• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli 8 °C

Bir formül bulunmalıydı

İsmet ÇİĞİT
Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Tramvayı projesi şehir merkezi yönünde ilerliyor.  Yahya Kaptan’dan başlayan tramvay yolu çalışmasının alt yapı bölümünde bu bölgenin çektiği ve çekmekte olduğu sıkıntıları kent çok hissetmedi. Ama şimdi Şehir Rafet Karacan Bulvarı’nın bir kısmı kapatıldı. Yakındır.. Bekirdere, M.Alipaşa kazılacak. Sonra Şahabettien Bilgisu Caddesi kapatılacak.
Yani, yazın işimiz var ki, sormayın..
Bu arada tramvay yolu için kamulaştırılan Otel Asya bölgesindeki binaların yıkımı başladı. Yıkılacak binaların içindeki işletmecilere “Binayı boşaltın” tebligatları yapıldı. Malum bu bölge “Barlar Sokağı” diye adlandırılan bölge. Şehrimizi yöneten zihniyete göre, bu bölge “Günah Bölgesi”dir. Aslında tramvay projesi ile de bir taşla iki kuş vurulmaktadır. 
Ancak bu inatla bir yanlış yapılıyor. Barlar Sokağı bölgesi, İzmit için ihtiyaçtır. Orada çok düzgün çalışan, bu kentteki insanların hiç değilse bir bölümünün stres atmasını sağlayan işletmeler vardır. 
Barlar Sokağı bölgesinde bulunan, tramvay yolu nedeniyle kapatılmaya zorlanan işletmelerde pekçok kişi çalışıyor. Ekmek yiyor. Kenti yönetenler hiç bu bölgeye uğramamış, bu bölgedeki mekanlara girmemiş olabilirler. Alma bu şehirde o işletmelerden hizmet alan insanlar var. Alkollü içki satış ruhsatı almak çok zor bir iş. Binalar yıkılınca, bu binalarda alkollü içki veren mekan işleten kişilerin başka bir yerde bu ruhsatı kullanma şansı da yok. 
Oysa olmalıydı. Barlar Sokağı  şehrin bir bölgesine taşınabilirdi. Çok daha güzel, çok daha kontrol edilebilir hale getirilebilirdi. Bu konuda hiç kafa yormadılar. Bölgedeki işletmecilerin sesini, seçim döneminde sanki dinler gibi yaptılar, “Tamam bir çaresine bakarız” der gibi göründüler. Ama sonra hiç umursamadılar. Hele 1 Kasım seçimlerinde ortaya çıkan sonucun ardından, Barlar Sokağı’ndan yükselen sesleri hiç önemsemediler. 
Yazık olacak.  Barlar Sokağı yok edilirse, bu şehirde çok ciddi eksiklik otaya çıkacak. Kenarda köşede uyuşturucu kullananlar, satanlar artacak. Bu tür yerlerden keyif alan,  bu tür yerlerde arkadaşları ile eğlenip, stres atan gençler gidecek yer bulamayacak. İşletmelerinin bulunduğu binaların yıkılmasıyla boşta kalan işyeri sahipleri, bu işletmelerde çalışan insanlar perişan olacak. 
Büyükşehir Belediyesi yakın zamana kadar bu kentten yükselen muhalif seslere, aykırı seslere en azından biraz kulak verirdi. Atık o dönem de bitti. “Ben yaptım oldu” diye gidiyorlar. Yazık oluyor. Şehre yazık oluyor. Bu şehrin insanlarına yazık oluyor. 
Hala vakit çok geç değil. İzmit çevresinde Barlar Sokağı gibi bir bölge bulup, oluşturmak için hala vakit var. Biraz niyet lazım. İyi niyet lazım. Sizden olmayanları, size oy vermeyen, sizin gibi düşünmeyen insanları da düşünmek lazım. Unutmayın ki, bu kentte böyle insanların oranı, hala en az yüzde 50’dir.


*Telefon dolandırıcılığı almış başını gidiyor 
Türkiye’nin başında bir terör belası var. Can alıyor.. 
