1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Bir fotoğrafın hikayesi 
Bir fotoğrafın hikayesi 

Bir fotoğrafın hikayesi 

Geçen hafta pazartesi günü işbaşı yaptığımızda yazı işlerine gelen ilk haber Başkan İbrahim Karaosmanoğlu’nun 94 yaşındaki babası Necmettin Karaosmanoğlu’nun vefatıydı. 

A+A-

Cenaze, ikindi vakti, Yuvacık’tan kalkacaktı. Kendi kafamda bir gün akış hesabı yaptım. Cenaze töreni kuşkusuz çok kalabalık olacak, devlet büyükleri gelecek, yollar kapanacaktı. Ben gazeteden en fazla 1 saat ayrılabilirdim. Ama mutlaka Başkan’a ulaşmalı, taziyemi iletmeliydim. 

Saat 16.00’daki ikindi için, ben, Murat Yoldaş ve Ahmet Serimer, saat 14.00 sıralarında gazeteden çıktık, Yuvacık’a gittik. Yuvacık Merkez’de arabayı bıraktık. Sora sora Başkan’ın taziyeleri kabul ettiği, babasına ait evin avlusunu bulduk. 

Ben artık, bırakın uzun mesafeyi kısa mesafe bile yürüyemiyorum. Yokuş falan hiç çıkamıyorum. Taziye bahçesini bulunca, Başkan’ı gördüm, hemen yanına gidip, sabır, başsağlığı diledim. Sonra bahçenin uzak bir köşesine çekilip, dinlenmek için oturdum. 

Çok sevdiğim, değerli dost, Amerika arkadaşım Veysel Özkaraaslan’la bir köşede sohbet ediyoruz. Bahçe tamamen dolu ve akın akın insanlar gelmeye devam ediyor. Bir baktım, Başkan Karaosmanoğlu, eline taburesini almış benim yanıma gelip çöktü.

Kendi babasının cenaze töreni. Orada yüzlerce insan var. Ben utanmış, Başkan’ın yanına çökememiş; bahçenin bir köşesine gitmişim. Başkan yerinden kalkıp, benim yanıma geliyor. Murat Yoldaş da hemen fotoğrafımızı çekti. Başkan “Annen nasıl, kardeşin Nahit nasıl?” diye sordu. İşleri sordu, “Bir sıkıntın var mı?” diye sordu. Başkan, yanıma çöktü kaldı. Taziye için gelenler Başkan’a sarılıp öpüyor, sonra “Herhalde yanındaki bu adam da yakınıdır” diye beni öpüyor. 
……………..
Biz, ikindi namazını beklemeden gazeteye döndük. Başkan’dan izin istedim. Dönüşe geçtik. İtiraftır, Yuvacık arkasından dolaşırken Yuvacık Barajı’nın gövdesini ilk kez gördüm. Muhteşem bir eser. Gazetede Murat Yoldaş, bugün bu sütunlarda kullandığım fotoğrafı önüme koydu. 

Emin olun, o gece sabaha kadar Başkan’ın cenaze töreninde yanıma gelip oturmasını düşündüm. 
İzmit’te böyle bir itibara sahip olmak kolay iş değildir.  Ama benim kimsemle kavgam yok, husumetim yok. Saadet Partisi İl Başkanı da sever, MHP ile, BBP ile görüşürüm. CHP’de Cengiz ağabey benim abim. HDP’liler de en azından bana güvenir. 

Bizim sektördeki bazı arkadaşlar, bana gelip giden, konuşan siyasetçileri sevmiyorlar. Gönül koyuyorlar. Ben kim nereye gitmiş, kiminle konuşmuş takip etmem. 

Başkan Karaosmanoğlu ile muhabbetimiz 15-20 yıl öncesine belki daha eskiye dayanır. Hakkında çok yazı yazdım, eleştirdim. Hala bu kentte Büyükşehir Belediyesi’ni yeri geldiğinde benim kadar eleştiren yoktur. 

