlu. Artık boş günlerde yakın çevre gezileri başlıyor. Pazar günü maç falan da yok. Israrla “Bir yere gidelim” dediler. Gruptan Metin Karan pazar günü “Nöbetçi Gazeteci”ydi. Onlar gelemedi.

Saat 14.30’da bizi evden aldılar. Ben yine grubun mızmız adamı. “Trafik çok yoğun. Bugün gezmeye çıkanın aklı olmaz. Eve dönemeyiz” falan gibi gamlı baykuşluk yapıyorum.

Ahmet Kobak, minibüsü D-100’e çıkarttı. Doğuya, Adapazarı yönüne gidiyor. Daha o saatlerde D-100’de İstanbul’a dönüş yolu kalabalıklaşmış. Otoyolu görüyoruz. Orası da kalabalık. Nereye gideceğimizi de belirlemiş değiliz.

6 kişi bizim gezi minibüsünde gidiyoruz. Adapazarı kavşağından Arifiye tarafına döndü Kobak.. “Size Sapanca Gölü çevresinde tur attıracağım” diyor. Arifiye müthiş gelişmiş. Her tarafta fidan yetiştiren çiftlikler. Bir yandan da Araplar için villa siteleri yapılıyor. Arifiye’de göl kenarına indik. Herkes piknik alanlarına yayılmış. Müthiş bir kalabalık. Her yerden mangalda pişen et kokusu geliyor. Sapanca’ya girdik. Sapanca’daki gelişimin hızını görmeden anlayamazsınız. Bir yandan yeni siteler, yeni binalar, yeni AVM’ler yapılıyor. İzmit’ten giden Carrefour’un dev mağazası var. Bütün bu yapılaşmaya karşın, yine çok geniş park alanları var. Sapanca’da olağanüstü hareketliydi. Yine sahile indik. Kırkpınar yönüne gidiyoruz. Ben bu kez “Artık acıktım” diye mızmızlanıyorum. Sonunda sahilde bir yerde durduk. Rehber hala Ahmet Kobak.. Göl üzerinde iskeleye kurulmuş nezih bir Restaurant’a girdik. Balık, Palamut, Sardalya, Turna Mezgit. Mezeler. Göl üzerindeyiz, Sapanca Gölü pırıl pırıl. Mezeler geldi. Artık Ahmet Kobak, Ben ve Ahmet Küçükörs, 60 yaş sınırında yaşlıca adamlarız. Hanımlar içmiyor. Masaya gelen 50’lik yeni rakı zor bitti. Her şey mükemmeldi. Göl üzerinde uzun bir bayram keyfi yaptık. Hesap, adam başı 100 TL. Biz saat 19.00 gibi Kırkpınar’daki restauranttan kalktığımızda, artık bütün yollarda İzmit’e gidiş yönü tıkanmıştı. Ben yine “Dönemeyeceğiz eve, ne işimiz vardı bugün evden çıkmaya” triplerindeyim. Ötekiler pek fazla laf söylemiyor da, Handan Kobak “Kes mızmızlanmayı. Kocam ne güzel gezdiriyor sizi. Daha ne istiyorsun. Sen mi araba kullanıyorsun?” diye ağzımın payını veriyor.

Hanımlar tutturdu. Yeni yapılmış NG AVM var. Müthiş büyük ve lüks. Henüz tamamen açılmamış. Israrla, bir de burayı gezelim. Birer kahve içelim oldu.

Girdik. Ben hemen bir kafeye çöktüm, kahvemi söyledim. Etraf, tamamen Arap turist dolu. Mutlu gözüküyor insanlar, ellerinde de paketler dolu. Neyse, yaklaşık 1 saat sonra buradan çıktık. Sapanca’daki dev AVM’de yerel ürünler de var. Bölge insanı EV-CE diye bir marka yaratmış. Tarhana, ev eriştesi falan pek çok ürün var. İnsanlar para kazanıyor.

Dönüşte Ahmet Kobak bizi Sapanca yolundan getirdi. Maşukiye’ye kadar bu yol da çok kalabalık. Yavaş yavaş geldik. Maşukiye’den yola çıkmadık. Derbent, Balaban, Suadiye üzerinden yani arkalardan İzmit’e doğru çıkıyoruz. Arslanbey, Rahmiye üzerinden Alikahya’ya benim evin önüne çıktık. Saat 20.00 gibi evdeyiz. Kobak minibüsü bizim evin önüne çekti. Israrla davet ettik arkadaşları. Benim çöp fabrikası ve yeni stat manzaralı balkonumda Kobak, Küçükörs ve Ben, birer de küçük bira ile cila yaptık. Güzel bir bayram gezmesi oldu. Arkadaşlar gidince eşim Sapanca’dan aldığı Ev-Ce markalı erişteyi pişirdi. Yine Ev-Ce markalı domates sosuyla. Acıkmışım, iki tabak da erişte yedim. Bizim şehrimizde neden böyle yerel ürünler yapılmıyor diye hayıflanarak.