Bir de dolandırıcılık olaylarındaki inanılmaz patlama.. Can yakıyor..
Hırsızlık hep olmuştur. Evlere, işyerlerine bir şekilde girmiştir hırsızlar. Kap kaç modaydı bir zamanlar.. Yankesicilikten çok insanın canı yanmıştır.. 
Şimdilerde elektronik dolandırıcılık, cep telefonu ile dolandırıcılık aldı başını gidiyor.
Her gün yeni hikayeler duyuyorum. Özellikle internet üzerinden alışveriş arttıkça, elektronik dolandırıcılık da artıyor. Bir şekilde insanların kredi kartlarının ilk numaralarına, telefon numaralarına ulaşılıyor. Karşıda güzel bir kadın sesi.. Bıcır bıcır konuşuyor, inanılmaz gerekçeler ortaya koyup, ağına taktığı avının ağzından kartının tam numarasını, şifresini öğrenmeye çalışıyor.
Bunun dışında pekçok yöntem var.  “Bayırbuçak Türkleri için kampanya açtık” diyorlar, şehit acılarını kullanıyorlar. Sağlık Bakanlığını,  Maliye Bakanlığını, Emniyet’i kullanıyorlar.. 
Bu yöntemlere kanıp para kaptıran, “Yandım Allah “ diye bağıran pekçok tanıdığım var. Cep telefonunuz çaldığında bakmayacaksınız tanımadığınız numaraya, Ya da açtınız telefonu diyelim.. Sizden tanımadığınız biri bir şeyler istiyor, size  kişisel bazı sorular soruyorsa, bir yelere yardım toplamaktan söz ediyorsa, hemen kapatacaksınız telefonu.. 
Sizi dolandırmak isteyenler biraz telefon muhabbeti yapmaya kalkar, “Ben bunu işletirim” diye düşünürseniz, yanarsınız bilesiniz. Son günlerce çok hikayeler dinledim yakın çevremden bu konuda.. Bu işleri yapanların, bulaşanların sayısı hızla artıyor. Belki bazı bankalarda, bazı kurumlarda da uzantıları var bu dolandırıcıların. Ama kolay kolay da yakalanamıyorlar. 
Çok dikkatli olun. Tanımadığınız kimse ile sakın ha konuşmayın. Size sorular sorulara sakın cevap vermeyin.

*Bu yaz sezonu da yatarak geçmesin 
Karlı ve bol yağışlı geçen bir kış sezonunun sonuna geliyoruz.  Geçen yıl bizim ilimizde yerel yönetimler, en çok iş yapılabilecek dönem olan yaz dönemini boş geçirmişlerdi. 
7 Haziran’da seçim telaşı vardı.  7 Haziran’daki seçimler sonrası,  AK Parti’deki kayıp nedeniyle yerel yönetimlerde büyük bir şok yaşanıyordu. Şehrin nispeten tenhalaştığı, tam hizmet yapılması gereken dönemde belediyeler adeta yattılar. Bakım, onarım hiçbir şey yapmadılar.
Tabii, bu sezonun sonunda ilimizde cadde ve sokaklar daha perişan hale geldi. Başta İzmit olmak üzere bütün ilçelerde caddelerin, sokakların elden geçirilmesi gerekiyor. Alt yapı işleri yapıldı. Alt yapılar bitti, caddeler sokaklar onarılmadı. 
Kartepe’de, Başiskele’de, Gölcük’te caddeler sokaklar çok sorunlu. Yapılması gereken çok fazla iş var.. Havalar açar açmaz, nisandan itibaren, derhal büyük bir seferberliğin başlatılması gerekiyor. Haziran’da “Ramazan geldi” diye yatar, temmuz-ağustosta “Bu sıcakta iş olur mu?” diye beklersek, gelecek kış sezonunda bu kent çok büyük sıkıntılar yaşayacaktır.