Ama Başkan bilir. Haksızlık yapmam, kalleşlik yapmam. O’nun sevgisini, güvenini istismar etmem. Bir tek gün bir yakınıma iş istemedim. İstesem biliyorum yapmak için çırpınır. Ama zorlanır. Benim de itibarım biter. SEKA Park’ta kafe istemedim. Bir tek ihalede taraf olmadım, Başkan’a bir isim vermedim. 

Kimi eleştirilerimde haksızlık yapmış olabilirim. Başkan’la dünya görüşümüz, yaşam şeklimiz, zevklerimiz farklı. Beni eşimle birlikte evinde ağırlamıştı. Başkan’la birlikte balık yemişliğimiz vardır. Karşısında ben rakımı içtim, O ayran içti. 
İzmit’te böyle biri olmak, böyle biri olabilmeyi çok uzun yıllar sürdürebilmek, gerçekten herkesin yapabileceği bir iş değildir. Babasının cenaze töreninde, etrafında yüzlerce kişi-ki çoğu çok önemli insanlar- varken, Karaosmanoğlu benim yanıma geliyor, oturuyor. Bu tablodan çok büyük gurur duydum. Bu tabloya layık olabilmenin hazzını hafta boyunca içimde hissettim. Başkan biliyor ki, ben kendisine büyük saygı duyuyorum. Yaptığı veya yapamadığı pek çok işi beğenmesem de Başkan’a inanıyor, O’na güveniyor ve bir insan olarak seviyorum. Ben de biliyorum ki, Başkan beni seviyor, güveniyor. Bir kere Kocaelispor konusundaki yazıma çok kızmış, 3-4 ay konuşmamıştı. Bunun dışında beğenmediği bir yazım olursa beni arar, kendi açısından olayı anlatır, içini döker. Hiç haksızlık yapmadım. Hiç saygısızlık, küstahlık, ukalalık yapmadım. 

Bir keresinde, eski gazete binasının önünde havuz başında oturmuş, ıhlamur içiyorduk. Hava kararmış serin ve yağmurlu. Baş başayız. Başkan “Benden bir isteğin, talebin olur mu?” diye sormuştu. Belki de deniyordu. İlk kez yüzümü kızartmış, “Başkanım ölmeden Amerika’yı New York’u görmeyi çok isterim. Ben kendi imkanımla gidemem. Bir fırsat olur, ABD’ye giderseniz, beni de götürün” demiştim. 

2 veya 3 ay sonra Büyükşehir’den aradılar. Pasaportumu istediler, “Maryland eyaleti ile kardeş olduk. Bir heyet ABD’ye gidiyor. Başkanımız gazeteci olarak sizi de kafileye davet etti” dediler. 

Başkan 13 saat gidiş, 13 saat gelişlik uçak seferinde kendisine ekonomik sınıftan bilet aldırmıştı. Ben THY’nin ABD uçağında Business sınıfta gidip geldim. Hoş, sonradan öğrendim, para da Belediye’den çıkmamış. Ama bana bu ayrıcalığı bile göstermişti. 

Başkan’ın babasının cenazesinde, baba evinin bahçesinde o kadar insan varken, gelip benim yanımda oturması, halimi hatırımı, ailemi sorması emin olun beni çok gururlandırdı. Herkes bilsin ki, ben İbrahim Karaosmanoğlu’nun insanlığına sonsuz bir güven ve sevgi duyuyorum. Ama buna rağmen de doğru bildiğim yolda işimi yapıyorum. O da buna saygı duyuyor. Bence çok önemli bir fotoğrafın hikayesini paylaşmak istedim. 

Yuvacık’ta, Karaosmanoğlu ailesinin baba evi bahçesinde Necmettin Karaosmanoğlu’nun vefat ettiği gün, taziye buluşması. Ben bir köşede Veysel Özkaraaslan ile sohbet ediyordum. Başkan gelip, yanımıza çöktü. Çok etkilendim ve gurur duydum. Paylaşmak istedim.
c1-046.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.