1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bir fıkra ve örtüşen olaylar
Bir fıkra ve örtüşen olaylar

Bir fıkra ve örtüşen olaylar

Rüşvet, sadece günün olayı değil, geçmişte de yaşanmış ve hakkında fıkralar üretilmiş, edebiyata konu olmuş şiirler ve şikayetnameler yazılmıştır. Günümüzde yaşadıklarımızla aynen örtüşenler

A+A-

Rüşvet, sadece günün olayı değil, geçmişte de yaşanmış ve hakkında fıkralar üretilmiş, edebiyata konu olmuş şiirler ve şikayetnameler yazılmıştır. Günümüzde yaşadıklarımızla aynen örtüşenlerden birini alarak, toplumların kanayan yarası olan bu sosyal olayın gülerek ama ibretle irdelenmesini isiyorum.

Osmanlı devrinde, bir vali görevinden azledilmiş. Vali pelperişan bir halde, durumunu bir yakın dostuna ağlayıp sızlayarak yakınmış. Dostu onu dinledikten ve “sen sadrazamın ne derece altına düşkün olduğunu bilmiyor musun?” diye çıkışarak şu öğüdü vermiş: “Yanına iki kese altın al, çık sadrazamı huzuruna, altınları masasının üstüne koyup dileğini söyle, yalnız görevine iadeyle kalmaz üstelik dilediğin yere bile atanırsın” Vali, dostundan aldığı güvenceyle, yolunu yordamını bularak sadrazamın huzuruna çıkıp söylediklerini aynen yerine getirmiş...

İki kese altını sadrazamın masasının üstüne koyup dileğini söyleyince sadrazam öylesine bir kükremiş ki, vali feleğini şaşırmış.

Sadrazam, “şimdi kelleni aldırmadan yıkıl karşımdan” deyip ardından kendi kendine söylenircesine ve pesperdeden “sen beni Valide Hanın’da sarraf Osep mi sandın” diye mırıldanmış.

Vali, korkudan beti benzi atmış bir halde gelip dostuna çıkışmış ve olanları anlatıp “sen beni oraya işim olsun diye mi, yoksa kellemi aldırmak için mi gönderdin?” deyince dostu, “Sen kelleyi melleyi bırakta, sadrazamın son sözü ne idi onu söyle” demiş.

Vali, “Valla o hengamede sadrazamın, sen beni Valide Hanında sarraf Osep mi sandın diye söylendiğini duyar gibi oldum” deyince, dostu gülerek yanıtlamış: “işin olmuşta haberin yok. Valide Hanına git, iki kese altını sarraf Osep’e ver.”

Şimdi Türkiye bir rüşvet olayı ile çalkalanıyor, sarrafıyla marrafıyla fıkraya aynen uygun. Baş ve gövde dışarıda, yalnız kuyruğu, günah keçisi olarak içeride.

Dışardakilerin sorgulanmalarını isteyenler ise, hiddetten damarları şişmiş bir halde alı al moru mor olarak, müfteri, alçak, namussuz nitelemeleriyle suçlanıyor.

Ama ordu komutanlarından tutunda, bilim adamları, gazeteciler ve aydınlar, imzasız ihbar mektupları ve yasadışı dinlemeler dayanak yapılarak aylardır cezaevlerinde tutuklu ve yargılananmalarına iki gün kala yargıçlar değiştiriliyor.

Ey 12 Eylül 2010 tarihli Anayasa değişikliğine “evet” diyenler!

HSYK’nun neden değiştirildiğini, varsa şayet vicdanınıza sığdırabiliyormusunuz?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.