Büyükşehir Belediyesi, il genelinde, bütün ilçelerde caddelerin onarımı için ihaleler açmıştı. Sanırım bu ihaleler sonuçlandı. Ama sorun büyük. Sadece Büyükşehir Belediyesi’nin ana caddeleri onarması, asfaltlaması ile bitecek gibi değil. Bütün ilçe belediyelerinin de yaz sezonuna hızlı girmesi gerekiyor. İlimizin her bölgesinde çok bozuk durumdaki ara sokaklarda onarım, asfalt yapılması gerekiyor. 
Kocaeli’nin önümüzdeki yaz sezonunu da yatarak geçirme lüksü yoktur. İlçe belediyeleri, bu konudaki bütün sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’nin üzerine atarak kendilerini sıyıramazlar. Bu kentteki bütün belediyelerin nisan başıyla birlikte harekete geçmesini, seferberlik ilan etmesini bekliyorum. 
*Saatinize bir göz atın 
Hoş, eskisi gibi kol saatleri kalmadı.  Çok ucuz olmasına rağmen, duvar saatleri de artık pek kullanılmıyor. İnsanlar, ellerinden düşürmedikleri sözde “Akıllı” telefonları aynı zamanda saat olarak da kullanıyorlar. 
Ama olsun.. Yine de çevrenizde bir yerde, evdeki bir komidinin üzeinde, işyerindeki bir duvarda bir saat olsa gerektir. Şöyle bir göz atın.. Dün gece yaz saati uygulaması başladı. Saatler dün gece 1 saat ileriye alındı. Gece yatarken saatinizi ileri almamış olabilirsiniz. Şimdi bakın, şimdi düzeltin.. 

İLERİ SAATE GEÇİŞ SIKINTILI OLUR 
Ekim ayının son haftasında saatler geri alınıyor. Saatlerin geri alınması genellikle sorun yaratmaz. Çünkü, saatler geri alınınca, ömrümüz bir saat uzamış gibi olur. Uyku için ayrılan süre,  en azından saatler geri alındıktan sonraki ilk günlerde daha artmış gibi gözükür. Kimse işine geç kalmaz. Çünkü saatlerin geri alınmasında işe geç kalmanın mazereti olmaz.
Ama mart ayının son hafta sonunda saatler ileri alındığında, sorunlar olabilir. Çalışanlar işlerine, öğrenciler okullarına geç kalabilir. Çünkü, hayatımızdan bir saatlik zaman dilimi kaybolmuş, silinmiştir. Saatlerin ileri alınmasından vücut saati de daha fazla etkilenir. Diyelim ki, her sabah saat 07.00’de kalkıyorsunuz. Saat 12.00’de öğlen yemeği, saat 19.00’da akşam yemeği yiyorsunuz.  Gece saat 22.00’de uykunuz geliyor, yatıyorsunuz. 
Şimdi birkaç gün zorlanacaksınız. Vücut saati, vücut kimyası bundan etkilenecek.  Bence, yeni saat düzeninde de eski alışkanlıklarınızı sürdürmelisiniz. Zaten sabahları, saatler ileri alındı diye 07.00’de kalkmak yerine 08.00’de kalkmak gibi bir lüksünüz olamaz. Yeni saate göre de 12.00’de yemeğinizi yemeye,  19.00’da akşam yemeğine oturmaya, 22.00’de yatmaya özen gösterin. Belki ilk bir hafta biraz sıkıntı çekersiniz. Ama vücut saatiniz kısa sürede yeni düzene göre, aynı akıllı telefonların yaptığı gibi kendisini ayarlayacaktır.
Siz önce, çevrenizdeki saatlere bakın. Hala bir saat ileri alınmamışsa, dakika şaşmayacak şekilde, özenle yeni saate göre ayarlayın.. 

*Sinek ve haşerat konusunda ciddi çalışmalar var mı? 
Uzun ve sıcak bir yaz sezonu var önümüzde. Kentin her köşesinde bataklık alanlar oluştu. Şu sıralar sinek larvaları bu bataklıkların içinde. Biraz havalar ısınsın, sinekler ortalığa dağılacak.
Geçtiğimiz yıllarda ilimizin belli bölgelerinde çok ciddi sivrisinek-haşerat sorunu yaşadık. Şimdi mücadele edilmezse, şimdiden bataklıklar kurutulmaz,  şimdiden larvalar yok edilmezse, yaz sıcaklarında bu şehrin pekçok bölgesinde sivrisinekler yüzünden yaşayamaz hale geliriz. 
Fuar Çevresi, 42 Evler, Körfez Mahallesi, Outlet Center çevresi, Eski Gölcük yolu bölgesi sivrisinek konusunda kritik bölgelerdir. Büyükşehir Belediyesi’nin çok yoğun mücadeleye başlaması lazım. Aksi halde, önümüzdeki yaz sezonu bu kentte bahçe düğünlerinde oturamaz, gece yatağınıza yattığınızda uyuyamazsınız. 
Şehrin çeşitli bölgelerindeki aşırı uzayan otların, çalı çırpıların temizlenmesi lazım. Aksi halde yine sıcak yaz günlerinde yılanlarla, haşeratla, kene ile, akreple uğraşmak zorunda kalabiliriz. 
*Türkiye mizah ülkesiydi 
Cumhurbaşkanımızdan tutun;  sokakta çöpleri toplayan vatandaşa; öğrenci gençlere; ev hanımlarına kadar. Hepimiz öfkeliyiz. Sanki bir şeylere kızgınız. Sokakta insanların yüzüne bakın. Gülmüyoruz. Herhangi bir yerde bulunurken, çevremde şöyle içten gelerek kahkaha atan bir insan duysam, gidip boynuna sarılıp, öpmek istiyorum.  Çünkü, bizim toplumumuzun neşesi kalmadı. 
Oysa Türkiye mizah ülkesiydi. Zeki Alasya-Metin Akpınar’la büyüdük biz. Levent Kırca’nın “Olacak o kadar “ serisinin yayınlanacağı gecelerde televizyonun karşısına kilitlenirdik. Türkiye’de kaliteli mizah vardı. Siyasetçiler, ülkeyi yönetenler de üslubu içinde mizahın konusu yapılırlardı. Bu ülkede her sayısı 1 milyondan fazla satılan mizah dergileri vardı. 
Bakın, Belçika,  çok büyük bir terör saldırısına hedef oldu. İnsanlar öldü, korktu. Belçikalılar bu büyük terör olayını, bu ülkenin yarattığı, bütün dünyanın tanıdığı çizgi roman kahramanı Tenten ile birlikte ele aldılar. Tenten’in mizahı ile, terör travmasını yenmeye çalıştılar.
Bizim Avanak Avni’miz vardı. Müjdat Gezen, Ferhan Şensoy, Kemal Sunal vardı. Hatta daha eskilere gidin; tecavüzcü Parçala Behçet’imiz vardı ama Vahi Öz, Cevat Kurtuluş da  vardı. 
Sahnede kimsenin dokunulmazlığı yoktu. Karikatürde sanatçının elini kimse tutamazdı. Bu ülke, Demirel’i, Özal’ı, Ecevit’i, Erbakan’ı az hicvetmedi. İnsanlar tiyatro sahnesinde ülkeyi yönetenlerle ilgili mizaha gülerdi. Eğlenirdi. Mizah, bu ülkede özgürlüğün önemli sembolüydü.
Şimdi, Yılmaz Morgül’ün hoplayıp zıplamasına, Recep İvedik’in yellenip küfür etmesine gülen bir toplum haline geldi. Bu kadar gergin olmak, siyaseti bu kadar mizahın dışına itmek, aslında  hepimizi  olumsuz etkiliyor.. Toplumdaki hoşgörüyü, toplumdaki yaşama sevincini köreltiyor. Mizah, hakaret değildir. Mizah, yergi de değildir. Sadece sosyal medyadaki abuk sabuk paylaşımlara gülen, mizahı fikrini beğenmediğimiz insanlarla alay etmek sanan bir nesil yetiştiriyoruz. Korkarım, sadece bugünleri değil,  geleceği de kaybediyoruz. 
Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37