Sonbahar ve kış aylarında Ahmet Kobak, minibüsü ile bizi sık sık gezdirecek. Söz, hepsini size anlatırım.

Ne olur artık herkes işini düzgün yapsın

Tatilse tatil. İşte bitti. Pek çok kişi, 10 gün yan gelip yattı. Artık bugün hayat yeniden başlıyor. Bizim ülkemizin, bizim şehrimizin çok çalışmaya ihtiyacı var. Ülkemiz için üretmeliyiz, şehrimizde hayatı daha mutlu kılmak için çalışmalıyız.

İki hafta sonra okulların tatili de bitecek. Okullar açılana kadar bu şehirde yapılması gereken işler var. Son iki haftalık tatil döneminde çocukların eğlenmesi, dinlenmesi için de üstümüze düşeni yapmalıyız. Ama daha önemlisi çalışmak, üretmek. İçtenlikle, samimiyetle, özenle çalışmak. Mal veya hizmet üretirken, en kalitelisini üretebilmek için çalışmak.

İlimizde belediyeler açısından çok uzun bir yaz döneminin de fazla üretilmeden, fazla çalışılmadan geçildiğini düşünüyorum. Yapılması gereken o kadar çok iş var ki. Okul servis araçları için en uygun güzergahları belirlemek lazım. Okul servis araçları için park yerleri belirlemek lazım. Tramvay şehrin batısındaki okullar bölgesine ulaşacaktı. Hala tramvay yolunun yapımına başlanmadı. En azından eğitim yılının ikinci dönemine kadar tramvay yolunu okullara uzatmak lazım.

Haydi artık, tatiller bitti. Hepimiz bu şehirde daha çok çalışmaya, işimizi daha iyi yapmaya, daha çok üretmeye gayret gösterelim. Ülkemizin, şehrimizin olduğu kadar, tek tek bireysel olarak hepimizin buna çok ihtiyacı var.

Bir dahaki bayram Topel’e uçak gelir mi?

Gerçekten bu konuyu yazmaya utanıyorum. Ama bu şehirde havaalanı varken, bu şehrin uçak seferlerinden yararlanamıyor olmasını da içime sindiremiyorum.

Talebimiz Cengiz Topel’den dünyanın her yerine sefer yapılması değil. Ama uzun tatillerde, bayramlarda Türkiye’nin her yerine bu kentten çok fazla insan gidiyor. Kimi tatil bölgelerine, kimi memleketlerine gidiyorlar. Yollarda perişan oluyorlar.

Pazar günü Ahmet Kobak ve Küçükörs’le Adapazarı yönüne giderken minibüsün camından Cengiz Topel’i izledim. Türkiye’de faal 55 havaalanı var. Eminim hepsinde bayram günleri müthiş hareketlilik vardı. Bir tek Cengiz Topel bomboş. Otoparkı boş. Uçakların beklediği apron bomboş. Gelen giden yok. Havaalanı içinde insan yok. Çünkü sefer yok.

THY Avrupa’nın en büyük havayolu şirketi oldu. Türkiye’nin ve Dünya’nın her yerine uçuyor THY. Kârlı da bir kuruluş. Ama bir tek Cengiz Topel’e gelmiyorlar. Buradan sefer yapmıyorlar.

Umarım bir dahaki bayrama, uzun tatile kadar bu sorunu aşarız. Bize “Cengiz Topel’e gideceğine Sabiha Gökçen’e git” diyorlar. Sabiha Gökçen’e yolcu taşıyan şirketin arabalarına saldırıyor, arabamızı bile sokmuyorlar. İzmit’ten artık uçak olmalı. Bu ihtiyacımız, hakkımız. Çok yere değil. Antalya’ya, Dalaman’a olsun. Erzurum’a, Trabzon’a, Diyarbakır’a, Gaziantep’e olsun. Bu şehrin insanı da ama 300 kişi, ama 500 kişi, ama 1000 kişi, bayram tatilinde memleketine uçakla gidip gelebilsin.

Bir dahaki bayrama 10 ay var. Belki 2019 seçimlerinden önce bizim kentimizi temsil eden siyasetçilerin gücü, THY’yi Cengiz Topel’den de uçmaya ikna ederler.

Bu yazı toplam 2320 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum